MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Medya ve terörün oksijeni

Türkiye, uzun yıllardır siyasetle şiddet arasına mesafe koymamanın sancısını yaşıyor. Solun bir kesiminin şiddeti bir siyaset aracı olarak görmesi bir yana asıl tehlike, iktidara muhalefet etmek adına "düşmanımın düşmanı dostumdur" diyen ve marjinal terör örgütlerinin yaptıklarını hoş gören muhalefet aklıdır.
Bu yaklaşım en büyük zararı iktidara değil, bizzat ülkeye veriyor. Terör ve şiddet kullanan örgütler böylesi moral destek almasalar büyümeleri ve varlıklarını sürdürmeleri mümkün değil. Bunda da medyanın rolü yadsınamaz. Bu rolü en çarpıcı biçimde "Demir Lady" lakaplı eski İngiltere Başbakanı Thatcher anlatmıştı: "Propaganda terörün oksijenidir."
Terör de doğal olarak demokrasinin ve demokratikleşmenin karbon monoksiti yani zehri. Bu ikili ilişki, demokratikleşmek isteyen ülkeleri bir kısır döngüye sokar. Her demokratik adımınızı terör kendi hanesine yazar ve onu kullanır. Doymak da bilmez. Fazlasını ister. Aldıkça da "silah olmasaydı bu hakları alamazdık" propagandası yapar ve şiddeti meşrulaştırır. O yüzden terör örgütleri kendi çizgisindeki partilerin bile güçlenmesinden hoşlanmaz. Bunu en son PKK-HDP ilişkisinde çok açık biçimde gördük. Kısaca terörün gölgesinde demokratik adım atmak ve sivil siyaset yapmak zor.
Şimdi bu durumun daha vahimini FETÖ ve PKK eksenli yaşıyoruz. Son yıllarda iş öylesine çığırından çıkartıldı ki medyada, siyasette hatta akademik çevrelerde hiçbir ahlaki ölçüye sığmayan işler yapıldı. PKK'ya "silah bırakmayın ucuza gidersiniz" diye yalvaran aydınlardan, FETÖ'nün kumpas merkezine dönüştürdüğü medya organlarına kol kanat geren CHP'li siyasetçilere kadar her şeye tanık olduk. Dün F-Tipi çete diye FETÖ'yü manşet yapan, karşı çıkan Cumhuriyet gazetesi ve CHP'yi, bugün o kirli yapıya "oksijen" taşıyan rolde görüyoruz.
Bu konuda da en büyük günah medyanın. Medyanın terör eylemlerini ve terör aktörlerinin açıklamalarını haberleştirmesi sadece bizde değil dünyada da tartışma konusu. Başta İngiltere olmak üzere AB ülkelerinde medya teröre karşı ortak bir dil kullanırken, ne yazık ki söz konusu Türkiye olunca işin rengi değişiyor. Türkiye içindeki durum daha da beter. Medya, özellikle son üç yılda sırf, iktidar zora girsin diye terör eylemlerini ve kumpaslarını alabildiğine geniş vererek müthiş bir algı operasyonu yürüttü. Ve öyle bir noktaya geldi ki artık taşınamaz durumda.
İşte bu gerçekten yola çıkan Türkiye'nin ulusal haber ajansı AA, "10 Maddede Terör Haberleri Nasıl Yapılır" başlıklı bir ortak metin yayınlamak zorunda kaldı. AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı bu çabanın gerekçesini şöyle anlattı: "Terör örgütlerinin bu saldırıları gerçekleştirirken temel hedefi Türk halkının moral motivasyonunu bozmak ve ülke ekonomisine hasar vermekti. Medyamız ne yazık ki zaman zaman habercilik kaygısıyla terör örgütlerinin amacına hizmet eden haberler yaptı. Umuyoruz bu kitapçık Türk medyasında teröre karşı farklı bir hassasiyet oluşturur."
Bu çabayla, kanunların, RTÜK'ün ve mahkeme kararlarının yönlendireceği bir süreçten ziyade, medyanın bizzat kendisinin terör örgütlerinin örtülü propagandasına alet olmadan ve reyting tuzaklarına düşmeden sorumlu yayıncılık hassasiyetiyle hareket etmelerini sağlamak amaçlanıyor. Bakalım medya bu ortak çağrıya destek verecek mi?
BİZE ULAŞIN