MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Mumcu’yu gerçekten unutanlar

Dün 25 yıl önce katledilen gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun ölüm yıl dönümüydü. Yıldönümünün Türkiye'nin Afrin'e düzenlediği Zeytin Dalı operasyonuyla çakışması, Mumcu'yu sahiplenenlerin yaşadığı derin çelişkiyi ortaya koydu.
Bu yaman çelişkiyi en başta adıyla özdeşleşen Cumhuriyet gazetesi yaşıyordu. Öyle ki, onun gazetesinde, son yıllarda terör ve arkasındaki küresel emperyalistler göz ardı edildi, akla hayale gelmeyen kirli ilişkiler kuruldu.
Oysa o hayatını tam da bu kirli güçlerin gizli planlarını deşifre etmeye adamıştı. Onun ölümüne giden yolu açan bütün o güçler, bugün Türkiye'nin önünü kesme derdinde.
ABD, NATO, Gladyo, Kontrgerilla, CIA, MOSSAD ve darbeler... Afrin operasyonu aslında eski Türkiye'nin bu kirli geçmişine damgasını vuran, küresel güç odaklarıyla hesaplaşmasından başka bir şey değil. PKKPYD işin sadece görünen yüzü.
Rahmetli Mumcu, ölümünden sadece 17 gün önce 7 Ocak 1993'te Cumhuriyet'te aynen şöyle yazıyordu: "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?" Aslında Kürtler farkında ama onlar adına siyaset yapan siyasi aktörler dün olduğu gibi bugün de gerçeği farklı göstermekte mahirler. Çünkü o tarla da yıllar önceden sürülmüş. Tıpkı bugün rota değiştiren Cumhuriyet gibi...
Köprülerin altından çok sular aktı. Bu nedenle o günlerde aralara sızan CIA veya MOSSAD bugün artık tavrını açıkça ortaya koyuyor. Pentagon'uyla, Centcom'uyla hatta FETÖ'süyle açık açık PKK-PYD'nin arkasında duruyor. İşin trajikomik yanı, onlar da emperyalizmle kol kola güya "Özgür Kanton"laşma savaşı veriyor.
Bu karanlık ve kirli tablonun bugünlere uzanmasında Mumcu'nun öldürülmesi, Türkiye tarihi açısından bir kırılma noktasıydı...
O günlerde yakın gelecek olan 28 Şubat postmodern darbenin ön hazırlıkları yapılırken, bugün FETÖ ile işbirliği yapacak, PKK'yı hoş görecek kadar uçlara savrulan siyasal duruşun da temelleri atıldı.
Mumcu'dan önce ve sonra arka arkaya onca laik aydının öldürülmesi, Madımak gibi kirli operasyonlar bugünlere de uzanan kirli bir kumpasın ürünüydü.
Ülke içeriden ve dışarıdan kuşatıldığı için de, Mumcu'nun ve diğerlerinin öldürülmesindeki sır perdesi aralanamadı. Ve kirli ağı çözecek "tuğla" bir türlü çekilemedi. Daha önce de yazdığım gibi, öyle kirli bir plandı ki; cenaze törenine katılan ve gözyaşı döken milyonlar ne yazık ki katili gerçek adreste değil, gösterilen adreste aradı.
Aynı şey bugün de yapılıyor. Sabah akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığı yapanlar, öyle bir savruldular ki, kimi dünün "şeriatçısı" FETÖ'ye sarıldı, kimi terör üreten PKK'ya güzellemeler yaptı, kimi de umudunu ABD emperyalizmine bağladı.
Türkiye çökse de fark etmezdi, yeter ki bu iktidar gitsin... Bir anlamda onun katilleriyle aynı safta yer alındı. Mumcu'nun bazı fikirlerine katılmıyorum ama şunu biliyorum; hayatı boyunca ülkeyi kaosa sürüklemek isteyen derin yapıların izini sürdü. Bunu da ölümü pahasına yaptı. Şimdi yattığı yerden bugün "yoldaşlarının" geldiği noktaya baksa, eminim şaşırır ve üzülür ama şunu söylemekten de vazgeçmezdi: "Bir gün mezarlarımızda güller açacak, ey halkım unutma bizi..."
BİZE ULAŞIN