ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Türkiye’yi karalama yurttan sesler korosu

Üç tarafı deniz, dört tarafı sorunla çevrili bu coğrafyada, Türkiye'ye yönelik asimetrik ve çok katmanlı saldırıların giderek arttığını görüyoruz. Bu, ilk kez olmuyor. Ne zaman ülkemiz bir atılıma geçse, benzer algı operasyonlarının hedefi olduk, karalandık, hor görüldük, alay edenler oldu. Ancak Türkiye'yi karalama korosuna "yurttan sesler" katılımında böylesine artış yaşamamıştık.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "ülkemiz aleyhine estirilen havalar oldu" diyor ve şu tespiti yapıyor:
"Bu oyuna gelip aramızdaki bazı arkadaşların, kusura bakmasınlar, ülkemizdeki ekonomik durumun sıkıntılı olduğuna dair açıklamalar yapacak kadar yanlışa düştüklerini de ve bunu toplantılarda yaptıklarını da duymak bizi üzmüştür." Kendi ülkelerinin krizini göremezken Türkiye'yi not kırarak krizlere sürüklemek istediler, başaramadılar. Kırılgan Beşli dediler, cari açık üzerinden vurmak istediler, olmadı... Dövizi çıldırtmak, gece yarısı kararlarıyla Merkez'in faiz ayarını bozmak istediler, ekonomi yine direndi. Mega proje müteahhitlerini içeri aldılar, durmadık.
Fakat ülkede işlerin yolunda gitmediği algısını oturtmaya çalışanların en sinsileri içimizden çıktı. Hatta bunları biz ekonomi bürokrasisinde, hükümette ve kendi STK'larımızda gördük. Misal 2011'deki rekor büyümemiz %8.8 iken kabineden birileri "küresel kriz ikinci dip yapabilir, frene basalım" dedi. Onlara göre büyüme yavaşlamalı, 5'inci vitesten 4'e inmeliydik.
2012'de neredeyse rölantiye düşüyor ve büyümeyi %2.2'ye indiriyorduk.
10 yıl öncesine gitmeye gerek yok... Son rekor büyümenin yaşandığı 2017, aslında büyümediğimiz, aksine duraksadığımız hatta bir krize doğru sürüklendiğimiz beyanatlarıyla doluydu. Kimler mi?..
Muhalefetin bunları söylemesi, bir dereceye kadar anlaşılabilir. Fakat hükümet içinden, ekonomi bürokrasisinden bunları duymaya ne demeli?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işaret ettiği, tam da bunlardır. Felaket tellalları yetmezmiş gibi bunlara koro hizmeti verenlerin sayısı, sandığımızdan fazladır.
Benim "Türk tipi muhalif ekonomist" tanımım var; "son 2 krizin 8'ini bilen ekonomistler..." Bunları kast etmiyorum.
Başında olduğu kurumun başarısını dahi "hayra yoramayan" kadrolardan söz ediyorum.
Bir davaya zarar vermenin en sinsi yolu, bile bile yanlış gerekçeler ileri sürerek o davayı savunmaktır.
Erdoğan'ın işaret ettiği tipler, tam da bunlardır ve yapıcı eleştirileri özenle ayrı tutarak diyorum ki, Türkiye'yi karalama korosunun teşhisi ve tasfiyesi artık zorunlu hale gelmiştir.
BİZE ULAŞIN