OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Ruslarla askeri diplomasi. Güçlükler, çözümler...

Suriye sahasına girdiği andan itibaren Ruslarla, şimdiye kadar olmayan yoğunlukta askerden askere diplomasi de başladı. Birbirlerinin çalışma esaslarını, emir-komuta kodlarını bilmeyen, farklı ekollerden gelen askerlerin, zorlu bir coğrafyada nasıl koordine olabildikleri oldukça hassas konu. Esasen Kasım 2015'teki uçak hadisesinden bu yana Ruslarla, incelenmeye değer askeri temas trafiği oluştu. Rus uçağının düşürülmesindeki iç komplo boyutu bir yana o gün eğer taraflar arasında işleyen bir mekanizma olsa idi, belki de maliyet bu kadar ağır olmayacaktı.
Neyse ki Cumhurbaşkanı'nın feraseti sayesinde, onarıcı adımlar atıldı ve Rusya ile neredeyse stratejik düzeyde ilişki geliştirildi. Nitekim, Ocak 2018'deki Zeytin Dalı Harekatı'nın yürütülmesi sırasında Ruslarla kurulan diyaloğun olumlu etkisi görüldü. Aynı şekilde İdlib'de 12 Türk askeri gözlem noktası oluşturulması ile bu koordinatların rejim saldırısından uzak tutulması da iki ülke liderlerinin emrini alan askeri yetkililerin işbirliği ile sağlanabildi.
Ve 22 Ekim Soçi Mutabakatı... Türkiye sınırından itibaren 10 km derinlikte ortak devriyelerin başlaması... Türk Genelkurmayı ile Rus Genelkurmayı'nı bir araya getiren bu hamle, arka plandaki müthiş kurmay faaliyeti ile ete kemiğe bürünebildi. Yıllarca sadece NATO konsepti ile çalışmış ve genelde Pentagon'la müzakere yürütmüş Türk Genelkurmayı için Ruslarla bir masa etrafında konuşup anlaşabilmek yepyeni tecrübeydi.
Peki, "Ruslarla askeri dilde nasıl ortak payda bulunabildi?"
Tek tek açıklayacak olursak...
Öncelikle Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir telefonla doğrudan birbirlerine ulaşabilecek duruma geldiler.
Rus askeri sisteminin, Sovyet geleneğinin devamını yansıtan yapısı nedeni ile kriz çıkaran meseleler yukarıya taşınarak çözülebildi. Bu anlarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le geliştirdiği güven ilişkisinin pozitif gücü çokça hissedildi.
Ruslar, nitelikli askeri problemlerin çözümü için Suriye'de Hmeymim Üssü'ndeki bir tümgeneralini görevlendirirken Türk tarafı da eşdeğer rütbede bir komutanı Akçakale'ye atadı. Ayrıca, ortak devriyelerin sürekliliği ve bu sırada karşılaşılacak risklerin bertaraf edilmesi için anlık bağlantı kurabilecek karşılıklı birer tuğgeneral de belirlendi.
Devriyeler "üç ana bölgede" biçimlendirildi.
Kamışlı'nın doğusu ve batısındaki hat. TSK kontrolündeki Tel Abyad'ın batısında kalan hat ve Ayn el Arap (Kobani) sınırındaki hat.
Ortak devriyelerin her iki ülkenin 4'er zırhlı aracı ile yapılması ve iletişim için tercüman bulundurulması kararlaştırıldı. Ki Rusların sınıra getirdiği Çeçen taburundakilerin Türkçe'yi anlaması da avantaja dönüştü.
Türkiye; haftada üç gün, Ruslar ise iki gün devriye yapılmasını önerdi. Devriye sıklığının, sıcak gelişmelere göre netleşmesinde uzlaşmaya varıldı.
Devriye faaliyetlerinin yanı sıra, kritik geçiş noktalarında Türk askerinin yol kontrol merkezleri oluşturması da benimsendi.
Özetle...
Türkiye, milli menfaatlerini gerçekleştirmek için yeniden inşa edilen küresel sistemin kurallarına göre oynamaya başladı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN