İBRAHİM ALTAY

Kadınlar medyada nasıl temsil ediliyor?

Bütün okurlarımızın Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Medyamız, kabul etmemiz gerekir ki, öteden beri hep erkek egemen bir niteliğe sahip olmuştur. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de bu gerçek değişmemiştir.
Kadın medya yöneticileri ya da gazeteciler erkeklerden azdır. Kadınlar söz konusu olduğunda medyanın kullandığı dil ve üslup arızalıdır.
Kadınlarla ilgili haberlerde, kimi zaman kadınlar tarafından yapıldığında bile, sıradan bir kötülük, farkına bile varılmayan bir ayrımcılık mevcuttur.
Öte yandan bu ayrımcılık bazı kelimeleri kullanmamayı tercih ederek çözülebilecek bir mesele değildir.
Çünkü temelde bu bir 'temsil' sorunudur. Medyamız tarafından kadınlar ya görmezden gelinmekte ya da eksik ve yanlış temsil edilmektedir.
Kadının metalaştırılması
Herhangi bir periyot içinde haberleri ve programları incelediğinizde şu gerçekleri fark edeceksiniz:
Medya kadınları bedene indirgemekte ve sömürmektedir. Kadınlarla ilgili içeriklerin önemlice bir kısmı eğlence, magazin ve cinsellik bağlamında üretilmektedir. Kadın metalaştırılmakta, bir obje gibi sunulmaktadır. Kimi zaman özgürlük makyajıyla pazarlanan bu içerikler aslında kadını köleleştirmektedir.
Medya kadınlık ve erkeklikle ilgili rolleri bariz bir şekilde ayrıştırmaktadır. Genellikle bu hususta toplumun çok gerisinde kalmakta; kadınları ikincil varlıklar, bağlı ya da bağımlı bireyler olarak değerlendirme eğilimi taşımaktadır. Medyamız kadınların bilinçlenmesine ve hak arayışına yardımcı olmak şöyle dursun, onlarla ilgili yanlış algıları pekiştirmektedir.
Medyada en çok 'mağdur kadın' portrelerine rastlanmaktadır. Dikkat edin, kadınlar medyada genellikle 'mağdur' olarak kendilerine yer bulur. Daha da acıklısı medya tarafından gündeme getirilmek kadınların mağduriyetini artırır, kimi zaman kalıcı hale getirir. Mahremiyetleri ihlal edilir, kişilik hakları zedelenir, özel hayatları delik deşik edilir. Kadınlarla ilgili 'ifşa' haberlerinin sayısı erkeklerden fazladır.
Kadına yönelik şiddet haberlerinde sıradanlaştırıcı, meşrulaştırıcı bir dil kullanılmakta, cinsiyetçi bakış açısı tekrar tekrar üretilmektedir. Bu haberlerin çoğunda erkek şiddetine mazeret arayan, kadını eksik ya da kusurlu bularak suçlama eğiliminde olan bir bakış açısı hâkimdir.
Medya kadınları üreten değil tüketen bireyler olarak görme ve sunma eğilimindedir. Siyaset, ekonomi gibi 'ağır' konularda kadının neredeyse adına bile rastlanmamaktadır. Kadınlarımız 'kadın programları'na ve sözüm ona 'hafif' gündemlerin içine sıkıştırılmaktadır.

***

Bazı temel ilkeler
Kadın ve medya konusuna girdiğimizde kadına yönelik şiddet haberlerinde yapılan hatalardan söz etmek zorunda olmamız ne kadar üzücüyse o kadar gerekli.
Bu çerçevede gazeteci arkadaşlarımızın şu ilkelere dikkat etmelerinde yarar var:
Bu haberler herhangi bir kavga gibi ele alınmamalı; kadına yönelik şiddete kamu yararı ve sorumlu gazetecilik çerçevesinde yaklaşılıp doğru tanımlamalar yapılmalı.
Bu neviden haberleri verirken magazinel yaklaşımlardan, cinselliğe dair göndermelerden ve şiddet pornografisinden uzak durulmalı.
Şiddete maruz kalan kadınların bunu hak etmiş olabileceğine dair imalar yapılmamalı. Kadının özel hayatına dair söylenti ve ayrıntılar teşhir edilmemeli.
Faili anlamak hatta aklamak şeklinde yorumlanabilecek ifadeler haberlerde kesinlikle yer almamalı. Cinnet, aşk, kıskançlık, öfke, işsizlik, iflas gibi kavramlar haberin içine serpiştirilmemeli.
Haberlerde cinsiyetçi, kadınları aşağılayan, dışlayan ifadeler ve klişeler kesinlikle kullanılmamalı. Bu ifadelere birkaç örnek vermek gerekirse şunları söyleyebiliriz: Namus cinayeti, kötü yola düşmek, gönlünü kaptırmak, namusun kirlenmesi, namusun temizlenmesi...

***

Anadolu Ajansı'ndan güzel bir çalışma
Anadolu Ajansı'nın Muhabir kitabı gazeteciler için bugüne kadar yapılmış en kapsamlı rehberlerden biri. Bütün gazetecilerin satır satır okuması gereken bir kitap... Düşünen, hazırlayan, yayımlayan, destekleyen herkesi tebrik etmek gerekir.
Elbette Muhabir her derde deva bir reçete değil. Özellikle medya etiğiyle ilgili kısımlar özgün ve kuşatıcı olmaktan uzak. Yer yer kabaca değinilmiş ya da Medya Hukuku bölümünde olduğu gibi AA'nın ve Basın Konseyi'nin hazırladığı bazı meslek ilkelerine atıf yapılmış. Fakat bu yeterli değil.
Sözgelimi, intihar haberlerinin nasıl verilmesi gerektiği ile alakalı bir bölüm yok kitapta. Çocuklarla ilgili haberlerin nasıl yapılması gerektiği de işlenmemiş.
Geçtiğimiz hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle kadın ve medya konusu tartışıldı. Kitabı bu gözle incelediğimizde yalnızca 'Tecavüz ya da Cinsel şiddet İçeren Haberler' şeklinde bir başlıkla karşılaşıyoruz. Kadın cinayetleri ya da kadına yönelik diğer şiddet türleri ele alınmamış.
Dilerim yeni baskıda bu ve benzeri konular da ele alınır ve Muhabir medya etiği bağlamında da bir referans kitabı haline gelir.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.