MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

'Kozmik oda'yı önemli kılan ne?

Üç gündür Türkiye nefesini tutmuş, Ankara'da eski adı Özel Harp Dairesi olan Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde yer alan Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki odalarda yapılan aramaları izliyor. Nefesler tutulu ve kimse olup bitenlere inanamıyor çünkü sözü edilen kurum "tabu" sayılan bir kurum.
Bunun nedeni de sadece her ülkede olması gereken ve "Düşman işgaline karşı sivil direniş hareketlerini örgütleyen" kozmik bilgilerin orada durması değil.
Böyle olsaydı yargının oraya girişi bu kadar ilgi çekmez ve kaygı da yaratmazdı.
Sorun 57 yıllık bu kurumun siyasal olaylar karşısında üstlendiği rol ve adının karıştığı olaylar.
İşte son soruşturmayı tarihi ve kritik kılan da kurumun bu özelliği...
Doğrusu sadece biz de değil, soğuk savaş döneminde NATO'nun CIA desteğiyle Avrupa'nın birçok ülkesinde kurduğu bu tür kurumlar vardı ve adları hep karanlık olaylarla birlikte anılıyordu.
Bir anlamda o ülkelerin gizli tarihi o kozmik kurumlarda saklıydı.
Ama Avrupa ülkelerinin hepsi bu tür kurumları Sovyetler'in yıkılmasıyla dağıttı.
Bizde ise adı Özel Kuvvetler Komutanlığı'na dönüştürülerek devam etti.
Türkiye'nin makul çoğunluğu bu kurumun adını 1970'lerde CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in açıklamalarıyla öğrendi.
Daha önce de yazdım, Ecevit kendisine yapılan Çiğli suikastından sonra daha açık biçimde bu kurumun üstüne gitmeye başladı.
Çok çarpıcı bilgilere de ulaştı.
Hatta daha 1979'da bugün Türkiye'nin gündeminde olan "Ergenekon" ismiyle karşılaştı. Gazeteci Ecevit Kılıç, Özel Harp Dairesi isimli kitabında bu karşılaşmayı şöyle anlatıyor:
"Ergenekon örgütünü ilk kez 1979'da dönemin Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul ortaya çıkardı. (...) Altı ay içinde 17 cinayet dosyasını çözdü. Bu cinayetlerin faili olarak 50'yi aşkın kişi tutuklandı. Ancak asıl hedefi tekil cinayetlerin failleri değil, bu cinayetlerin arkasındaki yapıydı."
Kılıç'a göre Yurdakul bu yapıyı 20 Eylül 1979'da Adana'ya gelen Başbakan Bülent Ecevit'e anlattı. Eşi Ülker Yurdakul'a da "Çok şükür bütün bildiklerimi anlattım, artık ölsem de gam yemem" dedi.
Ve ne yazık ki dediğinden tam 8 gün sonra göreve giderken otomobilinde öldürüldü.
Aslında Özel Harp Dairesi'yle ilgili kurulduğu günden bu yana onlarca iddia ortaya atıldı. 70'li yıllarda yaşanan sağ sol çatışmalarının da, aynı dönemde öldürülen Doğan Öz, Cevat Yurdakul ve Abdi İpekçi cinayetlerinin de, hatta 1990'larda öldürülen Uğur Mumcu ve Kürt işadamları cinayetlerinin de arkasında Kontrgerilla olduğu iddia edildi.
Ama bu kadar iddia ve suçlamalara karşı suikasta uğrayan iki başbakan, Ecevit ve Özal dahil kimse cesaret edip soruşturma açamadı.
Sadece iki kez, biri 1978'de CHP'li Süleyman Genç'in, diğeri de 1993'te RP ve HEP milletvekillerinin talebiyle Meclis araştırması istendi ama sonuç çıkmadı.
Bu iddialar araştırılmadığı için ne kadarı doğru bilinmiyor. Ama bilinen önemli bir veri var. O da şu; askerlik hayatı ağırlıkla Özel Harp Dairesi'nde geçen emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu'nun söyledikleri...
1955'te yaşanan 6-7 Eylül olayları sırasında bugünkü adını taşıyan Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevli olan emekli Orgeneral Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu' na şöyle diyordu:
"6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı."
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast girişimiyle ilgili sözünü ettiğimiz kurum bir kez daha Türkiye'nin gündeminde.
Ama bu kez yargı o kurumun "kozmik" bürosuna girdi. Tabii bu girişin geçmişle bir ilişkisi var mı bilinmiyor. Ama ilk olduğu kesin ve tam da bu nedenle iyimser sonuçlara da kaygı yaratan senaryolara da hazır olmak gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.