MELİHA OKUR

Bu ülkede kaygı tavan yaptı!..

Haber çarpıcı. Geçen hafta BBC'de izledim. ABD'nin Afganistan ve Irak yolculuğu analiz edildi. ABD, 2001'den 2010'a kadar geçen dokuz yılda Afganistan ve Irak'a 2 milyon asker göndermiş. Şaşırdım. İşin daha da önemli yanı Afganistan ve Irak'a gidip dönen 300 bin asker ise travma sonrası stres tedavisi görüyormuş. Konu ilgimi çekti. Sonuçta ABD'nin bölgeye gönderdiği asker, savunmaya ayırdığı pay, savaş harcamaları ve lojistiği göz önüne alırsak, orta vadede bu yükün tek başına taşınması zor.
O halde ABD ne yapabilir?
Kolay yanıtlanacak bir soru değil. Biliyoruz ki, Türkiye'nin de içinde yer aldığı coğrafyada yeni bir model ülke yaratılıyor. Bu ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri açıdan lider ve örnek ülke olma kriterleri yükseltiliyor. Stratejistlere göre, "Yeni bir elbise dikiliyor. Elbise çoktan biçildi!" diyorlar.

***

Öyle ya, elbiseyi biçenler kim? Hiç şüphe yok, adres belli. Başta Irak olmak üzere İran, Kafkasya, Afganistan ve Pakistan'a yerleşmek isteyenler. Türkiye, bu coğrafyada niye önemli? Görünen köy kılavuz istemiyor. Türkiye'nin jeopolitik konumu engelleri aşıyor. İtiraz edebilirsiniz ama çoğu analist, "Soğuk savaş döneminde NATO'nun doğu jandarması olan Türkiye'ye konjoktürel olarak bu görev yeniden verilebilir" yorumu yapıyor.
Türkiye durumun farkında.
Jeopolitik konumunun kendisine sağladığı avantajları kullanmak istiyor. Fakat çekincesi var. Hem Dışişleri Bakanlığı, hem de Genelkurmay Başkanlığı; "Kesinlikle Müslüman bir ülkede silah çekmem. Bu ülkelerde ağırlığımın olması için bana ekonomik, siyasi ve askeri açıdan destek verilmesi gerekir. Ya benim gibi laik demokratik bir ülke, ya da İran modeli bir devlet. Seçim sizin" diyor. Stratejistelere göre, kim iktidar olursa olsun Türkiye gelecekte bu yolda yürümeye devam edecek.
***

Bulunduğumuz coğrafyada iki kiritik ülke, İran ve Irak'a odaklanmalıyız.
Çünkü İran gerilimi yılın ikinci yarısında yön değiştirebilir. İran'ın vereceği kararlara bağlı olarak petrol fiyatları gelişmelerden etkilenir. Malum, dünyanın kalbi Hürmüz Boğazı'nda atıyor. Günde ortalama 17 milyon varil petrol bu boğazdan geçiyor.
Irak'ta ise seçim yapıldı ama henüz merkezi hükümet kurulamadı.
Enerji, Dışişleri ve Güvenlik bakanlıklarının kimde olacağı belli değil. Üstelik Irak'taki Merkezi Hükümet'in Suriye ve Suudi Arabistan'la ilişkileri terör yüzünden iyi değil. O nedenle bölgeyi izleyenler Türkiye ve İran'ın Irak tavrına odaklandı. Türkiye ve İran, "Irak'ta Kürtler, Şiiler ve Sünniler birlikte hükümet kurmalı" diyor.
İki ülke denge politikası izliyor. Geniş tabanlı koalisyon hükümetinden yana tavır koydular. Merkezi hükümetin güçlü parametrelere sahip olmasını istiyorlar. Türkiye, Suudi Arabistan'ın ve Suriye'nin istediği siyasi mimariyi kendi üzerinden etkinleştirebiliyor.
Kaygının tavan yaptığı Irak'ta Türkiye'nin izlediği politika ilginç değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN