OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Kader eşiği nasıl aşılır?

Şurası bir gerçek ki dünya yeni büyük ağabey peşinde koşmuyor ama "küresel adalet için liderlik arayışını" sürdürüyor.
Dün, Başbakan Tayyip Erdoğan'la Mısır'daydık. Erdoğan'ı dinlemek için Kahire Üniversitesi konferans merkezini tıklım tıklım dolduran gençlerin gözündeki pırıltı ile Semiramis Otel'in Kleopatra salonunda toplanan iş adamlarının yüzündeki ifade tıpa tıp aynıydı.
"Refaha özlem. Demokrasiye açlık. Daha adil dünyada yaşam ideali."
Ve tüm bu umutları canlı tutacak yönetimi ve bölgesel lideri bulma çabası.

***

Türk-Mısır İş Forumu'nu izlemek üzere yola çıktığımızda, mihmandarımız "Mısırlı daha özgür ama eskisinden daha emniyetli değil!" derken adeta bu coğrafyanın özgürlük- güvenlik eksenindeki acı kaderini özetliyordu. Ama o kadere duyulan isyanın ayak sesleri, İş Forumu'nun düzenlendiği otele 100 metre mesafedeki Tahrir Meydanı'nda hâlâ yankılanıyor. Meydan, devrimin anıları ile süslü. Ölen gençlerin portreleri, otoriter rejime duyulan tepkinin şiddeti, duvar resimlerinde karşılık buluyor... "Fırçadan ve kalemden korkan rejim" mesajı ile çizilen tablo, zulüm ile abat olunamayacağını anlatıyor. Bu duygularla bilenen kitlelerin öfkesi Telaviv'e kadar uzanıyor. İsrail yönetiminin, Ortadoğu'lu diktatörlerle kurduğu ilişkiler ağı çöküyor. Mazlum milletlerin ahını alan militarist devletlerin güvenlik paranoyasına dayalı senaryoları iflas ediyor.
***

Mısır'a daha önce de gelmiştim. O tarihte, Türk girişimcilerinin İskenderiye'de temelini attığı fabrika da Kahire'de kurduğu 6 Ekim Sanayi Bölgesi de çok eleştirilmişti. Bir grup, "Türkiye'de işsizlik varken neden sermaye transfer ediyoruz?" demişti, bir başka grup, "Mısır'da sanayi bölgesi için arsa pazarlamak da neyin nesi?" diye kaleme sarılmıştı. İyi ki o günlerde, gürültücü etkin azınlığın sesine kulak verilmemiş. Bugün Mısır'da Türk işadamları 1.5 milyar dolara ulaşan yatırımları ile hem etkili bir aktör hem de 52 bin Mısırlıyı istihdam kapasitesi ile sözü dinlenen büyük bir güç. Mısır'ın özellikli konumu, ABD ile imzaladığı ticaret anlaşmalarının açtığı pencere Türk iş dünyasına da kazandırıyor. Kuzey Afrika başta olmak üzere zorlu pazarlarda edinilen deneyim, biriktirilen sermaye yine Türkiye'ye dönüyor.
***

Tabii bürokrasi her yerde aynı. Devrik Cumhurbaşkanı Mübarek döneminde başlatılan tüm işlere, imzalanan tüm kontratlara şimdilerde "öcü" gibi bakılıyor. Kararlar ağırdan alınıyor, yan ödeme beklentisi artıyor. Hatta bu tür durumlarda, bu tür ülkelerde olduğu gibi şehir efsaneleri alıp başını gidiyor. "Mübarek'in dışarıda 40 milyar doları varmış. Ülkeye getirilecek, 82 milyona dağıtılacakmış!" Oysa kalkınma zahmetli ve uzun bir süreç. Hayali kaynaklardan değil, alın teri akıtmaktan, katma değerli üretimden, rekabetten, yetişmiş insan gücünden, hukuk güvenliğinden geçiyor. İşte Türkiye bu noktada, "ilham kaynağı" olarak ön plana çıkıyor.
***

Ne zaman yurtdışına çıksak, izlenim yazsak bildik tepkilerle karşılaşırız. "Öyle diyorsun ama" diye başlayan itirazlardır bunlar. İçlerindeki ön yargıyı ve saldırgan üslubu ayıkladığınızda geriye genellikle ya özgüven eksikliği ya da takıntılar kalır. Lakin bütün bunlar, Türkiye'nin eksikliklerini görmemize engel değil. Nitekim Başbakan, "Mısır'ın şimdi çekmekte olduğu sancıları 10 yıl boyunca biz de çektik. Ama her kutlu doğum sancılı olur" derken Türkiye'de de dönüşümün devam ettiğini hissettirdi. Öyleyse gerekenler belli:
*Yeni anayasa. *Terör sorununun çözümü. *İfade özgürlüğü alanının genişletilmesi. *Yeni kamu yönetimi anlayışı. *Gelir Vergisi reformu. *Yargı süreçlerinin iyileştirilmesi. *Eğitimin kalitesinin artırılması...
Aslında listeyi uzatmak mümkün. Ancak özü çok net:
"10 yıl boyunca yapılan reformlar Türkiye'yi gündemde tutar. Bekleyen reformlar hayata geçerse Türkiye'ye sınıf atlatır!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN