MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Ergenekon savcıları ile askeri savcıların belge savaşı

Başbakan Erdoğan TRT'de katıldığı bir programda şöyle diyordu: "Askeri Yargı Adli Tıp raporunu esas almalı. Kilidi ıslak imzalı belge çözecek…"
Başbakan'ın bu sözünü, son günlerde yargı kulislerinde yaşanan "ıslak imza savaşı" da doğruluyor. Baksanıza Askeri Başsavcı belgenin orijinalini istiyor, Ergenekon savcıları da vermemekte direniyor.
Bizler de günlerdir bu mücadelenin nasıl sonuçlanacağını izliyoruz… Denilenlere göre neredeyse her gün Askeri Başsavcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı'sı vekilini telefonla arıyor ve şu soruyu soruyor: "Belgeyi bize gönderin…"
Bir taraf ısrarla istiyor, öteki taraf vermemekte direniyor… Bu durum, iki başlı hukuk sisteminin vahametini gösteriyor. Bu gerçeğe rağmen şu sorunun cevabını da herkes merak ediyor;
Acaba Ergenekon savcıları "İhbarcı subay"ın gönderdiği "ıslak imza" belgesini vermemekte neden direniyor?
Bir hukukçu, Türkiye kamuoyunun gözü önünde yaşanan bir gerçeği dile getirerek bu soruya şöyle cevap veriyor: "Albay Dursun Çiçek askeri savcıların gözü önünde sahte imza attı. Bunu bilen ergenekon savcıları o belgeyi neden versin…"
Bu çok açık biçimde asker sivil yargı arasındaki bir güvensizlik göstergesi… Şimdi buraya bir nokta koyup, askeri kesimde "ıslak imza" soruşturmasının neden bu kadar uzadığına bakalım. Düşünsenize ülkenin Başbakan'ı bile "ıslak imza için Adli Tıp raporu yeterli" diyor ama ne tepe yöneticileri ne de askeri savcılar harekete geçmiyor.
Ortada görevden el çektirme de soruşturma açılacağına ilişkin bir işaret de yok. Oysa 23 Ekim'de ortaya çıkan belgenin üzerinden tam 17 gün geçti. Peki, ne bekleniyor?
İşte bu noktada Ergenekon savcıları da askeri savcılar da Anayasa Mahkemesi"nin kararını bekliyor.
Gördüğünüz gibi yine devreye ünlü kurumumuz Anayasa Mahkemesi giriyor.
Hatırlarsanız AK Parti hükümeti bundan bir süre önce üzerinden fırtınalar kopartılan ama çok gerekli bir yasayı Meclis'ten geçirdi. O yasa, askerlerin barış zamanında sivil yargıda yargılanmalarının önünü açıyordu. Daha açık ifadeyle bu yasa, "Darbe hazırlığı suçunu işleyen askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını" öngörüyordu.
Tabii bu yasa da diğerleri gibi yine CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürüldü.
Sivil ve Asker savcılar mahkemenin bu konudaki kararını bekliyorlar. Yargı çevrelerinden gelen haberlere göre özellikle askerler, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda yasayı iptal ettirecek bir karar vermesini bekliyor hatta istiyorlar.
İşte "ıslak imza" soruşturması bu yüzden uzatılıyor. Uzatılıyor ki belki Anayasa Mahkemesi, yasayı iptal eder ve her şey değişir.
Aynı beklenti Ergenekon savcılarında ise ciddi bir kaygı yaratıyor. Çünkü Anayasa Mahkemesi kamuoyunda "darbe yasası" olarak bilinen yasayı iptal ederse, "ıslak imza"ya ilişkin tartışmalar da beklentiler de boşa çıkar.
Son iki üç yıla bakıldığında Anayasa Mahkemesi'nin bu toplumun geleceğiyle ilgili kritik kararlara imza attığını görüyoruz.
367 ve Türban Yasası kararı böyleydi.
AK Parti'nin kapatılmasıyla ilgili davaya ilişkin karar da benzer nitelikteydi. Çünkü o karar da Türkiye'nin sivil siyasi yapısıyla ilgiliydi ve bir siyasi partinin kafasında "Demokles'in kılıcı" gibi duran bir tehdit içeriyordu.
Şimdi Anayasa Mahkemesi bir kez daha Türkiye toplumunun geleceğiyle ilgili bir kararı verme aşamasında. Tabii vereceği bu karar sadece "ıslak imza" meselesini çözmeyecek, bizzat o "ıslak imza"yı yaratan darbeci zihniyetlerle hesaplaşmanın da yolunu açacak…
Tersi olursa da 367 kararında olduğu gibi Türkiye yine zaman kaybedecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN