MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Kurtulmuş, Saadet'i kurtarabilecek mi?

Kürt açılımı konusunda, AK Parti'nin içinden geldiği Saadet Partisi'nin nasıl bir tavır alacağı merak konusuydu.
Bu merakla önceki pazar Saadet Partisi'nin İstanbul İl kongresine katıldım.
Eski kongreleri hatırlatmıyordu ama yine de heyecanlı ve coşkulu bir kalabalık vardı. Bir süre delegeler ve partililerle konuştum.
Özellikle de son günlerin en çok tartışılan Kürt açılımı konusunda Saadet Partililerin ne düşündüğünü sordum.
Biraz şaşırmadım desem yalan olur. "Kürtler bizim Müslüman kardeşlerimiz" diyen dindar bir kitle vardı ama iş "ana dille eğitime" gelince hepsi birer "milliyetçi" olup çıkıyordu.
Saadet Partisi'nin tabanından bu sesler yükselirken, çok geçmeden genel başkan Numan Kurtulmuş'un sesi duyuldu.
Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'la görüşmesinden sonra televizyon ekranlarından şöyle sesleniyordu:
"PKK kesinlikle silah bırakmalı. Devlet de operasyonlara ara vermeli."
Bu çarpıcı sözlerin ardından Diyarbakır'a giden Kurtulmuş, daha ileri bir adım atıyor, partisinin "Barış ve Kardeşlik İçin Gönüllü Birliktelik Projesi" diye adlandırdığı Kürt politikasını açıklıyordu.
O politikanın omurgasını ise şu sözlerle özetliyordu:
"Türkiye'deki Kürt ve Türkleri eşit haklardan istifade edecek bir sistemi oluşturmakla sorumluyuz" "

Fark"ını ortaya koydu

Gerçekten mevcut siyasi partiler açısından ileri bir adımdı. Tabanı da eski siyasileri de aşan yeni bir çıkıştı bu…
Böylece Kurtulmuş, 29 Mart yerel seçimlerde kullandığı "Fark var" sloganının gereğini yerine getirmiş ve "farkını" hem yeni projeler üreterek, hem de muhalefet ettiği iktidarın Kürt açılımına destek vererek ortaya koymuştu.
Bu da şunu gösteriyordu. Mevcut tabana ve eski siyasi yapıya rağmen Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi'nde yeni bir siyaset dili yaratmak istiyordu.
Doğrusu bu siyaset dilinin toplumda bir karşılığı da vardı. O karşılığı hem 29 Mart seçimlerinde, hem de ardından Haziran ayında yapılan ara seçimlerde verilen oylarla gördük.
Kısaca Kurtulmuş, eskiyle yetinmeyen onu değiştirmek isteyen bir çabanın içindeydi.
Bir Saadet Partilinin dediği gibi bu tavrıyla da "AK Parti ile Milli Görüş çizgisi arasında" bir yere oturmak istiyordu. Bunun için de zaman zaman siyasetin "temiz" kalmış aktörleriyle "özel görüşmeler" yapıyor, partisinin kapsama alanını genişletmek istiyordu.
Ancak karşısında ciddi bir engel vardı. Bizzat kendi partisinin içinde etkili olan "eski siyaset" temsilcileri.
Erbakan şaşırtıyor

Onlarla her an karşı karşıya gelebilirdi. Nihayet geldi de…
"Milli Görüş"ün doğal lideri Necmettin Erbakan'ın "Kürt Açılımı"na ilişkin açıklamaları herkesi şaşırttı.
Düşünsenize 1995 yılında "Dağlara, Ne Mutlu Türk'üm diyene… yazarsan başkaları da, Kürt'üm diyene, Çerkez'im diyene yazar. Kardeşlik bağları zayıflar" diyen Erbakan, şimdi başka bir şey söylüyordu.
"Bunlarda yeterli devlet tecrübesi yok. Bunlar çoluk çocuk takımı. Avrupa'nın oyununa geliyorlar. Türkiye'yi bölmek için oynanan oyunlar. Böyle Türk Kürt diye, ayrım diye bir meselemiz yok…"
Erbakan "Avrupa'nın İsrail'in oyununa geliyorlar" derken Kurtulmuş tam tersi bir yaklaşımla hem iktidarı hem de muhalefeti aynı mesafeden eleştiriyordu:
"Bu bir devlet sorunudur. Çözümün sorumlusu da devlettir. Kimse çocuklaşmasın…"
Bakalım Erbakan'a ve çevresini kuşatan eski siyasetçilere rağmen Numan Kurtulmuş siyasette yeni bir dil yakalayabilecek mi?
BİZE ULAŞIN