MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Üniter devletten adem-i merkeziyete

Birkaç yıldır siyasetin gündeminde "Yeni Türkiye" gerçeği var ama kimse bu "Yeni Türkiye"nin idari yapısının ne olacağı üzerinde pek durmuyor.
Klasik "üniter devlet" parçalanacak korkusuyla ne yazık ki başta siyaset olmak üzere kimse bu konuya girme yanlısı değil.
Daha çok çevresinde dolaşılıyor.
Kimi yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden, kimi yerelleşmeden kimi de özerklikten söz ediyor ama tüm bunların ne anlama geldiği üzerinde pek durulmuyor
Dün Abant Platformu'nda işte bu konu; "Üniter devlet, özerklik dengesinde yerel yönetimler" başlığıyla masaya yatırıldı.
Panelistler de söyledi, aslında bu konu tam 100 yıl bu topraklarda yaşayan siyasetçilerin gündeminde.
Prens Sabahattin'in önerdiği "Ademi merkeziyet" tezi de 1921 Anayasası'nın 11. Maddesinde ifade edilenler de eski deyimle "muhtariyet" bugünkü deyimle "özerklik" dediğimiz idari yönetim biçiminden başka bir şey değil.
Ama ne yazık ki, 1924 Anayasası'ndan sonra bu idari yönetim biçimi dışlandığı gibi bir daha tartışılması da söz konusu olmadı. Adeta yasaklandı.
Prof. Dr. Ayhan Aktar bunun üç nedeni olduğunu söylüyor. Çok ciddi bir ideolojik baskının olması, 200 yıldır merkezileşen bir toprak olmamız ve bu tartışmaların Kürt siyaseti tarafından gündeme getirilmesi.
Aktar şöyle devam ediyor: "Tüm bunlardan dolayı son derece ürkek ve çekingen bir tartışma yürütülüyor. Bu 3 nedenden dolayı bu tartışma bir yere sıkışıp kaldı."
Prof. Dr. Fuat Keyman ise küresel dönemin kentler üzerinden şekilleneceğini belirterek şu radikal öneriyi getiriyor.
"Benim çok somut önerim ilk üç maddenin içinde Türkiye'nin yönetimi yerindendir deyip, Türkiye'nin bugününü ve yarınını yerinden yönetim temelinde ve yerel temelli yapmaktır."
Yerinden yönetim meselesini iyi bilen isimlerden biri de Araştırmacı-Yazar Tarhan Erdem... Erdem söze şöyle başlıyor:
"Biz bu anayasa ile yerinden yönetimi kuracağız. Eğer kuramazsak yeni anayasa yapmanın da anlamı yok."
Yerinden yönetimle Kürt meselesinin çözümü arasındaki bağa dikkat çeken Erdem'in şu tespiti de dikkat çekici:
"Cumhuriyet tarihi boyunca bence yerinden yönetime geçişte en ciddi adımı AK Parti attı."
Sonra da şu çarpıcı uyarıyı yapıyor:
" Adım attı ama o da 2004'ten sonra yavaş yavaş merkezileşmeye başladı. En son geçen yıl 36 tane Kanun Hükmünde Kararname çıkardı. Kabul edilemeyecek bir merkezi idare kuruldu.
İşin doğrusu sadece siyaset sınıfı değil aydınlar da hâlâ Türkiye'de üniter devlet modelinden daha demokratik bir modele geçişin nasıl ve neye mal olacağı konusunda kararlı değiller.
Bu konuda en net öneri yine bir siyasetçiden geliyor. Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu şöyle diyor:
"Parlamenter sistemin ağırlığını Türkiye üzerinden atmalı. Türkiye eğer biraz kendini Suriye ile, Gürcistan, Irak'ın kuzeyi ile ilgileniyorsa ve buraların Türkiye'ye özenmesini istiyorsa Amerikan sistemi başkanlık sistemine geçmeli.

Mavi boncuk dağıtan
Anayasa Abant platformu bazen ilginç gösterilere de sahne oluyor. Üniter devlet, özerklik dengesinde yerel yönetim paneli başlarken sahneye iki halk aşığı çıktı. Hani bildiğim o âşık atışmalarından bir sunum yaptılar.
Konu yeni anayasa, vatandaşlık tanımı ve üniter devlet...
Âşıklar da o konuları ustaca satırlarına yansıttı.
Saygı duyun Kürde Laza Çerkese, Türklük ortak kimlik olsun herkese,
Gerçek adaleti koyun merkeze, eşitçe bölmeli anayasa
İkinci Âşık'ın cevabı müthişti.
Saygı duydum deyip, Kürde, Laza Çerkese, mavi boncuk dağıtırsın herkese
Gene yerleştirdin Türkü merkeze, bu pek demokratik bir ayar olur
.
BİZE ULAŞIN