ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

2011 ajandası

2010'da küresel krizin "şekil değiştirdiği" gelişmelere tanık olduk. Türkiye'nin performansı, "Hasta Adam Avrupa" ve derin krizdeki ABD'nin aksine, "parlak" sıfatına hak kazandı.
Hatta öyle ki bu parıltıyı "yükselen yıldız" övgüsüne dahi taşıyan uluslar arası yayınlar gördük. Hayat, geçmişe dönük "anlaşılsa" da "ileriye dönük" yaşandığından, 2011'den beklentiler, daha önemli hale geliyor. Batı'nın ajandasında "küresel kriz" yer almaya devam edecek. Uzak Doğu'nun gündemi, "müşterisi zorda olan üretici" sorunlarıyla dolacak. Özellikle Çin, bir yandan Batı'nın daralan ithalatından etkilenirken öte yandan iç talebin tırmanmasına daha yoğun tanık olacak. Emeğin pahalaşmasından, çalışma saatlerinin azalmasına ve çevre kirliliğine dek yeni sorunlarla tanışacak. İçerideki ajandamız, Batı'dan hala farklı gelişecek gibi görünüyor. Küresel krizin "teğet" alkışı yerini, seçim ortamında "ihtiyatlı iyimserliğe" terk edecek. Cari açık, Bütçe denkliği, Doların, Euro'nun nereye gideceği kadar şirketlerin geleceğini de sorgulayacağız.
Genişleyen ekonomide büyüyen şirketlerin yönetim zaafları, daha belirgin hale gelecek. Ekonomik iklim iyileşirken şirketleri batıran, nakit akışı veya müşteri kaybı değil, "kötü yönetim" olacak.
Yabancıların, büyük şirketlerimizden ziyade orta ve hatta küçük ölçekli firma satın almasının yoğunlaşacağı bir yıl yaşayacağız.
İhracatın 2011'de doğrusal artışını sürdüreceğini bekliyoruz. Fakat ithalatın da aynı "doğrusal denklemi" kullandığı hesaba katılırsa, burada olağanüstü iyileşme yaşanmayacak.
Yeni iş yaratmada 2011 daha iyi bir yıl olacak. İşsizlik, dramatik olarak düşmese de azalacak. Meslek liseleri altın değerine yükselecek.
Verimlilik arayışı, belki de 2011'in temel gündem maddesini oluşturacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.