İBRAHİM ALTAY İBRAHİM ALTAY

Haberler nasıl kaldırılır?

Son bir ay içinde 30'dan fazla okurumuz kendileriyle alakalı eski tarihli haberlerin kaldırılması ya da değiştirilmesi için Okur Temsilcisi'ne müracaat ettiler.
Kimileri şikâyetçi oldukları haberin yanlış ya da eksik bilgiler içerdiğini iddia ediyorlar. "Haber yanlış, mağdur oluyoruz" diyorlar. "Bizi kötü göstermişsiniz ama işin aslı öyle değil" diyorlar. "Ben o davadan beraat ettim, suçsuz olduğum anlaşıldı; ama sizin haberleriniz yüzünden herkes beni öyle sanıyor, insan içine çıkamıyorum" diyorlar.
Kimileri ilgili haberin güncelliğini yitirdiğini, arşivlerde durmasının da bir anlamının olmadığını söylüyorlar.
"Geçmişte ne olduysa oldu; şimdi yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum ama her yerde bu haberler karşıma çıkıyor; yapamıyorum" diyenler de var "Bilmem kaç yıl önce yaşanmış bir olay. Zaten cezamı çektim, çıktım.
Daha ne istiyorsunuz" diyenler de.
Geçmişte yapılmış bazı haberler yüzünden evlenemediklerini, iş bulamadıklarını, hatta ev bile kiralayamadıklarını yazan okurlarımızın sayısı hiç az değil.
Bazı okurlarımız ise üçüncü şahısların zarar gördüğü gerekçesiyle çalıyor kapımızı. "Çoluğunun çocuğunun ne suçu var. Şimdi anlamıyorlar ama bir iki yıl sonra bu haberleri okuyacaklar, hayatları kararacak" şeklinde gerekçelendiriyorlar taleplerini.
***
Bütün okurlarımıza üzülerek aynı yanıtı veriyorum: Ombudsmanlar olarak bizlerin gazetede yer almış herhangi bir içeriği yayından kaldırma yetkimiz yok. Bize ulaşan talepleri gazetenin hukuk servisine iletebilir ve bazı tavsiyelerde bulunabiliriz.
Somut eleştirilerin olduğu durumlarda şikâyete konu olan haberi meslek ahlakı bakımından değerlendirip, doğrusunu yanlışını araştırabilir, bu konuda yazı yazabiliriz. Fakat yapabileceklerimiz bunlarla sınırlı.
Bir adım daha ileri gidersek, sadece ombudsman değil, gazetenin yazı işlerinde çalışan hiç kimse bu konuda bir karar alıp uygulamaya mezun değil. Yetki bütünüyle hukuk servisinde...
Sabah gazetesinin hukuk birimi ise bu neviden taleplerin kendilerine mahkeme yoluyla iletilmesini istiyor.
Bu da son derece haklı ve anlaşılır bir ilke. Çünkü arşiv bir gazetenin tarihidir, hafızasıdır, sicilidir. Bir tuşa basarak silinmesi, değiştirilmesi mümkün olmamalıdır.
***
Şikâyet ettikleri konularda okurlarımızı haklı bulduğum durumlarda bile kendilerine 'kanun yolunu' önermekten başka bir seçeneğim yok maalesef.
Kanunda bu sorunu çözmek için iki yol önerilmiş. Kısaca onları anlatalım.
Kişiler 'özel hayatın gizliliğini ihlal' durumlarında önce doğrudan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na başvurup sayfaya erişimin 'tedbiren' engellenmesini isteyebilirler.
Bu tedbir geçicidir. Başvuru sahibinin 24 saat içinde konuyu Sulh Ceza Mahkemesi'ne taşıması gerekir.
Mahkeme de 48 saat içinde başvuruyu neticelendirip bir karar vermek zorundadır.
Hakaret, iftira, küfür, aşağılama gibi 'kişilik haklarına saldırı' durumlarında da tek yetkili Sulh Ceza Mahkemesi'dir. Hâkim şikâyeti ivedi biçimde değerlendirir ve 24 saat içinde karar verir.
Eğer okurlarımız haklı olduklarını düşünüyorlarsa, haberlerin yayınlandığı siteleri tek tek arayıp uğraşmak yerine bu yolu tercih edebilirler.
***

Okurlarımıza mecburen mahkeme yolunu öneriyorum ama vicdanım gazetelerin de bu konuda standartlar belirleyip inisiyatif almasının gerekli olduğunu söylüyor.
İlle de arşiv bütünlüğü korunmak isteniyorsa, bunun yolu haberleri zamanda dondurmaktan değil yaşatmaktan ve gerektiğinde öldürmekten geçer.
Dijital hafızanın sonsuzluğu gerçeğiyle yaşamak zorunda olduğumuzu düşünmüyorum.
Kanaatimce mesele özel hayatın gizliliğini ya da kişilik haklarını ihlal eden haberlerden ibaret değil. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 2015'te verdiği kararda işaret edildiği gibi bireylerin 'unutulma hakkı' olmalı.
Talep geldiği takdirde güncel olmayan, alakasız haberler kaldırılmalı.
Bu konuyu da ilerleyen yazılarımızdan birinde tartışalım.

***


Hanut sezonuna hazır mıyız?

Hanut tartışmalarını nasıl büyük bir keyifle izliyorum anlatamam.
İşler dayanılmaz hale geldikçe 'artık yeter', 'bu çılgınlığa bir son vermek lazım' diye feveran eden biriyim. Bu yüzden yazılanları okudukça inanılmaz mutlu oluyorum.
İthamları, ifşaları, savunmaları son derece yararlı buluyorum.
Neticede saklayacak bir şeyimiz yok; değil mi?
Malum, bahar ayları geldi, yaz ayları yaklaşıyor. Hanut sezonu açılmak üzere. Aldığım duyumlara göre tatil hanutçularının gönül yayları gevşemeye başladı bile.
Dilerim bu tartışmalar en azından yangından, ya da vücuda dik gelen zararlı güneş ışınlarından, birkaç parça değerli eşyayı kurtarmamızı sağlar.

BİZE ULAŞIN