ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Hazinesinin dilencisi...

Dünyada yalnızca belirli bölgede yayılış gösteren bitkilere ENDEMİK deniyor. 3 kıtanın kavşağındaki Anadolu toprakları %34.4'lük endemizm oranıyla civar coğrafyalara parmak ısırtıyor. Gördüğünüz her 3 bitkiden biri endemik. 3 bin 500 türümüz var. 2 bin 500 endemiki olan Avrupa'nın tamamından da fazla. Yalnızca Antalya'da dahi İspanya'nın tamamından çok endemik sahibiyiz.
Sahibiyiz ama yararlanıcısı mıyız? Ne gezer... Bitki kaçakçılığının ana vatanı gibiyiz. Sebep, Allah'ın bize bahşettiği bu zenginliğin farkında olmayışımız... Casus biyologlar, yabancı araştırma kurumları ve turist koleksiyoncular, endemik toplayıp ülkelerine götürüyor.
Benim Anzer yakınlarında Buzpınar adında yayla evim var ve her ağustos oradan çalışırım.
Yörede, elindeki bahçıvan makasıyla bitki toplayan, fotoğrafını çekip, GPS ile coğrafi işaretleyip yurtdışına gönderen çok sayıda yabancı bilim insanı tanıdım.
Bazen köylülere kilosu 1 dolardan toplatılan, yerel kullanım bilgisini de derleyip götürdükleri endemikleri, kilosu 1000 dolardan kozmetik veya ilaç olarak yine bize satıyorlar. Tohum da aynı şekilde patentlenip bizden alınıyor; kendilerine mal ediyorlar.
Bana göre acilen endemik zengini bölgelerimiz milli park ilan edilmeli. Yöre halkına eğitim verilmeli ve kaçakçılığa karşı bilinçlendirilmeli.
Doğadan sökmek yerine bitkiyi üretme yoluna gidilmeli. Üretimi yapılan bitkinin doğadan sökülmesi yasaklanmalı. Sınır kapılarında biyolog çalıştırılmalı...
Ancak en önemlisi, sayıları 29'a ulaşan ve şu ana kadar 165 bin mühendis çıkaran Ziraat fakültelerimizin işini yapmasıdır. Ayağına çamur değmeden emekli olabilen hocalarımız ve aymazlığımız yüzünden kendi hazinemizin dilencisi oluyoruz.
Bu kadar endemik zengini ülkemizde eczacılık fakülteleri neden endemikle ilgilenmez? Para üstü verebilmek için insan 5 yıl okur mu? Zihnimizi değiştirmez isek darı ambarı üzerinde açlıktan ölen tavuğa döneceğiz, haberimiz olsun.
BİZE ULAŞIN