MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Kürt siyaseti ezber bozacak mı?

Türkiye toplumunun önünde zor bir sınav var.
Adı ne olursa olsun, son döneme damgasını vuran açılım, yol almaya başlayınca gerilim de son noktaya ulaştı.
Buraya gelinmesinde hükümetin veya AK Parti'nin yine diyalog yolunu seçmemesi, ya da yanlış bir yol haritası izlemesi ileri sürülüyor. Ama şu bir gerçek ki, gerilimin asıl nedeni bunlar değil.
Her şeyi doğru yapsanız bile böylesi gergin süreçlerden geçeceğimiz kesindi. Bir kere ortada yüzyıllık derin bir sorun var.
Sadece Cumhuriyet döneminde değil, Osmanlı döneminde de Kürt sorununa ilişkin bir çözüm iradesi ve niyeti yoktu. Son 30 yılda bazı girişimler olsa da hiçbiri başarılı olamadı.
Hatta çözüme niyeti taşıyanların başına ölüm dahil her şey geldi.
Tam da bu nedenle Kürt sorunu denilen şeyi böyle enine boyuna tartışmadan çözemeyiz.
Türkiye toplumu uzun yıllardır bu sorunun acısını iliklerinde hissediyor, tartışıyor ama ne yazık ki çözüme yönelik bir hazırlığı yok.
Tek sihirli sözcük demokratik açılım…
Onu da biraz açmaya kalktığınızda gerilim artıyor.
Aslında Kürt siyasi hareketleri de ortak yaşamayı sağlayacak bu coğrafyaya özgü bir çözüm önerisine sahip değiller.
Belki de bu nedenle sık sık İRA ve ETA örneği veriliyor. Oysa Türkiye'deki Türk Kürt ilişkisi farklı bir toplumsal yaşam yarattı.
Ortak paydalar bir hayli fazla.
Başta Müslümanlık olmak üzere geçmişe dayanan derin ortak değerler var. 5 milyon civarında annesi babası Kürt olan insan var.
İstanbul'da Ankara'da Antalya'da Konya'da yaşayan on binlerce Kürt var…
Peki, bu ortak paydalardan bize özgü bir sonuç çıkartamaz mıyız? '

Ateşten gömlek giydiler'

Başta bu ülkenin üniversiteleri olmak üzere herkes çözüme ilişkin önerilerini ortaya koymalı.
Bugün kadar siyasi partiler, TÜSİAD gibi sivil toplum örgütleri raporlar hazırladı, olayın tartışılmasını istedi ama geniş toplumsal kesimleri işin içine katan bir çözüm hazırlanmadı.
Bunun bir nedeni terör ve şiddetin devam etmesiyse, bir diğer nedeni de devlete hakim ideolojinin bu sorunun tartışılmasını, daha doğrusu çözülmesini istememesiydi.
Şimdi konuyla ilgili tartışmalar alevlenince yüreğimiz ağzımıza geliyor. Acaba ne olacak? Bölünecek miyiz?
Bu gerilim bizi nereye sürükleyecek?
İşin doğrusu eğer bu tartışmaları yapmaz ve ortak bir çözüm yolu bulmazsak asıl o zaman bu korkularımız gerçekleşecek.
Bu yüzden geldiğimiz noktada "Kürt açılımı" ya da "demokratik açılım" süreci durmamalı tam aksine inişli çıkışlı da olsa yoluna devam etmeli.
Zaten Alevi açılımı devam ediyor, azınlıklar meselesi ele alınıyor. Demokratikleşme tüm hızıyla sürüyor.
Kısaca yeni bir Türkiye'ye doğru gidiyoruz. Eski Türkiye'nin siyasi zihniyetiyle bu Türkiye'ye bakmamak gerekiyor.
Yeni Türkiye son beş altı yılda önemli adımlar attı. Ve ortaya bugün, sadece Kürt sorununu değil tümünü çözmek isteyen bir irade çıktı.
Bu noktada Kürt siyasi hareketlerine de büyük görev düşüyor.
Önceki gün bir öğretim üyesiyle konuşurken şöyle diyordu:
"Açılım sürecini destekleyen Türk siyasetçileri, aydınları ve halkı ateşten gömlek giymiş durumda. Zor bir işi üstlendiler. Muhalefet partileri de ağırlıkla bu ateşe odun atıyor. Bu noktada Kürt aydınlarının susmaması gerekiyor. Daha net ve toplumu rahatlatıcı çıkışlar yapmalı ve destek vermeliler."
Araya girip "Nasıl?" diye soruyorum.
Şöyle diyor:
"Şimdi PKK çıkıp koşulsuz silah bıraktığını açıklasa ne olur? İnan Türkiye son 30 yılda başaramadığını bir gecede başarır."
BİZE ULAŞIN