TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
MELİHA OKUR

Hangi piyasa?

Pazar akşamı CNN Türk'te yayınlanan "Başkent Kulisi" programında Sabah, Hürriyet, Zaman ve Referans gazetelerinin Ankara temsilcileriyle birlikte, "Ekonomik kriz ve Kürt meselesi" tartışıldı. Programı hazırlayan Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila ile Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin, dönüp dolaşıp, "Türkiye'nin IMF programına ihtiyacı var mı yok mu?" sorusunu bir kez daha sorma ihtiyacını hissetttiler.
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu, bizim gazetenin arı gibi çalışan Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu ve Referans Gazetesi'nin "IMF" diye diye dilinde tüy biten Ankara Temsilcisi Erdal Sağlam, çok net, "Başka yol yok" dedi.
Cahit Sıtkı Tarancı boşuna, "Haydi Abbas vakit tamam!" dememiş. Türkiye'nin IMF yolculuğu da o misal.
Kaybedecek vakit yok!..
Türkiye acilen IMF ile masaya oturmak zorunda. Kriz çoktan kamunun kapısına dayandı. Kamu finansman dengesi alarm veriyor. Maliye Bakanlığı cuma günü bütçe gerçekleşmesini açıklayacak.
Beni bütçe açığı korkutuyor, devletin gelirleri düştü, kasa bomboş kalacak. Hoş, yıl sonu için 48 milyar lira açık hedefi konuldu. İddia ediyorum, bütçe açığı 80 milyar liranın altında olmayacak.
***

Peki, niye oyalanıyoruz?
Siyasetçi, seçim kaybetme riskini göze alamıyor.
IMF, dikensiz gül bahçesi değil ki? Acı bir reçete, üstelik gelir dağılımı dengesizliğini artırıyor. Türkiye'nin düşük gelir grubu tüketemeyince talep daralıyor.
İşsizlik patlıyor. Malum, bu krizde ihracat durdu. Dolayısıyla sıkıntı çok daha büyük.
Zaten biz Türkler, son dakikacıyız. Yumurta kapıya dayanmadan karar veremiyoruz.
Eğer 2009 yılı başına kadar IMF ile bir anlaşma yapmış olsaydık, şimdi cebimizdeki 40 milyar dolar ile daha rahat olacak, bozulan kamu finansman dengesi sıkıntısını daha kolay halledecektik.
İhracatçının nefes aldığı bir programa imza atabilecek, üreticimizi ithalatçıya karşı koruyan bir programın sahibi olacaktık.
Yine yapamadık...
***

Krizin öncü dalgası küçük ve orta boy işletmeleri (KOBİ) devirdi. Küçükler biterken büyük holdingler dimdik ayakta kaldı.
Bankalarımız likit.
Fakat kriz kamuya sıçradı.
Açıkçası piyasa aktörleri ve klasikleşmiş anlayışlar, Türkiye'yi ve IMF programını doğmadan öldürdü.
Yine üreticinin, ücretlinin mahvolduğu bir kısır döngüye girdik. Bedel; hiçbir şekilde tahsilat yapamayan kamu maliyesi ve işsizlik olarak karşımıza çıktı.
Geçen hafta sonu "AK Parti. org" sitesinde Başbakan Erdoğan, "Ben, sürekli piyasa aktörleriyle görüşüyorum. Bana IMF'ye gerek yok diyorlar" dedi. Galiba piyasa oyuncuları aldıkları yanlış pozisyon uğruna ülkeyi feda ediyorlar. Çoğunun gözü dönmüş. "İşler yolunda" diyenler, merak ediyorum, acaba hangi piyasayı anlatıyor?
Türkiye, eğer IMF anlaşması yapmayacaksa derhal erken seçime gitmeli.
Çünkü 2011'de yapılacak seçime kadar IMF'siz Türkiye yürüyemez, çakılır...
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN