OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Bölgesel senaryolar ve Türkiye

Şunu açıkça belirtmekte fayda var.
Türkiye'nin, "Arap Sokağı"nda giderek artan ağırlığı iki ana faktörden kaynaklanıyor:
1- Küresel sistemdeki adaletsizliğe yüksek sesle itiraz ve mazlum milletlerin sözcülüğü rolü.
2- Demokratik standartlarını yükseltmeyi, hukuk güvencesi içinde yaşamayı vaat eden, insan haklarına dayanan, refah toplumunu hedefleyen yolculuk.
Bu iki eksen birbirinden ayrı düşünülemeyeceği gibi sadece "Sünni Müslüman" kimliği ile bayrak dalgalandırmanın da bu coğrafyada sanıldığı ölçüde karşılığı yok.

***

Tabii ki başka gerçeklikler de var.
Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Ortadoğu halklarının gözündeki değeri ile bu ülkeleri yöneten kadrolardaki değeri aynı değil. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede demokrasi ile işbaşına gelerek ve her seçimde gücünü pekiştirerek gösterdiği başarı, Arap dünyası ve liderleri için farklı farklı anlamlar ifade ediyor.
Türkiye, statükoyu korumaya çabalayan "otokratik yönetimler" ile "demokratik dönüşüm bocalamasındaki" ülkelerin yerleşik zihniyetleri için bir bakıma tehdit olarak algılanıyor. Buna karşın, geniş halk kitleleri devreye girince denklem değişiyor. Mısır gibi kadim medeniyetten gelen, bölgesel ağabeylik yapmış bir ülkede, binlerce insan Türkiye'nin Başbakanını görmek için sokaklara dökülüyorsa, bu tablonun arka planını iyi okumak gerek. Düşünsenize, bizler hangi ülkenin lideri için Ankara'da meydanları aynı şekilde doldurabiliriz ki?
***

Şimdi, birbirine zıt ihtimalleri gözeterek "fikir jimnastiği" deneyelim.
1- Türkiye, 11 bin dolar kişi başına milli geliri ile ancak 30 bin dolar milli gelir seviyesinde mümkün olabilecek etkin dış politikayı sürdürmekte zorlanabilir. Umut verdiği çevre ülkelerdeki insanlar hayal kırıklığı yaşayabilir. Yani... Dış politikada da "hazmetme kapasitesi" önemlidir.
2- ABD Başkanı Obama, sıcak çatışma ihtimalini içeren her senaryodan uzak durabilir. ABD bölgesel çıkarlarını iddialı, dinamik ve ihtiraslı ülkeleri ileri sürerek korumayı deneyebilir. Türkiye'nin "bölgesel liderlik" arayışı, askeri seçenekle test edilebilir. Ancak, İslam âlemindeki imajı sarsılabilir.
Veya...
1- Suriye'de, Esad sonrasını hedefleyen Türkiye, ABD ve NATO'nun uzak durduğu değişim formülleri için Rusya ile pazarlığa oturabilir. Bu girişim batı ittifakını rahatsız etse de neticeye ulaşabilir.
2- Suriye sınırına konuşlandırılacak Patriot hava savunma sistemi, provokatif olaylara kapı aralayabilir. Rusya'nın kaygılarını doğrulayacak şekilde NATO'nun, bölgeye askeri yoğunluklu odaklanmasına yol açabilir.
***

Bu güncel veriler ışığında ise şunlar söylenebilir:
1- Ortadoğu'nun, karmaşık menfaatlerin kesiştiği belirsiz şartları her an yeni sürprizler yaratabilir.
2- Suriye-Irak çizgisinde gelişebilecek bölgesel sıcak çatışmalara taraf olarak girmek Türkiye'nin orta vadeli görünümünü bozabilir.
3- Kürt sorununu çözemeyen, terörü asgari sınırlara çekemeyen Türkiye, uluslararası aktörlerin yarayı kaşımasıyla gerilimin parçası olabilir.
4- AB vizyonu, demokratik- siyasi- hukuki- ekonomik reform ivmesi artmayan Türkiye, etrafındaki ülkelerin halkları için "ilham kaynağı" olmaktan uzaklaşabilir.
Özetle...
Bölgesinde söz sahibi Türkiye, evinin içini derli toplu tutmalı, kutuplaşma katsayısını azaltmalı, milli birliği güçlendirmelidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN