MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

'Burası İstanbul'a çok şey katacak'

İstanbul'un en gözde yerinde bulunan Levent'teki Karayolları arsası yaklaşık 2.5 yıl önce 800 milyon dolara Zorlu Holding'e satıldı.
Değerli bir arsaydı ve açık ihale ile iyi bir paraya satılmıştı. Zorlu da, hem parayı peşin ödeyerek, hem de uluslararası mimarlık yarışması açarak arsanın hakkını verdi. Ama aradan iki yıl geçmesine rağmen hâlâ inşaata başlayamadı. Nedeni de Mimarlar Odası'nın açtığı dava.
Şimdi o davada son aşamaya gelindi. Önceki gün İstanbul'un bu gözde mekânında yükselecek yeni modern yapının tanıtım filmini izledim.
Eğer inşaat başlarsa, küresel çağın "yıldızı yükselen şehri" İstanbul, kısa sürede sadece bir alışveriş, bir turizm, bir kültür merkezine değil tam anlamıyla bir "yaşam merkezi"ne kavuşacak.
Yüzde 80'iyle Boğaz'ı gören müthiş bir yapıdan söz ediyoruz. 110 bin metrekare yeşil alanı olan, içinde alışveriş ve kültür merkezi olan ve özel yollarla metroya ve çevresine bağlanan modern bir yapı.
Bu yapıyı benzerlerinden ayıran en önemli yanı ise 110 bin metrekare "yeşil alan"a sahip olması...
Peki, neden bu kadar önem verildi yeşil alana?
Sorunun cevabını Arkitera.com mimarlık sitesinde okudum. Meğer Zorlu Grubu bu arsada yapacakları yapıyla ilgili yaklaşık 100 işadamı ve yöneticiyle bir anket yaptırmış. İşte o ankette bir genel müdürden gelen ilginç öneri:
"Ben ofisimden çıkıp, öğle yemeğimi paket yaptırıp, yakınımdaki bir yeşil alanda, yani parkta yemeyi çok isterim. Zaman zaman bu özlemle yemeğimi elime alıp, Zincirlikuyu Mezarlığı'nın sağladığı yeşil alanda yiyorum."

3 bin 500 kişiye istihdam
İstanbulluların yeşile hasretini göz ardı etmeyen bu heyecan verici projeyi Zorlu Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu ve Zorlu Gayrimenkul'ün Genel Müdürü Levent Ergül'le birlikte izledim.
İlk aklıma gelen soru şuydu: "Pişman mısınız?"
Zorlu
tebessümle cevap verdi:
"Ülkeme bu yatırımı yaptığım için pişman değilim. Başka bir ülkede yapsaydım pişman olabilirdim. Ama bu ülke bizim. Bu proje dünyada konuşulan bir proje olacak. İşadamı turist herkesin ilgisini çekecek. Dünya basını yazacak. Ama neler yaşadınız derseniz; 'İki yılı geçti arsayı alalı, bizim başımıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir' diyebilirim."
Zorlu "Pişmanım" demese de başına gelenlerden pek memnun kalmadığı çok açık. Daha doğrusu bir işadamı olarak kendisinin engellendiğini düşünüyor ve öfkesini şu sözlerle dile getiriyor:
"Sık sık hep duyarız, 'Türklerin yurtdışında 150-200 milyar doları var' diye... Ben buna hiç inanmadım. Kendi adıma böyle bir param olsa bunu başka bir ülkeye yatırmam. Ama son zamanlarda yaşadığımız engellemeler yüzünde bazı insanların 'Bu kadar uğraştım olmadı, lanet olsun' diyebileceklerine hak vermek zorunda kaldım. Bu ülkemiz için iyi bir şey değil."
Yaşadıklarına rağmen Ahmet Nazif Zorlu, İstanbul'a ilişkin hayallerinden vazgeçmiş değil. "Parayı bankaya yatırsam veya birkaç katlı villalar yapsam daha fazla kazanırdım" diyen Zorlu hayallerini şu sözlerle dile getiriyor:
"İşadamları ticaret yapar ama öbür tarafını da düşünmek lazım. Ben burayı gören insanların, 'Helal olsun, böyle bir eser yapmış, her türlü şeyi düşünmüş' demelerini istiyorum. Burası bitsin, en az 3 bin 500 kişiye istihdam sağlayacağız. Turizmi var, kültür ve kongre merkezi var, alışveriş merkezi var. Ben şunun altını çizerek söylüyorum, burası turist çekecek bir yer olacak ve İstanbul'a çok şey katacak. Komşu ülkelerden insanlar burayı görmek için gelecek."
Ayrılırken Zorlu'ya son durumu soruyorum. O da umutlu olduğunu belirterek şöyle diyor:
"Şu anda yasal süreç devam ediyor. Bizim hukuka saygımız var, ülkemize inanıyoruz, kapalı kapılar ardında bir şey yapmadık. Projemize de güveniyoruz. Herhalde hak yerini bulacak..."
BİZE ULAŞIN