MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

'İnsanları değil silahları toprağa gömelim'

İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın kendi deyimiyle "Demokratik açılım" projesiyle ilgili siyaset, sivil toplum ve medya temsilcileriyle görüşmeleri sürüyor. Tabii toplumun her kesimi de bu süreci ilgiyle izliyor ve hayatın her alanında "Kürt meselesi" tartışılıyor.
Şu ana kadar somut bir adım atılmasa da sorunun bizzat "Devlet" tarafından ele alınması ve çözüm niyetinin ortaya konması bile başlı başına bir dönüm noktasıdır.
İlk kez Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türkiye toplumunun tümünün yaşamını ve geleceğini etkileyen bir "sorunu" ele alıyor ve toplumla görüşerek bir yol haritası oluşturuyor. Nasıl bir yol haritası izleneceğini yakında göreceğiz. Ama şu manzara bile umutlanmamıza yetiyor.
Önceki gün bir grup gazeteciyle birlikte İçişleri Bakanı Beşir Atalay'la İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin Eminönü'ndeki binasında bir araya geldik.
Biz görüşlerimizi anlattık, Bakan Atalay dinleyip not aldı. Bu açık biçimde devletin değiştiğinin göstergesiydi. Bakan Atalay fazla konuşmadı ama şu kısa sözlerinin altı çizilmeli:
"Bu bir devlet projesidir ve demokratik açılımı gerçekleştirmeye kararlıyız." '

Sorumlu 12 Eylül faşizmi'

Kürt sorununu herkes tartışacak ama çözümün gerçek adresi hiç kuşkusuz siyasettir. Çünkü Türkiye, siyasetin yıllardır çözemediği, çözüm ürütemediği bir sorunla karşı karşıya. Bu nedenle her kesimden siyasi partinin ve siyasi aktörün ne düşündüğü önemli...
Eski merkez sağın etkili isimlerinden, halen de DP üyesi olan diplomat kökenli Mehmet Ali Bayar önce sorunun bu noktaya nasıl geldiğine ilişkin bir tespitte bulunuyor:
"Bu hadiseyi çözemediğimiz takdirde Türkiye prangalarından kurtulamayacak."
Bayar bu tespitin ardından, Kürt meselesinin terörle ve kanla buluşmasına yol açan gerçeğe işaret ediyor: "12 Eylül faşizmi bu sorunun yegâne sorumlusudur.
12 Eylül'ün tek tip insan üretme ideolojisi ve getirdiği tüm siyasal, hukuksal, kurumsal ve toplumsal yapılanma bu sorunun bugünkü terörle ve kanla tarif edilen boyutuna ulaşmasının birinci müsebbibidir. 12 Eylül'ün kalıntıları temizlenmeden diğer sorunlardan kurtulmak kolay değil."
Deneyimli siyasetçi buradan çıkış yolunu da şöyle anlatıyor:
"Türkiye Kenan Evren anayasasıyla 21'inci yüzyılı yaşayamaz. İçinden farklı konuları seçerek onları düzeltmeye çalışmak da abesle iştigaldir. Çözüme yönelik adımların demokratik yeni bir anayasa adımları ile birlikte atılması gerekir."

Anahtar kavram: Sabır

Eski merkez sağın genç siyasetçilerinden biri de Anavatan Partili Fethullah Gündüz. Yusuf Bozkurt Özal'ın yanında yetişen, Turgut Özal ekolünden gelen Gündüz, hükümetin başlattığı "Kürt açılımı"na olumlu bakıyor. 17 Ağustos Depremi'nin 10'ncu yılı olduğunu hatırlatan Gündüz, şöyle diyor:
"Kürt meselesi ülkemizin yaşadığı en büyük sosyal afettir. Bu sosyal afet ve zaman içinde yaşadığımız sarsıntılar, toplumsal huzur zeminini fazlasıyla inceltti, kırılganlaştırdı. İnsanlarımız arasında adeta fay kırıkları ortaya çıktı. Bu fay kırıklarının derin yarıklara dönüşmesinin önüne zaman kaybetmeden geçmek gerekiyor."
Genç siyasetçi çözüm sürecinde olabilecek "sabotajlara" da dikkat çekiyor ve şöyle diyor:
"Çok uzun zamandır geciken, çözümü ertelenen, bundan önce başlatılmaya çalışılan süreçlerin derin sabotajlarla akamete uğradığı bir meseleden bahsediyoruz. O yüzden sabır anahtar kavramdır."
Çözümün bir pazarlık meselesi olmaması gerektiğine vurgu yapan Gündüz, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Çözüm arayışının bir zaaf olmadığının, güçlü Türkiye konusunda bir adım olduğunun anlaşılmasında fayda var. Pazarlık anlayışından ziyade, tartışmaya katkı anlayışının egemen olması gerekiyor. Silahlarla vedalaşmak, akrabalarla, kardeşlerle, ahbaplarla buluşmak gerekiyor. Ne çözüm aramak zafiyettir ne de silahı bırakmak... Silah bırakma adımına devletin birkaç adımla bağrını açması gerekiyor. İnsanları değil, silahları toprağa gömelim."
BİZE ULAŞIN