ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Gitmeyi bilmek!

Ve hemen gidemedim / Ve artık gidemedim / Ve sonra hiç gidemedim... Edip Cansever böyle diyor. Gitmesi gereken ne düşünür bilinmez ama kalmaya heveslileri, şiirin devamında uyarmakta gecikmez şair; "Kurtuluş'ta son durakta bir tramvay ölüsü sanki ben; öylece kalakaldım." Eğer söz konusu ilişkiler ise, genelde, gidenin kaçak, kalanın korkak olduğu yorumuna dek esneyen bir kavramdır; gitmeyi bilmek.
Fakat gidilecek yeri değer yaratmak üzerinden tanımlarsanız, sistemin yorgunluğuna (entropi) varırsınız. Hele ki her şeyin hızla değiştiği dünyada... Bazıları gitmeyi bilmemeyi, "geriye gitmenin en hızlı yolu" diye tanımlar.
Aslında yönetişim de böyle tanımlıyor. Siyasi parti olsun, STK veya şirket; tepe yönetimine gelip bulunduğu yere kazık çakmayı "kurumsal zaaf" diye tanımlıyoruz. Sisteme yeni düşünce ve taze eylemlerin giriş ve çıkışını tıkamak, ölümcül hata sayılıyor. İlişki de böyle değil midir? Kangren olmuş özel hayatlar gibi; ilişkiden kovulmuşsundur ama farkında değilsindir.
Tecrübe? Bir yere kadar... Fakat nereye kadar? Geçmişte 30 yılda oluşan tecrübeyi, bilişim çağında 3 yılda devşirebiliyorsun. Üstelik tecrübe, dünden öğrenmektir ve yarına dair repertuarı kıttır.
Gençleri eğitme? Öğretmenin iyisi, zamanı gelince kendini gereksiz kılandır. Şayet sistemi tek kişiye bağımlı hale getirmişsen, ortada sürdürülebilirlik sorunu var demektir.
Koltuğuna güç verenler, zamanı gelince gitmeyi bilenlerdir. Koltuğundan güç alanların gitmeyi bilmesi güçtür zaten. Bu yüzden hayattan gitmeyi bildiren ölüm var koltuktan gitmeyi bildiren yasa var...
Edip Cansever ile yazıdan gitmeyi bileyim dedim; "Hepimiz kalakaldık / Elimizde tetiği çekilmeyen / Namlusu yönsüz bir tabanca gibi.../
İsteyen üzerine alınabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN