İBRAHİM ALTAY İBRAHİM ALTAY

Enformasyon düzensizliği ile nasıl mücadele edilir?

Enformasyon düzensizliği günümüzün en önemli sorunlarından biri... Bu düzensizlik medya aracılığıyla, medyayı da kullanarak, ciddi bir iletişim kirlenmesine, kirliliğine yol açıyor.
'Sosyal medyada gördüğünüz her şeye inanmayın' demekle sorunun çözülmediğini görüyoruz. Çünkü gazeteci arkadaşlarımız ne kadar uyarırsak uyaralım benzer hatalara düşmekten kaçınamıyorlar.
Gerçek ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı dolaşıyor.
Bu yüzden Dan Brown'ın son kitabı Başlangıç'ta da geçtiği gibi "Artık yalan haberler de gerçek haberler kadar değer taşıyor."
***
Avrupa Birliği tarafından yayımlanan bir rapor geçti elime.
Hazırlayanlar: Claire Wardle ve Hossein Derakhshan. Konu:
Enformasyon Düzensizliği.
Hepimizin hayatını derinden etkileyen bu olgunun tanımlanması, kaynaklarının anlaşılması ve boyutlarının farkına varılması bakımından yararlı bir çalışma.
Raporda enformasyon düzensizliği üç başlık altında incelenmiş:
'Kötü enformasyon', 'yanlış enformasyon', 'dezenformasyon'...
Bu üç başlık kabaca zararlı ve yanlış şeklinde özetlenebilecek iki kategori altında ele alınmış.
'Zararlı' kategorisi altında 'kötü enformasyon'un alt başlıkları olarak 'sızıntılar', 'taciz' ve 'nefret söylemi' anlatılıyor.
'Yanlış' kategorisi altında 'hatalı bağlam' ve 'yanlış yönlendirici içerik' konuları açıklanıyor.
Bu ikisinin kesiştiği kümede yer alan, yani hem 'yanlış' hem de 'zararlı' olan 'dezenformasyon' başlığının altında ise dört madde var. Bunlar: 'Yanlış içerik', 'aldatıcı içerik', 'manipüle edilmiş içerik' ve 'imal edilmiş içerik' olarak sıralanmış.
***
Raporda verilen örneklerde de belirtildiği üzere enformasyon düzensizliğine yol açan bu mesajları öncelikle tasarlayanlar, sonra da yayımlamak suretiyle üretenler ve yayımlanan mesajları dağıtanlar var.
Medyanın rolü burada önem kazanıyor.
Dikkat çekilen hususlardan biri de mesajları tasarlayanların, üretenlerin ve dağıtanların farklı kişi ve kurumlar olabileceği. Hataların bir kısmı kasıtlı olarak yapılırken bir kısmı acelecilikten, yetersiz gazetecilikten ve dikkatsizlikten kaynaklanabiliyor.
Yani yanlış ve zararlı enformasyonla her düzeyde farklı şekilde mücadele etmek gerekiyor.
***
Raporda enformasyon düzensizliğiyle mücadele etmek için teknoloji şirketlerine, hükümetlere, eğitim kurumlarına, medyaya, topluma ve sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler anlatılmış.
Hepsi bir, hatta birkaç yazı konusu olabilecek genişlikte.
Fakat medyaya düşen görevlerin bazılarını kısaca aktarmak bir fikir verebilir.
Dezenformasyon maksadıyla hazırlanmış içerikler kesinlikle medya tarafından yayılmamalı.
Enformasyon düzensizliği mevzubahis olduğunda medya belli konularda stratejik sessizlik üzerinde anlaşmalı.
Enformasyon düzensizliğine karşı bütün medya kuruluşları işbirliği yapmalı.
Güçlü etik standartlar oluşturmalı ve bunların uygulanmasını garanti altına almalı.
Enformasyon düzensizliğine yol açan kaynaklar ifşa edilmeli, bu özellikteki içerikler çürütülmeli.
Enformasyon düzensizliğinin yol açtığı tehditler hakkında bilgilendirici ve uyarıcı haberler yapılmalı.
***

Bu köşede birçok defa insan davranışları üzerinde algısal gerçekliğin de fiziksel gerçeklik kadar etkili olduğunu anlattık.
Çoğu sosyal medya kaynaklı olan ve kafa karışıklığına yol açmayı, gerçekleri çarpıtmayı, kitleleri yanlış yönlendirmeyi amaçlayan dezenformatif enformasyon kaynaklarından gelen haberlerin tehlikelerine dikkat çektik, bu neviden haberlerin ortaya çıkardığı toplumsal tahribatı örneklerle açıkladık.
Belli bir bilinç düzeyine ulaşılmışsa da enformasyon düzensizliğine karşı uyanık olmak konusunda arzu edilen seviyede olmadığımız aşikâr.
Halen ve her an yapılması gerekenler var.
Dilerim yukarıda kısaca özetlediğimiz çalışmaların sayısı artar ve daha temiz bir medya için rehber niteliği kazanır.

***


Mükerrer haberler

Okurun haberlerle ilgili beklentilerinden biri de 'güncellik'tir. Güncel olmayan haberler okurda 'aldatılmışlık' hissi uyandırır.
İşte tam bu noktada İsmail Küçük'ün haklı eleştirisine kulak verelim: "Gazetenizin online versiyonunu mütemadiyen takip ediyorum. Fakat artık dayanamadığım bir soru var ve bana bir cevap verirseniz çok sevineceğim. Bizi her iki haftada bir neden çeşitli balık tutma yöntemleri haberleri ile yoruyor, geriyorsunuz. Biz neden her iki haftada bir Dubai şeyhinin trilyon dolarlık oğlunun sosyal medya fenomenliğini okumak zorundayız."
Ya da Erdem Gündüz adlı okurumuzun tespit edip şikâyet ettiği gibi Almanya'dan Arjantin'e giderken içinde bulunduğu konteyner suya düştüğü için ıslanan otomobilin 2014'te yayımlanan haberi 2017'de neden tekrar yayımlanır.
Okuru 'yakalamanın' yolları bunlar olmamalı.

***


Kemal Kılıçdaroğlu özür dilemeli

Engin Ardıç sadece Sabah gazetesinin değil Türkiye'nin en çok okunan ve takip edilen köşe yazarlarından biridir. Bilgi birikimiyle ve üslubuyla gündem belirler, tartışmalar başlatır.
Sabah okurları tarafından sevilir. Birkaç gün yazısı yayımlanmasa onlarca e-posta gelir.
Elbette bazı yazıları, kimi okurlarımızı rahatsız edebilir.
Eleştirilerini demokratik biçimde dile getirebilirler.
Nitekim geçen hafta bu köşede yer verdik.
Fakat bir köşe yazarını, Melih Altınok'un da belirttiği gibi, 'fikirlerini beğenmedim' diye soruşturmak, yargılamak nedir?
Benzer şekilde, bir siyasi parti liderinin bir köşe yazarına hakaret etmesi, onu hedef göstermesi, yazdığı gazetenin patronuna 'kovun bunu' diye seslenmesi nasıl bir özgürlük, demokrasi ve ahlak anlayışının eseridir?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptığının vahim bir hata olduğunu anlamalı ve Sabah okurlarından özür dilemelidir.
Ardıç'ın 10 Kasım tarihli yazısına yönelik eleştirilere gelince...
Yazar hangi tarihte, hangi konuda yazacağına ve nasıl bir üslup kullanacağına ancak kendisi karar verir.
Bu da böyle bilinmelidir.

BİZE ULAŞIN