ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Niteliksiz raporlar ülkesi

En son Kayseri de açıkladı ve emin olduk; "üretim azalmış." Şu ticaret ve sanayi odalarının "birbirinin aynı" raporlarına bayılıyorum.
Misal Kayseri Sanayi Odası'nın 131 işletme üzerinde yaptığı anketle, katılımcıların yarıdan fazlası üretimin azaldığını, üçte ikisi finansman sıkıntısı çektiğini, yüzde 90'ı da işsizliğin artacağını savunmuş.
Doğrudur.
Zaten sorun da bu "doğru"da yatıyor.
Doğru fakat pek işe yaradığı söylenemez.
Zira "malûmu ilâm", hele ki yüzlerce örneği varken, değer yaratamıyor. Temel sorun, herkesin gördüğünü "fark ederek" fark yaratılamayacağında.
Elimde Kayseri benzeri yüzlerce rapor var.
Kriz sürecinde üretilmiş binlerce sayfa.
Söylemleri aynı; "küçüldük, öldük, bittik!"
Hal böyle olunca da bu raporlar ile amaçlanan "baskı grubu olarak sesini duyur" teranesi de işe yaramıyor.
Yerel bilgi, hele ki kriz zamanlarında son derece önemlidir.
Çünkü yerelin barındırdığı "özgün zenginliği" ve şartlardaki "özel halleri" bize anlatır.
Küresel kriz, herkesi etkisine alabilir. Hatta Türkiye de bu küresel yıkım dalgasının mağdurlarından olabilir. Fakat genelden özele inildiğinde, krizin her ülkede aynı şiddette yaşanmadığını görüyoruz.
Bu durum; illerimiz için de geçerlidir.
Krize coğrafya yerine sektörel yaklaştığınızda da "krize karşı direniş" öykülerinin farklılaştığını hissediyoruz. Hele ki firma özelindeki yaklaşımlar, bir diğerimize "çözüm alanında ilham vermede" inanılmaz yardımcı olur.
SİAD'ların, GİAD'ların ve yerel ekonomi STK'larının çalışmaları, işte bu noktada hayati önem kazanıyor.
Mesela istihdamı geliştirmeye yönelik uygulamalarda her ilin kendine has dinamikleri, "genel geçer" yaklaşımlardan daha çok işe yarıyor.
Bunu, 2001 krizinden çıkış sürecinde yaşadık. Bugün illerimizin kendi doğal zenginlikleri ve kabiliyet alanları üzerinde yeşerecek "krizden çıkış planlarına" ihtiyacı var.
Kayseri'nin yapabildiği fakat Malatya'nın yapamadığı yığınca iş var. Tersi de doğrudur ve Malatya'yı Kayseri'den hangi alanlarda öne çıkarabileceğimiz bilgisi, bir şekilde üretilmiş olmalıdır.
Bu bilgiyi ne yazık ki hemen her ilde var olan üniversitelerimiz üretemiyor. Tarım diyarındaki üniversitenin ziraat konusunda fakültesi dahi olmayabiliyor. Yaşadığı kente sırtını dönmüş, kendi surları içine kapanıp "harıl harıl" öğrenci yetiştiren yapılarıyla, ait oldukları ilin dinamikleri ve sorunlarıyla fazlaca ilgilenemiyorlar.
Devletin bu amaçla kurulmuş DPT, İGEME, KOSGEB, TÜBİTAK v.s kurumları yerelin gücünün farkında olmadığı gibi, sorunlara nitelikli çözüm üretme yetenekleri bulunmuyor.
Yerel medya ise ulusal gündemin fotokopisini üretmeyi "iş" sanıyor ve kentin geleceğindeki öneminin farkında değil.
Geriye, kent STK'ları kalıyor. Onlar da tıpkı TÜSİAD'ın ülke geneli için ürettiği "eleştiri raporları"nı taklit edince, yerel dinamiklerimize dair bilgi üretilemiyor.
Oysa kentlerimizdeki STK'lar, özellikle ekonomi STK'ları, odalar, dernekler, kendi "özel halleri" ve kentin "özel şartları" için bilgi üretmek zorundadırlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma kolaycılığının bir işe yaramadığı kesin.
Mesela elimdeki raporların sözümona "veri" niteliğindeki "her biri aynı yerden kopya" tablolarına bakıyor ve ne Türkiye'yi ne de o kentin durumunu görebiliyorum.
Fakat iş "mangalda kül bırakmamaya" gelince; sıra dışı olmak adına sıradan söylemlerle krize dair tespitlere mahkûm oluyoruz.
2001'den bu yana il bazında gayri safi yurtiçi hasıla bilgileri üretilmiyor. URAK benzeri bir kaç STK, illerimizin kendi dinamiklerine dair araştırma yapabilmiş. Onlar da güncel değil ve yerel ekonomi aktörlerinin işine yarayacak gibi değil.
Hal böyle olunca sorun geliyor ve zaten o kentte bulunan ticaret sanayi odası veya ekonomi STK'sının "tutumuna" dayanıyor.
Herkesin birbirinden rol çalma bezirganlığına soyunduğu ortamda krize dair ölçme, değerlendirme, politika oluşturma gibi uğraşlar da ortada kalıveriyor. Acaba kendi kentine dair "krizden çıkış stratejisi" üretme cesaretini gösterecek bir STK çıkacak mı?
Şehrinin işsizine, şehrinin girişimcisine, şehrin imkanları ve şartlarına uygun çözümler geliştirmek, "genel geçer söylem zırvalarından" daha değerli değil midir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN