ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Sorun kaynak mı?

Küresel kriz, herkesin diline "makul" bir gerekçe oturttu: "Kaynak yok." Makul diyoruz zira finansal yıkımın doğurduğu korku ve batan banka öyküleri, kredilerin artık bol keseden dağıtılmadığı dünyaya getirdi bizleri. Fakat 2008'den bu yana, neredeyse 4 yıl geçti. Krediye dönüşmeyip atıl tutulan paralar birikti.
Zenginler, bu süreçte nakit hale gelip paralarını vergi cennetlerinde havuzladı. Kimileri bu miktarın 21 trilyon $'ı bulduğundan söz ediyor. Gizlenen paraların hesabı ise bilinmiyor. ABD'de bankacılık sisteminde 1.4 trilyon $ var. Körfez sermayesinin tam olarak nerede konuşlandığı konusu tartışılıyor.
Madem para kaynakları baraj oldu, sorun nedir? İki sorun var. Birincisi sütten ağzı yanan finans sisteminin, yoğurdu üfleyerek yeme ısrarı. İkincisi de küresel krizde ikinci dip korkusu... Fakat para sahipleri, bütün bu aşırı ihtiyata rağmen, geleceği olan ve kârlı yatırımlara ilgi duymaya başladı.
Sıcak paracılar dahi, ballı getiri de olsa, ellerinin yanacağını gördü. Krizin dönüştürdüğü tutumların başında, reel ekonomiye dayanmayan, üretim tabanı olmayan spekülatif hareketlere eskisi kadar iştahlı olmamak geliyor. Hal böyle olunca dış kaynak temini için bu kurumlara muhtaç yatırımcılarımızın da kendi tutumlarını gözden geçirmeleri şart oluyor.
Düne kadar eğer yeterince garanti verilmişse, dış kredilerde tartışmanın odağı, miktar üzerine idi. Şimdi bu paranın nerede, nasıl ve hangi sürdürülebilir kârlı işte kullanılacağı da sorgulanıyor. Tam da bu noktada, Türk firmalarının neden yenileşime (inovasyon) ihtiyaç duyduğunu daha net görebiliyoruz.

BİZE ULAŞIN