MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

'Açılım sürecinin durmasını istemek sorumsuzluk'

Türkiye'de hâlâ iktidar değil, bir muhalefet sorunu yaşanıyor. Bu yüzden, açılım süreci de, komşularla "sıfır sorun" politikası da Türkiye'nin bölgesel güç olması da doğru okunmuyor. Bu yüzden iktidarın yaptığı hatalar da artılar da farklı algılanıyor. Eğer siyaset üreten bir muhalefet olsaydı belki kafalar bu kadar karışık olmazdı.
Şu son olaylara bir bakın... Birdenbire sokaklar alev alev yanmaya başladı. Genç insanlar art arda öldürüldü. Ve tam arkasından zamanlaması şüpheli Tokat'ta 7 askerimiz şehit oldu. Muhalefet bu olup bitenleri nasıl açıklıyor?
Onlara göre tek sorumlu; "Demokratik açılım süreci."
Neredeyse muhalefet temsilcileri AK Parti'nin sıkışması, başarısız olma ihtimalinin doğması üzerine "sevinç çığlıkları" atıyor. TV'de DTP Eşbaşkanı Emine Ayna'nın "Çocuklar açılım bitti" derken yüzündeki ifadeyi gördünüz mü?
Ben şaşırdım. O sözleri müthiş bir sevinçle söylüyordu. Aslında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yüzündeki ifade de farklı değildi:
"Bu noktadan sonra hiçbir yanlış yapılmamış gibi bu yola devam etmeye çalışmak artık gaflet olmakta, dalalet olmakta, bir hıyanete dönüşmektedir."
Sanki olup bitenlerin tek sorumlusu "Açılım süreci..." MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir adım daha ileri giderek işi sertleştiriyor ve "Milletin ayağa kalkacağından" söz ediyor. Kısaca muhalefet partileri siyaset üretmeden siyaset yapıyor ve şunu öneriyorlar:
"Açılım süreci bitsin eski düzen devam etsin..."
Aslında yaşadığımız kaosun nedeni de "Eski Türkiye"yi savunan bu muhalefet anlayışı...
Türkiye'nin çözüm üreten yapıcı bir muhalefete ihtiyacı var. Bunun nasıl olması gerektiğini merkez sağın yeni partisi DP GİK Üyesi Nesrin Nas'a sordum. Nas, çok net bir tavır koyuyor:
"Çok zor bir dönemece girildiğini düşünüyorum. Ancak bu süreçte geriye doğru değil, ileriye doğru adım atmak gerekiyor. Demokratik açılım sürecini burada kesmek büyük hata olur. Ve bunun bedelini Türkiye çok ağır biçimde öder. Türkiye yeniden eski günlere dönemez ve dönmemelidir."
Demokratik açılım sürecinin uluslararası konjonktürün bize sunduğu bir olanak olduğunu söyleyen Nas, şöyle devam ediyor:
"Dünya yeni bir döneme giriyor. Bölgesel sorunların aşılması ve dünyanın daha güvenli hale gelmesini zorunlu kılan önemli bir dönemeçteyiz. Türkiye bunu doğru okur ve iç sorunlarını uluslararası arenaya taşımadan çözebilirse, gelecek 10 yılda sadece bölgenin değil, dünyanın da önemli ve karar alıcı konumundaki ülkelerinden biri haline gelir. Bu ABD ve AB dayatması değil Türkiye'nin dünyayla aynı ritmi yakalamasıdır."
Nas, bugün iktidarda AK Parti değil, CHP, MHP veya DP de olsa "demokratik açılımı" başlatmanın zorunluluk olduğunu söylüyor. Ve sözü muhalefetin siyaset üretmesine getirerek şöyle diyor:
"Muhalefet elbette süreci eleştirecek ama süreci tamamen durdur demelerini sorumsuzluk olarak görüyorum. Eğer Türkiye'ye katkı yapmak istiyorlarsa bunu daha olumlu bir kanala sokmak için pozitif bir yaklaşımla ele almak ve Türkiye'nin iç barışına katkıda bulunmak durumundalar.
Yani iktidarın yaptığını ileriye taşımaktır doğru olan. 'Bu kanı durdur iç barışı bir an önce sağla, bunu da şöyle sağla' demek siyaset üretmektir. Ya da iktidara, 'başladığın işi bitirmezsen tarih seni yargılayacaktır' demektir."
DP GİK Üyesi Nesrin Nas'a son olarak partisi DP'nin neden sözünü ettiği siyaseti üretmediğini soruyorum. Cevabı kısa oluyor:
"DP henüz yeni oluşuyor. Birleşme dönemini tamamlıyor. Kolay bir süreç değil. Yepyeni bir siyaseti Türkiye'nin gündemine koyacağız."
Türkiye'nin ihtiyacı Nas'ın çerçevesini çizdiği demokrat, özgürlükçü ve siyaset üreten bir muhalefet partisi.
Böyle bir muhalefet partisi AK Parti'ye alternatif olabileceği gibi, onunla birlikte Türkiye'nin normalleşmesine de büyük katkı verir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.