MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Baykal, şimdi ne yapacak?

Türkiye sivilleşme açısından önemli bir dönemeçten geçiyor. Önceki gün yaklaşık 8 saat süren bir MGK toplantısı vardı.
Aynı saatlerde "AK Parti ve Gülen'i bitirme" planında imzası olduğu gerekçesiyle Kurmay Albay Dursun Çiçek de Ergenekon savcılarına ifade veriyordu.
Soluk soluğa tarihi bir gün yaşadık.
Gecenin geç saatlerine kadar her iki olayın nasıl geliştiğini ve neler olup bittiğini merakla izledik.
Geldiğimiz noktaya bakınca Türkiye'nin eski Türkiye olmadığı çok net görülüyor.
28 Şubat'lar bir hayli geride kaldı. Belki hâlâ demokrasi açısından "güvenli" bir Türkiye'den söz edemiyoruz ama önemli bir mesafe alındığı da kesin.
Buradan, önceki güne bakınca birkaç şeyin altını çizmek gerekiyor.
Bir, siyasi iktidar başından beri durduğu yeri korudu ve sivil siyasetin gereğini yaptı.
İki, başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ olmak üzere askerler süreci iyi yönetemedi.
Üç, bu süreçte ana muhalefet partisi CHP ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal gerçekten kötü bir sınav verdi.
İlk ikisi, iktidar ve askerler, bu gerilimli süreçte bir anlamda kendi rollerinin gereğini yaptılar.
İlginç olan ise sivil siyaset adına, "sol ve sosyal demokrat" bir parti olduğunu söyleyen CHP'nin tavrıydı.
Genç yaşta CHP'de siyasetle tanışan biri olarak son dönemde CHP'nin özgürlüklere ilişkin küçük çıkışlarına umutla bakmaya çalışsam da ne yazık ki bu uzun sürmüyor.
Alın Baykal'ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yönelik son sözlerini...
Baykal şöyle diyordu:
"Bakarsınız bir iki saate kadar Cumhurbaşkanı Gül de bu konuda kararını verir, bu yasayı iptal eder..."
Yüz ifadesinden askerlerden korkuyu kastettiği çok açıktı. Yazık, bırakın sosyal demokrat olmayı bir siyasetçi açısından söylenmesi zül kabul edilecek bir açıklama.
Bir anlamda 28 Şubat sürecindeki Demirel'i hatırlattı.
Garip olansa daha o yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadan, "Darbe Planı" nedeniyle ifade vermek zorunda kalan Albay Çiçek'in , sivil mahkeme tarafından tutuklanıp cezaevine gönderilmesiydi.
Şimdi Baykal bu sonuç karşısında nasıl siyaset yapacak doğrusu merak ediyorum.
Tabii bir de CHP içinde kendilerini "sosyal demokrat" olarak niteleyen siyasetçiler var merak ettiğim... Onlar, hem askerlerin yargılanmasına, hem de önceki gün bu köşede yazdığım CHP Parti Meclisi üyesi Birgen Keleş'in mayınlı arazi konusundaki "ırkçı" yaklaşımına ne diyecekler?
Örneğin İstanbul'da yarattıkları değişim rüzgârıyla ilgi odağı olan ve halen de o rüzgârdan beslenen Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin ne düşünüyor?
Acaba, Türkiye'nin sessiz kitleleriyle CHP'yi, önemli olaylar karşısında "sessiz" kalarak mı buluşturacaklar?
BİZE ULAŞIN