MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

CHP Parti Meclisi'nde 'mayın krizi'

Suriye sınırını "mayın"dan temizlemek için başlatılan tartışmalar neredeyse siyaset alanını da "mayın"ladı.
Tartışma, AK Parti iktidarının sınırdaki mayınlı arazileri ekonomiye kazandırmak istemesiyle başlamıştı.
Muhalefet, arazinin "İsrail'e peşkeş çekileceğini" iddia edince de tartışma alevlenmiş hatta gerilmişti.
Günlerce Türkiye bu konuyu konuştu.
Bu tartışma sırasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, aslında arazinin kime verilmesi gerektiğini de söylemişti:
"En doğrusu mayınlı araziyi bölge halkına vermek..."
Baykal'ın bu önerisine kamuoyu karşı çıkmadı ama pek de tartışmadı. Ama kendi partisi içinde hem tartışıldı hem de ciddi gerginlik yarattı. Nasıl olduğunu kısaca anlatalım.
Tartışmanın en yoğunlaştığı günlerde CHP bu konuyu ele almak için Parti Meclisi'ni topladı. Basına kapalı Parti Meclisi toplantısında kürsüye çıkan İstanbul Milletvekili Birgen Keleş'in konuşması herkesi şaşırtmıştı:
Siyaset kulislerine yansıdığı kadarıyla Keleş kürsüden şöyle diyordu:
"Bu arazilerin bölge halkına verilmesi doğru değil. Eninde sonunda bu araziler PKK'nın eline geçecek."
O ana kadar Keleş'i pek dinlemeyenler, birden pür dikkat izlemeye başlamışlardı. Acaba Keleş bu sözleri nereye bağlayacaktı?
Merak edenlerden biri de Deniz Baykal'dı. Ve Birgen Keleş sözlerine devam etti: "Benzer bir şey Yunanistan'da da yapıldı. Orada alınan karara göre Yunanistan vatandaşı dahi olsa Helen soyundan gelmeyenlere verilmedi... Biz de aynısını yapmalıyız."
Bu inanılmaz konuşma salonda buz gibi bir havanın esmesine yol açtı. Parti Meclisi üyeleri Mahmut Duyan ve Sırrı Özbek sert tepki gösterince devreye Deniz Baykal girdi.
"Lütfen Sayın Keleş, konuya böyle yaklaşmayın ve bu konuyu kapatın... Bizim politikamız doğrudur. Oradaki halka güvenmemiz gerekiyor. Ve arazileri gerçek sahiplerine vereceğiz."
Bir anlamda CHP içinde ikinci Canan Arıtman olayı yaşanıyordu.

Talihsiz bir konuşma

Eski Mardin Milletvekili, Parti Meclisi üyesi Mahmut Duyan, o güne ilişkin şöyle diyordu:
"Birgen Hanım, bölgeyi bilmiyor. Talihsiz bir konuşma yaptı. O bölgenin çoğu Arap'tır. Kürt de var ama Arap bölgesidir. Yani Birgen Hanım'ın yaşına hürmetim var ama yaptığı çok tahlisiz bir konuşmaydı. Zaten genel başkan da onu kabul etmedi."
Nasıl tepki verdi Genel Başkan?
"Konuşmaya müdahale ederek, 'Bunu kapatın lütfen böyle konuşma yapmayın' dedi."
Peki, siz nasıl buldunuz? Size göre de ırkçı bir yaklaşım mıydı?
"Evet öyleydi. Hoş değildi tabii..."
CHP Parti Meclisi'nde partinin yıllanmış isimlerinden Milletvekili Birgen Keleş'in mayından temizlenmiş arazilerin o bölgedeki köylülere verilmesinin "tehlikeli" olabileceğini söylemesi, sonra da Yunanistan örneğini vererek "Helen ırkı"na atıf yapması gerçekten ürkütücüydü. Bunun Türkçesi şuydu:
"O arazileri Kürtlere değil, Türk ırkından gelenlere verelim..."
CHP Parti Meclisi, milletvekillerinin deyimiyle 2009'da, 1935'leri aratmayan bir "anlayışa" sahne olmuştu.
Bir milletvekili mayınlı arazilerin yerel halka, yani Kürtlere verilmesine karşı çıkıyor ve bunu da "Zamanla PKK'lıların eline geçer" gibi bir "tereddüde" bağlıyordu.
Bu konuşmaya en sert tepki Parti Meclisi üyesi Sırrı Özbek'ten geldi.
Özbek, bu yaklaşımın Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'ne, Anayasa'ya, sosyal demokrasinin özüne, CHP'nin temel ilkelerine aykırı olduğunu, Genel Başkan Deniz Baykal'ın "Türkiye bir kan, ırk ve din devleti değildir" yaklaşımına da uymadığını söylüyordu.
Anlaşılan, mayın tartışması sadece partiler arasında değil, CHP içinde de derin bir çatlağa yol açtı. Türkiye temel sorunlarıyla yüzleştikçe daha neler çıkacak göreceğiz.
BİZE ULAŞIN