TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Devlet destekli 'töre'

Türkiye iki gündür Mardin'de yaşanan katliamı konuşuyor. Televizyon bültenlerinde, tartışma programlarında ya da gazete sayfalarında onca insan "töre" ya da "toplumsal ilişkiler" gerçeğine uygun bir "neden" arıyor.
Ama kimse, bir düğün gecesinde 44 canın neden alındığına akıl erdiremiyor. Töreye uymuyor.
Terör olmadığı, kurtulan tanıkların açıklamalarıyla ortaya çıktı.
Çıkar çatışması da yetersiz kalıyor.
Peki, nasıl açıklayacağız olanları?
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, köylülerden Osman Çelebi'ye, "Bu olayı nasıl açıklıyorsunuz, sorun neydi?" diye soruyor.
Çelebi de bir neden bulmakta zorlanıyor ama yine de bir cevap veriyor:
"Sayın Bakanım, aramızda bir sorun yoktu. Dünden beri herkes bu konunun peşinde. Ama buradaki herkes biliyor ki aramızda en ufak bir husumet, dargınlık yok. Bunlar öz ablamın çocukları. Onların amacı bizi tamamen silmek ve olayı terör örgütüne mal etmekti. Ama Allah bırakmadı. Yeğenim olay yerinden kaçmayı başardı. Ayrıca başka yaralılar da var her şey açığa çıktı."
Arada bir "sorun" yok.
Ve ölenlerle öldürenler öz abla çocukları...
Amaçları da ablalarının çocuklarını "tamamen silmek..."
Peki, ama neden?
Töre, feodal ilişkiler ve çıkar çatışması bu vahşeti açıklamaya yetmiyor.
Geriye bir tek son 30 yılda o coğrafyada yaşananlara bakmak kalıyor.
Çünkü son 30 yılda o bölgede yaşanan "düşük yoğunluklu savaş"la, bölge adeta "kin ve nefret" üreten bir coğrafyaya dönüştü. Terör saldırıları, devlet operasyonları, faili meçhuller, adam kaçırmalar, işkenceler ve karşılıklı silahlanmalarla bugüne geldik.
Batı'da bir işadamı silah ruhsatı almak için onca kuralı yerine getirmek zorundayken, Doğu'da onlarca köy korucu yapılarak "devlet gibi" silahlandırıldı.
Korucu olmayan köylerin boşaltıldığı, orada yaşayanların Batı'ya sürüldüğü bir coğrafyada koruculuğu kabul edenler son model otomatik silahlar ve bombalarla donatıldı.
Ama ne yazık ki, ne feodal ilişkilere dokunuldu ne de ekonomik, sosyal ve eğitim hayat değişti. Doğal olarak töre de "devletçi töre"ye dönüşmekten öteye geçmedi.
Bugün kadar bu "devlet gibi" silahlandırılan korucuların onlarca olayı yaşandı. Çoğu, pozisyonlarını korumaktan çok birer "insan avcısı" olup çıktı.
Belki bu kadar sarsıcı olmadığı için de kimse dönüp o tehlikeli gerçeği sorgulamadı.
Yarın terörü bir biçimde çözüp "düz ovada siyaset"in yolunu açsanız bile o coğrafyada yaşanan nefret ortamını ortadan kaldırmak hiç kolay olmayacak.
Bugüne kadar "yok" saydığımız "Kürt sorunu"nun 50 bin can aldığını, milyar dolarlara mal olduğunu yaşayarak öğrendik.
Şimdi ise bizi dehşete düşüren toplumsal cinnetler yarattığını fark ediyoruz. Peki, çözüm için daha neler görmeyi bekliyoruz?
BİZE ULAŞIN