İBRAHİM ALTAY

Daha dengeli, daha adil ve daha tarafsız

Bu mesele artık kapandı sanıyordum, yanılmışım.
Geçtiğimiz hafta sonu... Günaydın'ın ve Sabah'ın ilk sayfasında aynı haber var.
Güya Neşe Sapmaz'ın bir arkadaşı şöyle demiş: 'Evet, arkadaşım şantaj yapıp 1 milyon istedi.'
Kimden? İşadamı Ümit Arıkan'dan.
Neden? Kendisine açtığı taciz davasından vazgeçmek için.
Kim bu arkadaş? Güya G.Ç. isimli biri...
Muhabirimiz Dilek Yaman, bu 'arkadaş' ile tanışmış mı?
Hayır, bir dosyada ifadesini görmüş.
***
Muhabirimiz Neşe Sapmaz'ı arayıp 'Sizin G.Ç. isimli bir arkadaşınız var mı' diye sormuş mu?
Hayır, sormamış. 'Yalancı şahitlik' ihtimali üzerinde hiç durmamış.
Peki, muhabirimiz Neşe Sapmaz'la görüşüp hakkındaki iddialarla alakalı görüşünü almış mı? Cevap hakkını kullandırmış mı?
Hayır, kullandırmamış. Maalesef yanlı bir haber yapmış.
Editörlerimiz kullandıkları başlıklarda bunun sadece bir iddia olduğunu vurgulamışlar mı?
Hayır, kesinlik içeren bir dil kullanmışlar.
Peki, yargılama süreçleri sonucunda mahkeme bunun bir iftira olduğuna karar verirse ne yapacaklar?
***
Arkadaşlar! Biliyorum, hiçbiriniz hukuk profesörü değilsiniz. Ama biraz okuyup araştırmaktan kimseye zarar gelmez.
Olay tam olarak sizin iddia ettiğiniz şekilde gerçekleşmiş olsa bile buna 'şantaj' diyemezsiniz.
Çünkü bu davanın uzlaşmayla çözülemeyeceğini söyleyen bir kanun mevcut değil.
Daha basit bir şekilde ifade etmek gerekirse: Sapmaz, Arıkan'dan şikâyetini çekmek için para istemiş olsaydı bile bunu 'şantaj' olarak adlandıramazdınız.
Bu benim şahsi kanaatim değil, Arıkan'ın şikâyetini ele alan ve 'kamu adına soruşturmaya gerek olmadığına' hükmeden savcının mütalaası bu yönde.
Hukuk sisteminin vatandaşlara sağladığı bir imkânı geri almak, ona karalayıcı isimler takmak gazetecinin işi değil.
***
Kaldı ki Neşe Sapmaz bu iddiaları baştan itibaren kesin bir dille reddediyor.
Sapmaz'ın Arıkan'dan 'bizzat' para istediği iddiasını destekleyen ve mahkemeler tarafından kabul edilmiş bir delil en azından şimdilik mevcut değil.
Üstelik Sapmaz böyle bir yakın arkadaşı olmadığını söylüyor.
Şimdi ne olacak?
Bir düşünelim! Elinizde ne var? Adını açık seçik yazmadığınız bir gizemli sanık ifadesi... Henüz bir karara esas bile teşkil etmemiş.
Suçlayan kişi suçlanan kişiyle yıllardır yakın arkadaş olduğunu, suçlanan kişi ise suçlayan kişiyi tanımadığını söylüyor.
Böyle bir ifade haber yapmak için yeterli mi?
Elbette değil!
Hele hele cinsel taciz iddialarının ve bir kadının iffetinin söz konusu olduğu böyle bir durumda hiç yeterli değil.
Bir adamın itibarının söz konusu olduğu bir durumda da yeterli değil.
Şu halde, ya tam tersini ispatlarsınız ya da bu haberi yapmazsınız.
***
Hıncal Uluç, geçtiğimiz çarşamba günü Okur Temsilcisi'ne hitaben bir yazı kaleme alıp bu tek yanlı haberi şikâyet etti.
Haklı bir yazıydı.
Altına imzamı atıyorum. Birkaç cümleye şerh düşebilirim belki ama genel olarak benim duygu ve düşüncelerime tercüman olmuştu.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Sonraki gün yazdığı yazıda Dilek Yaman'ı başka bir haberinden dolayı tebrik ettiği için ayrıca teşekkür ediyorum.
Meselenin mesleki olduğunu, kişisel olmadığını, olmaması gerektiğini gösteriyor bu tavır.
***
Muhabir ve editör arkadaşlarımızı daha adil, daha dengeli ve tarafsız olmaya davet ediyorum.
Özellikle karşılıklı suçlamalarla süren girift davalar zinciri söz konusu olduğunda.
Canlarını dişlerine takıp çalışıyorlar, çoğunlukla övgüye değer işler çıkarıyorlar.
Fakat haber baskısı onları hata yapmaya zorlamasın.
Devam etmekte olan dava süreçlerinde aceleci davranmasınlar, karşılarına çıkan her ifadeyi haber sanmasınlar.
Fikri takip yaparken taraf tutmasınlar, haber kaynaklarıyla temas ve mesafe ilişkisini iyi ayarlasınlar.
Cevap hakkına saygı göstermeyi ihmal etmesinler.
Cevap hakkını 'arkası yarın' gibi kullandırmak yerine aynı haberin içinde yayımlasınlar. Ki okur karşılıklı iddialardan haberdar olabilsin.
***

Nihayet... Muhabir ve editör arkadaşlarımız empatiyi elden bırakmasınlar.
Bir haberin kimi durumlarda bir hayatı mahvedebileceğini, bir ismi lekeleyebileceğini unutmasınlar.
Arada sırada haberlerinde geçen isimleri silip yerlerine kendi isimlerini yazsınlar. Nasıl hissettirdiğini anlasınlar.
Sözgelimi ben bu köşede onlar hakkında okurların ya da hasımlarının dile getirdikleri şikâyet ve iddiaları hiçbir araştırma süzgecinden geçirmeden yayımlasa idim acaba hoşlarına gider miydi?
Hiç sanmıyorum.
Bu yüzden haberlerini iddia ve ifadelerden ziyade somut gerçeklere, belgelere ve delillere dayandırsınlar.
Doğru gazetecilik bunu gerektirir çünkü.

***

Burçlar ne kadar uyumlu?
Bir okurumuzun uyarısı sayesinde farkına vardım. Sabah internet sitesinde 'Burç Uyumu Hesaplama' sayfası varmış.
Koç burcu ile Terazi burcunun uyumunun hesaplandığı sayfada şöyle bir ibare mevcut: "Aranızda öylesine büyük bir aşk doğar ki, zaman içinde kusurlarınızı olduğu gibi kabul etmeyi öğrenerek, mükemmel bir beraberliğin zevkini çıkarırsınız."
Fakat değerli okurumuz Erkan Ö., bu sayfayı yazan kişiyle aynı fikirde değil:
"Babam koç burcu, annem de terazi ama her gün kavga ediyorlar. Her gün kendi yemeklerini kendileri yapıyor ya da sipariş ediyorlar."
Ve ekliyor: "Bunun için bir çözümünüz varsa beni bilgilendirin."

Elbette bir çözüm önerisi getirmek beni aşar. Tek söyleyebileceğim bu tarz sayfaların bilimsel bir kesinlik içermediği, saçma olduğu.
Gerek yok!

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.