ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Geç kalmanın bedeli!

Merkez Bankası'nın temel amacı fiyat istikrarını korumak...
Ayrıca finansal istikrar için de tedbir almakla görevli...
Bunu sağlamak adına, faiz ve faiz dışı araçları, etkin bir şekilde kullanır.
Son dönemdeki zorunlu karşılık oranlarının farklılaştırılması da aynı amaca yönelik uygulamalar. Cari açığın azaltılması adına adımlar atar...
Yukarıdaki ifadeler Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın para ve kur politikasına dair açıklamalarını yansıtıyor.
Şüphesiz tümü iyi fikir ve Merkez'in varlık sebebiyle örtüşen ifadeler.
Fakat bütün bu iyi fikirlerin ışığında dün yüzleştiğimiz ekonomik veriler var. Hele ki dış ticaret açığının % 106.8 artışıyla, bütün bu iyi fikirlerin, bir sebepten kötü fikre dönüşebildiğini görüyoruz.
Havuza dalmadan önce "derin nefes almak" iyi fikirdir.
Havuza daldıktan sonra "derin nefes almak" kötü fikirdir.
Çoğu kez "iyi-kötü" farkını, fikirden ziyade "zamanlama" belirler.
Son gününü yaşadığımız 2010'da; Merkez'in doğru adımları "zamanında" atmamış olmasının faturası, belirginleşiyor.
İhracatın %6 artışına karşılık ithalatın %36 oranındaki tırmanışı, "zamanında alınmamış tedbirlerin" önümüzdeki dönemi etkileyeceğini gösteriyor.
Yıllık 102 milyar $'da tıkanan ihracata karşılık 165 milyar $'a varan ithalatın gidişatı, kısa vadede finansal istikrar için tehdit oluşturmayabilir. Fakat orta vadede değil finansal istikrarı, Merkez'in asli görevi olan fiyat istikrarını da tehdit edecek riskler taşıyor.
Dış ticaret verileri, Merkez Bankası'nın; "maksimum" görev aşkı yüzünden, Türkiye optimalinin zedelendiğini gösteriyor.
Geç kalan Merkez; fiyata istikrar getirse de ülkeye fayda getirmeyebilir.
Okurlarımıza mutlu bir yeni yıl dilerim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.