Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MAHMUT ÖVÜR

Seçilmişlerin suç işleme özgürlüğü mü var?

Demokratik rejimlerin çok temel bir ölçüsü var: Sorunları siyasetle çözmek.
Venedik Kriterleri de siyasetle şiddetin bir arada olamayacağını kayıt altına alıyor. Hele siyaset yapma alanı sonuna kadar açıksa, hiç taviz verilmiyor. Bu kuralın en açık uygulamasını ETA sorunu yaşayan AB üyesi İspanya'da gördük.
ETA'nın siyasi uzantısı Herri Batasuna yöneticileri hakkında bırakın devleti örgüt gücüyle tehdit etmeyi, örgüte yönelik basit övmeler bile cezalandırıldı.
Herri Batasuna kapatıldı ve AİHM bu kapatılma kararını onayladı.
Peki, bizde durum ne? 7 Haziran seçimlerinden önce ve sonra yaşananlar insanı dehşete düşürecek cinsten. Dünyada kuşkusuz siyaset-şiddet ilişkisini ihlal eden siyasi yapılar oldu ama hiçbiri Türkiye'deki PKK- HDP hattı kadar işi zıvanadan çıkarmadı.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve HDP'li aktörlerin seçim öncesi söyledikleri unutulmadı. "Yeni bir yaşam öneriyoruz.
Şiddeti devreden biz çıkartırız." Hiçbirini yapmadıkları gibi, sorunlar Meclis'te siyasetle çözülsün diye verilen oyları da çöpe atıp, iradelerini Kandil'e teslim ettiler ve bölgeyi bir kez daha kaosa sürüklediler.
Şimdi geriye dönüp bakan bir Kürt, şu sorunun cevabını sormayacak mı? Bu ülkede siyaset yapmaya engel yokken, hatta HDP'nin iktidar ortağı olma şansı varken, neden HDP hendek siyaseti gibi kanlı bir oyunun parçası oldu?
Dahası yüzde 60, 70 hatta 90 oy aldığınız ilçeleri siyasetle yönetmek varken, kim aklınıza girdi de silahla aynı ilçeleri kan gölüne çevirdiniz? Çevirdiniz de ne elde ettiniz?
O günlerde ve hâlâ sivil siyasete değil, şiddete, teröre yani silahlı siyasete destek verdiniz. Açık açık Kürt gençlerini ölüme sürüklediniz. Büyük olasılıkla da hem onlardan kurtulup hem de onların ölümleri üzerine siyaset yapmaya devam ederiz diye düşündünüz.
Bunu da birkaç gün önce yayınladığınız bildiriyle bir kez daha ortaya koydunuz. Şu yazılanlara bakın. Dünyanın hangi demokratik ülkesinde yasal bir siyasi parti veya seçilmişler şöyle bir metne imza atar.
"...DBP, HDP, DTK ve KJA başta olmak üzere belediye eşbaşkanları ...ve yöneticileri olarak bizler, halka öncülük görevi ile karşı karşıya olduğumuz gerçekliğinden hareketle, özyönetim direnişleri sürecinde direnenlere karşı (PKK kastediliyor) sorumluluklarımızı yeterince yerine getirmediğimizden dolayı ...özür diliyoruz." Bu şiddeti, terörü öven metnin altında "Türkiye partisi olacağız" diye oy toplayan HDP'nin imzası var. Açık açık denilen şu:
"Hendek terörüne (PKK'lılara) yeterince destek olamadık." Yani hendek terörüne destek olmuşlar ama yeterince değil. Şimdi bunun için özür diliyorlar. Peki, bu suç değil mi? Akıl alır gibi değil, bu tam bir suç ikrarı... Hiçbir demokratik sistem buna izin vermez. Dünyanın neresinde seçilmişlerin "suç işleme özgürlüğü" var?
Bugün Türkiye'de hem devlet hem de demokrasi güçleri, terör ve şiddetle siyaseti kirleten bu zihniyete ve onların arkasındaki küresel güç odaklarına karşı mücadele ediyor.
Buna en büyük desteği de Kürt halkı veriyor ve vermeye devam edecek. Çünkü bölgedeki sorunların emperyalistlerin desteği ve şiddetle değil siyasetle çözüleceğini en iyi onlar biliyor.
Bu değişimi ve 15 Temmuz ruhunu hesaba katmayanların yeni kaos planları da bundan sonraki kaos planları da çökmeye mahkûm.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA