MELİHA OKUR

Citigroup'un vasiyetnamesi

ABD, kâğıt ekonomisinin röntgenini çekti. Dodd Frank adıyla 2003 sayfalık bir kanun hazırladı. Bankacılık dahil çok geniş bir düzenlemeyi içeren yasada yok yok. Bankaların yurtdışındaki yatırımlarında çoğunluğa sahip olma hakkı dahil her şey düzenlenmiş. Fakat krizin 2007'den bu yana çok örselediği bankacılıkta bozulan ayar bir türlü düzeltilemiyor.
Çünkü ABD ve AB'de otoriteler çok salakça işler yapıyorlar. En büyük salaklık, sonu gelmeyen stres testleri! Bu test ise bankaların olmayan riskini tetikliyor. Bu yetmezmiş gibi şimdi ikinci bir salaklığa daha imza atıldı. ABD ve AB'de de büyük bankalardan "Will" yani vasiyetname isteniyor!
Bankaların mirası sorgulanıyor.
Rehavet dönemine girdiklerinde veya öldükten sonra ne yapacakları soruluyor.

***

Bankalar, ya ölecek, ya olacak!
Bankacılar kurumlarını yaşatmak için portföylerini düzenleyip, iştiraklerini satıyor, nefes almaya çalışıyorlar. Sizce bu iki test sürdükçe ABD ve AB'de bankacılık kesimi huzur bulur mu?
İşte ABD'li finans devi Citigroup. Geçen hafta 19 bankayla birlikte stres testine girdi, dört bankayla beraber sınıfta kaldı. Çaresiz, hem Dodd Frank kanunu hem de stres testi ve vasiyetname yüzünden portföyünü tanzim etmeye başladı! Henüz uygulanmayan BASEL III'e cankurtaran simidi gibi sarıldı. İlk iş 2007'de yüzde 20 hissesini aldığı, alım opsiyonları için öncelik istediği Akbank'taki hisselerinin yüzde 10'unu satacağını açıkladı.
***

Açıklamanın geldiği gün 29 milyar lira yani 16.1 milyar dolarla piyasa değeriyle Akbank İMKB'nin en değerli şirketiydi.
Satış haberi yetti.
Yatırımcının yüreği hopladı! Vasiyetnamesini hazırlayan, evinin içini düzenlerken elindeki en kolay satabileceği ürünü bir çırpıda satışa çıkaran Citigroup, yüzde 10 hisseyi ne şekilde, nasıl bir süreçte ve hangi fiyata satacak? Hiçbir şey belli değil.
Burada duralım ve eski SPK Başkanı Ali İhsan Karacan'ın kulaklarını çınlatalım. "Akbank yabancı ortak alacağına yurtdışına açılıp yabancı banka alsa daha iyi olmaz mı?" demişti.
O zaman duymazdan geldik. Meğer ne kadar haklıymış!
***

Bankalarımızın ölçeği küçük, o yüzden bir türlü global banka olamadılar, pasif global bankacılığa soyundular.
Sonuç ortada. Bankacılık sistemimiz çok hızlı büyüdü...
BDDK ve Merkez Bankası bundan çok memnun kaldı ama hızlı büyüme risk demektir. Çok övündüğümüz bankacılık sisteminden yabancılar bir bir çıkıyor.
Acaba niye?
Diyeceğimiz; kamu, bir an önce global banka olma yolunda bankacılık sistemini teşvik etmeli... Artış beklentisine rağmen cari açık yüzünden ülke notu bir türlü yükselmiyor. Bu da finansal pozisyonla makro çerçevedeki riski artırıyor.
Titanik battığında zengin de ölmüştü, fakir de...
Çoğu kere vasiyet hazırlamaya dahi vakit kalmayabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN