MELİHA OKUR

Bu alkış neyin nesi...

Peş peşe enerji zirvelerine ev sahipliği yapıyoruz. Bugün sahnede Atlantic Council var. Konuşmacılar ve konuklar aşağı yukarı aynı. Enerjide ortalığı saran kakofoniden sıkıldım. Büyük hedefler koyup, küçük adımlar atıyoruz. Oysa jeopolitik okuma kültürümüz zayıf. Çıkarlarımızın ne olduğunun farkında değiliz. Hesap yapmıyoruz. Örneğin, Cumhuriyet'in 100'üncü yılında 500 milyar dolar ihracat diye yola çıktık; üretimimizin yüzde 20'si enerji. Uzmanlar "İzmirliler kömüre, Rizeliler suya karşı" diye kamuoyundaki sivil dayanışmayı eleştiriyor, yerli kaynakları proaktif kullanamadığımızı söylüyorlar. Rusya'dan 400, İran'dan 500, Azerbaycan'dan 350 dolara doğalgaz alıyoruz. Petrolü ithal ediyoruz. Botaş ve TPAO'nun kurumsal gelenekleri bugünün dinamiklerine uygun değil. TPAO'dan beş yılda 127 mühendis ayrıldı.
Enerjide arz güvenliğini sağlamakta zorlanıyoruz.
Cari açığımızın ana nedeni enerji ithalatı.
Henüz bir komşumuzdan sağlam bir petrol ve doğalgaz sahası alamadık. Üstüne Irak, yönetim zafiyetleri yaşayan TPAO'yu kovdu. Uluslararası Enerji Ajansı, Irak'ın 2035'te petrol gelirinin 5 trilyon doları bulacağını öngörüyor. Burnumuzun dibinde doğan Küçük İsviçre'ye bağlı olarak Kürt sorunu bu zenginlik parametresinin önemli bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

***

Bir kere yeni dünya düzeninde var olmak için su, enerji ve gıda sorununu çözmek zorundayız. Enerjide 54 bin megawatt olan kurulu kapasite 140 milyar dolar ihracat yapmamıza yetiyor. 2020'de kurulu gücümüz 84 bin, 2023'te de 100 bin megawatt olacak. 500 milyar dolar ihracat yapmak için 100 bin megawatt enerjiye ihtiyaç var. Ancak 10 yılda 150 bin megawatt kapasiteye nasıl ulaşacağız? Hangi kaynaklardan üreteceğiz?
Hedef güzel ama hesabı iyi yaptık mı?
Kömür yüksek maliyet yüzünden ilgi görmüyor.
Eğer nükleer enerji devreye girerse 5 bin, rüzgârdan 6 bin, inşaatı süren hidroelektrik santraller dahil 25 bin megawatt elektrik elde edeceğiz. Açığı yüzde 98'i ithal edilen doğalgazla karşılayacağız. Gaz nerede? İş dönüp dolaşıp, yüzyılın oyunu doğalgaza ve boru hatlarına dayanıyor.
***

Çıkış yolumuz dünya konjonktürünü dikkate alan akılcı bir politika, kaynak çeşitlenmesini sağlayacak yeni doğalgaz arz kaynaklarını geliştirmek, bir de iki yeni LNG terminali ile Şahdeniz 2 gazının Türkiye'ye ulaşması.
Irak ve Doğu Akdeniz'in gazına, üçüncü paralel Mavi Akım'ı yapmaya ihtiyacımız var.
Peki, biz ne yapıyoruz?
TANAP'tan alacağımız gazı "iç piyasada kullanacağız" demek yerine "Edirne üzerinden Yunanistan veya Bulgaristan kanalıyla AB'ye taşıyacağız" diyerek boru hattının finansmanını sağlayacak kurumların işi sürüncemede bırakmasına yol açıyoruz. Son dönemde BP ile arası açık ve sorunlu olan TANAP'ın patronu Socar'ın istemeye istemeye yüzde 29 hisseyi BP-Stat Oil ve Total'e satmasını alkışlıyoruz.
Sahi bu alkış neyin nesi!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN