MELİHA OKUR

MHP yol ayrımında!

Adana, Hatay, Mersin. Bu üç ilin MHP tarihinde çok önemli yeri var. Ana rahmi dersek yeridir. Geçen hafta Hatay'daydım. Pamuk tarlalarını, nefessiz kalan ve çıkış yolu aradığımız sınır kapılarını gezdim. En önemlisi dostluk ve barış şehri Hatay'dan 4 Kasım'da yapacağı kongre öncesi içine dönen MHP'ye bakmayı tercih ettim. MHP'de fırtına öncesi sessizlik sürüyor.
Evin içinde durum ne?
Pek fazla söz söyleyen yok. Açıkçası durumu hep birlikte 5 Kasım'da göreceğiz. Ancak ortada bir realite var. MHP tabanı dönüşüm istiyor.
İşte soru da bu. Acaba Devlet Bahçeli bu dönüşümü yapabilir mi? Genel başkan olur olmaz tabana, "Çek senet tahsilatı suçlamalarına meydan vermeyin!" diyen ve ülkücüleri sokakta kavga etmekten çekip alan Devlet Bahçeli'ydi.
12 Eylül sonrası çil yavrusu gibi dağılan ülkücüler emre uydu. Sokaktan çekildiler. Fakat sokakta siyaset yapmakla sokaktan çekilmeyi de birbirine karıştırdılar. Bu yolculuk MHP'yi içine döndürdü.

***

"Muhafazakâr demokratım" diyerek 10 yıl önce siyaset sahnesine oturan AK Parti, ürettiği siyaseti sokakla yani milliyetçilikle bütünleştirdi. Başbakan Erdoğan'ın AK Partisi yavaş yavaş bu boşluğu da dolduruyor. Bu durumda Türkiye'nin MHP'ye ihtiyacı var mı? İşte konuşulması gereken konu bu. Elbette kararı kongre sonrasında MHP'liler verecek. MHP Kongresi'nin nasıl bir sonuç doğuracağı her açıdan önemli. Önümüzdeki dönemde siyaset serleşecek. MHP sert bir tutum mu takınacak, yoksa yumuşak bir geçiş mi yapacak?
Çünkü sorun Devlet Bahçeli'nin gidişinde ya da kalışında değil; MHP'nin bundan sonra hangi siyasi güzergâhı izleyeceğinde. CHP'nin ulusalcı ve laik, AK Parti'nin dindar milliyetçi politikaları arasında sıkışan bir MHP var karşımızda.
Acaba Bahçeli'ye rakip olan Koray Aydın MHP'nin değişim talebini karşılayacak isim mi?
Ülkücüler bunu oylayacak. MHP'nin, siyasi güzergâhına kimsenin tek başına yön veremeyeceği kesin. Mesele bu.
***

Aydın, kongrede 350 delegenin desteğini sağlarsa, MHP'nin olağanüstü kongre toplayan partiler kervanına katılacağı kesin. Bu da MHP'nin misyonunu tartışmaya açar. Parti içindeki güven bunalımı zirve yapar. Hatta, Bahçeli'nin de gülümseyerek dinlediği "12 Eylül zindanlarındaki işkenceler karşısında susan bir kısım ülkücü, 2000'lerde hatıra anlatarak itirafçı oldu" değerlendirmelerini doğrular refleksler ortaya koyacak yorumu bile yapılıyor.
Alparslan Türkeş ülkücülerin başbuğu. Bu tartışmasız. MHP, Türkeş döneminde tek başına barajı aşamadı hiç. MHP'liler unutmamalı ki, bir dönem dışında Bahçeli, MHP'yi baraj altı bırakmadı. TBMM'ye soktu, iktidar ortağı yaptı.
Başarılı oldu mu? Tartışılır. Diyeceğimiz, MHP'de evin içinde tansiyon yükseliyor! Bu da MHP misyonu tartışılacak demektir. Zaman zaman büyük işgüzarlıkla 50 yıldır kendisini Türkiye Cumhuriyeti'nin "bekçisi olarak gören bir kadro" ilk defa bu misyona bu kadar yaklaşmışken, iç iktidar kavgasına girdi.
Devlet Bahçeli'nin çember dışında tuttuğu Şefkat Çetin'i şimdiden genel merkeze yerleştirmesinin adı sizce ne?
NOT: 4 gün yokum. Görüşmek üzere.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN