Şu oyuna bir son versek nasıl olur? "Aman o duymasın, aman bunun kulağına gitmesin" gerekçesiyle yıllardır devam eden "maaş karartma oyunu"nu bir kenara bıraksak. Daha şeffaf olsak. Milletvekillerinin maaşlarını her fırsatta dilimize dolamasak. Kendi kendimizi doğrulamak, şuna buna vurmak için malzeme üretmesek.
Şimdi Ankara'da bir yetkili çıksın ve hangi devlet görevlisi ne kadar maaş alıyor, açıklasın? Sanıyor musunuz ki bu mümkün? Emin olun değil. Belki bütçe uzmanları resmi rakamları söyleyebilir o kadar. Ondan sonrası sadece duyum veya tahminden ibarettir.
Örneğin, bazı devlet görevlilerinin maaşını kimse bilemez. Neden? Çünkü kâğıt üzerindeki ile gerçekler farklıdır. Bordroda öyle yazar ama... Ele geçen dudak uçuklatır.
Belki de haklılar. Geçim sıkıntısı nedeniyle bunalan vatandaş, sağa sola çatmak için bahane arıyor. Bulabildiği ilk isme, ilk resme saldırıyor. Bu tepkilerden daha çok milletvekilleri nasibini alıyor. Hem de 12-13 bin lira maaşları nedeniyle. Oysa vekillere çok görülen maaşları ikiye hatta üçe katlayan çok sayıda bürokrat mevcut. Lakin onların çoğu ya görünmez ya da dokunulmaz.
Kabul ediyorum. 6-7 yüz lira asgari ücretle ay sonunu getirmeye çalışan, ek iş yapan, gecesini gündüzüne katan o kadar çok insan var ki. Son 10 yılda makas daralmasına rağmen gelir dağılımı hâlâ öylesine bozuk ki... Her an bir öfke patlaması yaşanabilir.

***

Devletteki maaş çarpıklığı hakikaten tuhaf. Falanca bakana yakın bir müsteşar yardımcısı aklınızın alamadığı maaşlara erişebilmekte.
Hem de meşru yollarla. Bir telefon şirketinde, bir mobil operatörde, Ankara'daki gaz şirketinde, ilan kurumundaki yönetim kurulu üyelikleri ile inanılmaz kazançlar elde edilebiliyor. Ve bu tutarlar 30 bin lirayı bile aşabiliyor. İspatı ise kolay olmuyor. Alanla veren biliyor sadece. Ankara'daki bir enstitü başkanı veya İstanbul'da menkul kıymet piyasası ile ilgili bankaların yöneticileri hiç göze batmadan hakikaten iyi maaşlar alıyor. Alsınlar gözümüz yok. Ancak iki şartla...
1- Açık ve hesap verebilir olsunlar.
2- Kamudaki genel maaş anormalliğini gölgelemesinler.

***
Siz, yüzlerce milyar dolarlık bankacılık sektörünü düzenleyen, denetleyen isimlere 7-8 bin lira vereceksiniz; bankayı, mükellefi incelemeye gönderdiğiniz murakıp veya müfettiş yardımcısına 2-3 bin lira ödeyeceksiniz, sonra çıkıp, "Beğenmeyen gelmesin!" diyeceksiniz. İşte buna hakkınız yok. Bugün işler iyi giderken fark etmediğiniz o insanlar yeri gelir öyle kararlara imza atar ki bir bakmışsınız ülke ekonomisinin de siyasetin de yönü değişivermiş. Bu yön olumlu da olabilir, olumsuz da...
Tabii en büyük risk maaş konusu bir açıldı mı, bürokratlar arasından binlerce sesin aynı anda yükselmesi ve hiçbirinin memnun olmaması.
Öyle ya... Canınızı emanet ettiğiniz kalp cerrahı, banka murakıbından daha az önemli bir insan mı? Kuşkusuz değil. Vatan savunması için canını ortaya koyan askere, polise ne ödense az değil mi? Ve bu örnekleri çoğaltmak da olası.
O halde...
1- Kamu personel rejimi öyle yarım yamalak kanun hükmünde kararnamelerle değil, yapısal olarak yeniden masaya yatırılmalı.
2- Devletin, "üst düzey" diye tanımladığı görevlerini ifa eden ve sayıları birkaç bini geçmeyen özellikli memurlarına, tanımlı süreler için özel sektör şartları ile uyumlu mali haklar tanınmalı.
3- Mahrumiyet bölgelerinde çalışan hâkim, savcı, asker, polis, öğretmen için üçün beşin hesabı yapılmamalı. Can pazarındakilerin hiç olmazsa gelecekleri maddi teminat altına alınmalı.
Yoksa...
Ulus'taki başkan da Bakanlıklar'daki müsteşar da İstanbul'a tayin edilen memur da o paraları gönül huzuruyla yiyemez...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN