MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

CHP demokratikleşmeye engel mi?

29Mart seçimleri sonrasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Kürt meselesi ve Celal Talabani'nin çağrısına sıcak bakışı, genel demokratikleşmeye yönelik yaklaşımları sadece sosyal demokrat tabanda değil, toplumun her kesiminde olumlu tepki alıyor.
Ayrıca siyaset arenasında giderek kabul gören "CHP'siz temel sorunlar çözülemez" yaklaşımı da bu süreci derinden etkiliyor. Bir anlamda Türkiye'nin tıkanan sorunlarını aşmaya hazırlanan bir CHP gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Ancak hâlâ son yıllarda yaratılan statükocu bir CHP algısı var.
Bu algı içeride değişmeye başlasa bile dış dünyada pek değişmiş görünmüyor.
Özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinde...
Bunun son örneğini Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Başbakan adayı (SPD lideri değil) ve Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'in açıklamalarında görmek mümkün.
Sabah Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak'a konuşan Steinmeier şöyle diyordu:
"CHP'de son 6 yıldaki değişiklikleri anlamakta zorlanıyorum. Örneğin 301'inci madde değişikliği, dini özgürlüklerin genişletilmesi gibi konulardaki tavrını çözmekte güçlük çekiyorum."
Bu konu geçmişte de gündeme gelmişti. Ancak o süreçten sonra CHP hem Brüksel'de büro açtı, hem de 29 Mart öncesi ve sonrası yeni açılımlara yöneldi. Peki, buna rağmen neden bu algı devam ediyor? Bu sorunun cevabı yine de CHP'nin tutumunda saklı. CHP içeride de dışarıda da kendini anlatma sorunu yaşıyor. Bunu aşmanın yolu da tıpkı 90'larda SHP döneminde olduğu gibi Sosyalist Enternasyonal içindeki partilerle sıcak ilişki kurmaktan geçiyor. Bu konuda CHP içinde deneyimi olan çok sayıda isim var. Bunlardan biri de eski Kültür Bakanı ve son seçimlerde yeniden CHP'ye dönen Ercan Karakaş...

SPD-CHP Kurulu kurulmalı

Karakaş, Avrupa sosyal demokrat partileri özellikle de Alman Sosyal Demokrat Parti'yi yakından bilen bir isim. Oradan gelen eleştirilerin ne anlama geldiğini ve CHP'nin Avrupa'daki sosyal demokrat partilerle ilişkisini Ercan Karakaş'a sordum. Karakaş, CHP'nin son dönemlerde AB'li sosyal demokratlarla ilişkisinde bir zaaf olduğunu kabul ediyor.
Özellikle 4 milyon Türkiyeli'nin yüzde 60'ının oy verdiği Alman Sosyal Demokratları'yla ilişkisinin zayıf olmasını CHP'nin iletişim eksikliğine bağlıyor:
"Çağımız iletişim çağı. Bir parti kendini iyi anlatmak istiyorsa, bütün dünya ile iletişim kurması gerekiyor. Hele ilişkilerimizin yoğun olduğu Alman sosyal demokratlarıyla daha derin ilişkiler kurulmalı. Bu kurulmadığı için farklı algılanabiliyor."
Uzun dönemdir Avrupa'daki sosyal demokratların birçoğunun CHP'yi eleştirdiğini söyleyen Karakaş, onların da hataları olduğu dile getiriyor:
"CHP'nin modernleşme ve demokratikleşme konusundaki tarihsel yönünü görmezden geliyorlar. Günlük politik tutumlara yönelik eleştirileri olabilir ama onlar, AKP'yi CHP'den daha modernleşmeci ve tarihsel olarak demokratikleştirici bir parti olarak görme yanlışına düşüyorlar. Bu da doğru değil."
CHP'nin sosyal demokrat partilerle ilişkisinin hem partiye hem de Türkiye'ye yararı olacağını dile getiren Karakaş sözlerini bir öneriyle noktalıyor:
"Bence iki parti arasında geçmişte var olan kurul yeniden canlandırılmalı. Ve sistematik olarak 6 ayda bir gündemde ne varsa açıkça ele alınıp tartışılmalı. Bu çok yararlı olacak. Örneğin Brüksel'de CHP'nin açtığı temsilcilik çok olumlu karşılandı. Ayrıca CHP'nin demokratikleşmeyle ilgili bir broşürü çıktı. Birçok konuda CHP'nin demokratikleşmeye ciddi desteği var. Sadece bunu duyurma problemi yaşanıyor. CHP kendi çalışmalarını yabancı dilde bültenler ve broşürlerle sıkça duyurmalı."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN