Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKUR TEMSİLCİSİ İBRAHİM ALTAY

Şehitlerin isimleri ve fotoğrafları

Türk Edebiyatı dergisinin eski yazı işleri müdürü... Sözle Direnmek ve Mısralarla Konuşsak kitaplarının müellifi...
Hayatını öğrencilerine adamış bir muallim, bir vakıf insan... Ayla Ağabegüm aradı.
6 Eylül 2016, Salı günü...
Günlük gazeteleri topluca okumuş.
Sabah gazetesinin şehit haberini birinci sayfadan vermediğini fark etmiş. İç sayfadaki haberde ise şehitlerin isimlerinin geçmediğini görmüş; müteessir olmuş.
Kendisi ile her iki konuyu da müzakere ettik. Şehit haberlerinin ilk sayfadan, büyük puntolarla duyurulmaması bir sıradanlaşmanın yahut önemsememenin tezahürü değil. Bizim de ısrarla telkin ettiğimiz bir sorumlu yayıncılık anlayışının neticesi.
Terör, yaptığı eylemden çok onun medyadaki yansımasıyla ilgilenir; bu bir gerçek. Terör saldırılarıyla ilgili haberleri abartılı bir duygusallıkla; ajite ve dramatize ederek vermek, medya farkında olmadan terör kampanyasının bir parçası haline getirebilir. Bu da bir gerçek...
Kaldı ki bu haberler genellikle ilk sayfadan kısaca anons ediliyor.

***

Elbette bu yaklaşım, şehit haberlerinin görmezden gelinmesi anlamına gelmiyor. Doğru biçimde verilen şehit haberleri toplumu hem bilgilendirir hem de bilinçlendirir.
"Şehidin ismini görmek isterim.
Şehidin resmini görmek isterim.
Nereliymiş, ailesi hangi şehirde, kasabada, köyde mukimmiş; bilmek isterim. Belki bir yakınımdır, belki tanıdığım biridir. Ona karşı olan görev ve sorumluluklarımı yerine getirmek isterim." Böyle diyor Ayla Ağabegüm...
Ve söylediklerinde haklı... Şehit haberleri, haberin unsurlarına riayet ederek verilmeli.
Şehitlerin adları, görevleri, memleketleri yazılmalı. Cenaze töreni yahut tabut görselleri kocaman açılmamalı ama şehidin hayattayken çekilmiş, mümkünse gülümseyen bir resmi konulmalı.

***


'Türbanlı kadın'
Çeşitli Avrupa ülkelerinden çarşaf, türban, burka, burkini haberleri gelmeye devam ediyor.
Fransa'da burkini ile denize girmek yasaklanmış, Fransız polisi bir kadını zorla plajdan çıkarmış...
İspanya'da iki erkek burka giyen hamile bir kadının karnına tekme atmış. Bu kişiler tutuklanmış.
İngiltere'de peçe takan bir kadın, kendisine terörist diye bağıran bir başka kadının saldırısına uğramış.
Türk medyası bu haberleri nasıl veriyor; dikkat ediyor musunuz?
Genellikle tesettürlü kadın fotoğrafları ile.
Sümeyra Keleş Yerkel bu durumu eleştiriyor:
"Kanaatimce bu tarz haberlerde vurgu yapılması gereken asıl nokta, Müslümanlara karşı duyulan nefret saikiyle uygulanan şiddet ve vahşet olmalı. Ancak haberlerde kullanılan görseller ne yazık ki dikkati başka yöne çekiyor. Yani, çarşaflı ve peçeli bir Müslüman kadına...
Şiddeti uygulayan kişiler, şiddetin kendisi ve nefret bu görselin gölgesinde kalıyor." Okurumuz haklı... Bu fotoğrafların çoğu internetten 'çarşaf', 'peçe', 'burka' filan yazıp arama yapılarak bulunuyor ve haberde sözü edilen kişilerle alakası bile olmuyor.
Olsa bile... Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık haberlerinde temel ilke bellidir.
Haksızlığa, ayrımcılığa, zorbalığa maruz kalan kurban ve mağdurların fotoğraflarını yayınlamak onları bir kez daha kurbanlaştırır, bir kez daha mağdur eder.
Doğru olan zorbayı ya da suçluyu ifşa etmektir. Onun fotoğrafı kullanılmalıdır. Habere konu olan eylemin faili odur çünkü.

***


Hollanda ve Fransa
Geçtiğimiz hafta içinde Paris'te yapılan gösterilerde onlarca kişi orantısız polis gücüne maruz kaldı, yaralandı, tutuklandı. Gazeteciler polis tarafından tartaklandı, çekim yapmaları engellendi, makineleri kırıldı, gözaltına alındılar.
Ana akım Fransız gazetelerinin çoğunda bu konuyla alakalı tek satır bile haber yer almadı. Birkaç istisna hariç Türkiye'deki medya kuruluşlarının da Fransız gazetelerinden aşağı kalır yanı yok. Paris yanıyor; haber olmuyor.

***

Sabah muhabiri Fatih Özyar Hollanda'da gözaltına alındı. 15 saat boyunca bir hücrede kaldı, kendisine yiyecek ve su verilmedi.
Suçu: Hollanda hükümetinin yabancılara uyguladığı ayrımcılığı anlatan videolar hazırlayan İsmail İlgün ve arkadaşları ile röportaj yapmaya gitmekti.
Olayın kamuya açık bir alanda gerçekleşmesi, muhabirimizin gazeteci olduğunu beyan etmesi ve basın kimliğini ibraz etmesi neticeyi değiştirmedi. Konu gerek yerli, gerekse yabancı basın meslek kuruluşlarının ilgisini çekmedi. Üç maymunu oynadılar.
Muhabirimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Son bir hafta içinde yaşanan bu iki hadise de gösteriyor ki Fransa ve Hollanda'da basın özgürlüğü ihlalleri kaygı verici düzeye ulaşmış durumda. Bu ülkelere seyahat etmeyi düşünen okurlarımız dikkatli olmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA