MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Tunus'un sihirli formülü özgürlük

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın en önemli sosyal ve siyasal olayı hiç kuşkusuz Arap Baharı'dır. Dünya, geçen yüzyıla Sovyetler'in çöküşüyle veda ederken, bu yüzyıl Arap baharıyla merhaba dedi.
İslam coğrafyası derin bir sarsıntı yaşadı ve 30-40 yıllık diktatörlükler yıkıldı.
Tunus, Mısır, Libya derken bugün Suriye derin bir çatışmanın içinde... Arap Baharıyla toplumlar harekete geçti, diktatörlerin bir kısmı yıkıldı ama bunun siyasal olarak nereye evirileceği ve nasıl bir toplumsal sözleşme getireceği bilinmiyor ve merak ediliyor.
Bu soruların cevabını bulmak için iki gündür Arap Baharı'nın başlangıç noktası Tunus'tayız. Merkezi Ankara'da olan SETA Vakfı, Arapça yayımladığı Ru'ye Türkiye'ye (Türkiye Vizyonu) dergisinin ikinci toplantısını Tunus'ta yapıyor.
Çok sayıda akademisyen ve gazetecinin davet edildiği bu konferansta "Ortadoğu'da yeni toplumsal sözleşme arayışı" ele alınıyor. Bir anlamda Tunus ve Türkiye'nin yeni toplumsal sözleşme ve yeni anayasa arayışı masaya yatırılıyor.
Açılış konuşmasını SETA Vakfı Başkanı Taha Özmen'in yaptığı konferansın konukları arasında Tunus Başbakanı Hammadi Cibali, Dışişleri Bakanı Refik Abdusselam da vardı.
Tunuslular siyasetçisiyle, aydınıyla Türkiye'deki AK Parti deneyimini merak ederken, biz de Tunus'un yeni anayasa konusunda nereye geldiğini merak ediyoruz.
İki ülke arasında derin bir tarih ortaklığı olduğu gibi Batı'ya ilişki, laiklik uygulamaları açısından da ortaklıklar var.
Bu nedenle birçok sorun da ortak. Yeni anayasa için Ulusal Meclis oluşturan Tunusluların zorlandığı konular bizim de yabancısı olmadığımız konular.
En kritik sorun ise yeni toplumsal sözleşmede "Din"in yeri. Tunus'un eski anayasası da 56'ncı maddesiyle "şeriat hukuku"na atıf yapıyor ama uygulama daha esnek sürüyordu.
Peki, şimdi daha çok özgürlük ve demokrasi talebiyle iktidara gelen yeni devrimciler bunu nasıl formüle edecekler?
Dışişleri Bakanı Abdüsselam iki temel yanlışa; "Topluma üstten bakan laiklik ve İslam anlayışına" dikkat çekiyor ve üç temel sıkıntı alanını şöyle sıralıyordu:
"Din-devlet ilişkisi, kadının statüsü ve katılımcı demokrasi..."
Tunus siyaseti ve aydınları bu sorunlara yeni bir formül arayışı içinde... Bizde de tartışılan bu sıkıntılı alanlara çok net olmasa da konferansın ilk oturumunun ilk konuşmacısı Başbakan Cibali şöyle cevap veriyor:
"Amacımız gerçek demokrasiyi ve adaleti tesis etmektir. Din-devlet ilişkisi açısından sihirli sözcük özgürlüktür. Sloganımız insani ve Kurani değer bağlamında özgürlüktür."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN