MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Baykal hangi yolu seçecek?

Türkiye Ermenistan anlaşmasından sonra gözler iç politikada bir dönüm noktası olacak Erdoğan-Baykal görüşmesine çevrildi.
Bu görüşme önemli çünkü demokratik açılımın ana aksını oluşturan Kürt meselesinde CHP'nin desteğini almak sürecin nasıl seyredeceğini belirleyecek.
Şu anki pozisyona bakıldığında neler olabileceği az çok biliniyor. Baykal'ın görüşmeye ilişkin 6 sayfalık cevap metni bu açıdan olumsuzluk içerse de hâlâ umutları yok etmiş değil.
Çünkü Baykal, açılıma ilişkin yazısına Kürt Raporu olarak bilinen 1989 ve 2008 raporlarını da eklemiş… Bunun bir çıkış noktası olması olasılık dışı değil.
Aslında Baykal'ın kırmızı çizgileri belli; Önce silahlar bırakılmalı, Ana dille eğitime izin verilmemeli ve yerel yönetimler güçlendirilmemeli…
Birinci konuda sorun yok.
Ama diğer iki konu da toplumun her kesimi tarafından tartışılıyor ve tartışmaya açık bulunuluyor.
En çok da CHP tabanı tartışıyor bu iki konuyu…
Çünkü CHP tabanı, yakın tarihte Kürt meselesine kafa yoran, emek veren ve bedel ödeyenlerin kendileri olduğunu düşünüyor.
Tam da bu nedenle çözüm sürecinin dışında kalmak istemiyorlar.
Gerçi tabanın bu talebi Baykal'ın mektubuna pek yansımamış ama ikili görüşmede hâlâ bir umut olabileceği konuşuluyor.
Bu durumu, sosyal demokrasi ve Kürt sorunuyla yakından ilgilenen ve CHP'yi de yakından bilen siyaset bilimci Prof. Dr.Ahmet Özer'le konuştum. Özer, CHP'nin durduğu noktayı şöyle anlatıyor:
"CHP tahterevallinin orta noktasında duruyor. Nereye destek verse o yan ağır basacak. Ben destek vermesi gerektiğini düşünüyorum ve bu desteğin iyi şeylere yol açacağına inanıyorum…"
Peki, destek vermezse ne olacak? "

CHP tarihi görev yapar"

Bu durumda Kürt meselesiyle ilgili sürecin daha zor geçeceğini, DTP'nin de çıkan sonuçlara daha rahat karşı çıkabileceğini belirten Özer, asıl sıkıntıyı CHP'nin yaşayacağını söylüyor…
Bunun nedenini de CHP'ye etkin olan yönetim çevresine bağlıyor ve şu tespitleri yapıyor:
"CHP yönetiminde iki tür yapılanma var. Bir grup insan gidişattan kaygı duyuyor ve açılıma destek olmak istiyor. Bir grup insan ise tam tersi, AK Parti'yi zayıflatmaya çalışarak, 'Batı'da elimizi güçlendiririz, böylece yüzde 20 oyu yüzde 25'e çıkarırız' gibi bir yanlış hesabın içindeler."
Bu tespit CHP Genel Başkanı Baykal'ın önünde hâlâ iki yol olduğunu gösteriyor.
Sesleri fazla çıkmayıp kaygı duyanlar ve Doğu'yu kaybetmeyi göz alıp batıdaki oyları arttırma hesabı yapanlar.
Baykal bu iki yoldan birini seçecek…
Ahmet Özer kendi tercihini şöyle dile getiriyor:
"Ben şuna eminim, CHP bu sürece destek verirse, bundan zararlı değil karlı çıkar. Ayrıca, 'bu sorunun asıl sahibi bizleriz' deyip sahip çıkarlarsa tarihi bir görev yapmış olurlar."
Siyaset kulislerinde demokratik açılıma destek veren bir CHP'nin 2010 yılında yapılacak olası bir erken seçimde alternatif olabileceği konuşuluyor. Aksi halde işinin kolay olmadığı hatta CHP'nin yeni bir "99 sendromu"yla, yani Meclis dışı kalma ihtimaliyle karşılaşabileceği dile getiriliyor. Ahmet Özer son olarak çarpıcı bir uyarı yapıyor: "CHP içindeki bazı isimler şunu hesap etmiyor, Erdoğan bu meseleyi çözsün, belki Atatürk'ten sonra Türkiye'nin en büyük lideri olacak."
Son dönemde Güneydoğu bölgesini de gezen Özer, bir anlamda parti tabanının bakışını dile getiriyor. Bu da hem kamuoyunun hem de CHP tabanının, CHP yönetiminden açılım sürecine katkı verecek bir çıkış beklediğini gösteriyor.
Baykal, Başbakan Erdoğan'la görüşmesinde bu çıkışı yaparak yeni bir umut yaratabilir mi? Merakla bekleyeceğiz…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN