MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Özal'ın otopsisinden 'zehir' çıkmazsa

Sekizinci Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümündeki zehirlenme iddiasının netleşmesini bir süre daha bekleyeceğiz...
Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, raporun bitmediğini, Bugün gazetesinin ortaya attığı zehirli maddeye rastlamadıklarını söyledi ama "bir takım bulgular"dan da söz etti.
Şimdi o bulgular Adli Tıp'ta ölüm nedeni konusunda karar veren heyetin önünde.
Son durumu kurumdan bir yetkiliye sordum. Yetkili şunu demekle yetindi:
"Sözü edilen zehir yok ama şüphe yaratacak bulgular var."
Anlaşılan zehir ihtimali yüksek ama benim merak ettiğim başka bir şey...
Yarın Adli Tıp Kurumu Heyeti çıkıp "zehir yok" dese ne olacak? Türkiye'nin 1993 yılında yaşadıklarını, faili meçhul cinayetleri, kanlı infazları yok mu sayacağız?
Ya da Eşref Bitlis, Bahtiyar Aydın, Rıdvan Özden gibi ordunun tepe noktalarında görev yapan komutanlara yapılan suikastlar ne olacak?
Yine Yüzbaşı Cem Ersever'in aleni bir biçimde infazını nasıl açıklayacağız?
Tabii Özal'ın ölümünde "zehir" dışı şüpheli durumlar da var.
Özal döneminin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın'ın ambulansların yenilenmesini istediği halde izin verilmemesi, iki ambulansın tam donanımlı verilmesine rağmen o gün ortalarda bulunmaması ve en yakın hastaneye götürülmeyip Hacettepe'ye götürülmesi gibi...
Bunlara benzer onlarca şüpheli nokta ve tanık var. Devlet Denetleme Kurulu raporu da bu doğrultuda.
Buna rağmen o yıllarda bir araştırma yapılmaması ilginç değil mi? Bu noktaları araştırmayan bir devlet olabilir mi?
Bırakın Özal'ı o günün Genelkurmay Başkanlığı kendi askerleri suikastla ortadan kaldırılırken ne yaptı?
İzlediğim kadarıyla TSK yönetimi bu konularla uğraşan birkaç yazar ve siyasetçi kadar bile dert etmedi. Askerler sanki her şeyi "normalmiş" gibi kabul edip sessiz kaldı.
Peki, Milli İstihbarat Teşkilatı? Bunca karanlık olayı MİT'in izlememesi, "istihbarat notu" tutmaması mümkün mü?
Tabii işin ilginç tarafı devletin genetiğiyle ilgili bir sorundan söz ediyoruz. Bugüne kadar ne yazık ki aydınlatılmış tek bir olay yok. Sabahattin Ali'den Sivas Madımak'a, Hrant Dink'e uzanan karanlık bir tarih hâlâ ortada duruyor.
Hatırlayın, rahmetli Ecevit Çiğli Suikastının, Özal ise 1988'deki suikastın arkasındaki isimleri öğrenmelerine rağmen üzerine gidemedi. Bugün Ergenekon ve darbe süreçleri ne kadar aydınlatılabildi?
Bu nedenle Özal suikastı da, ölümü de "derin bir operasyon."
Zehir çıksa da çıkmasa da bu gerçek değişmez. Önemli olan da bu gerçeği açığa çıkartmak...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN