MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Öztürk Yılmaz’ın sırları

CHP'li Öztürk Yılmaz'ın Musul Başkonsolosu iken DEAŞ tarafından rehin alınması, kurtarılması, hızlı bir şekilde CHP'ye geçmesi, milletvekili olması ve yine hızlı bir şekilde bütün eski tecrübeli diplomatları ekarte ederek CHP'nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olması herkesi ama en başta da CHP'lileri şaşırtmıştı.
"Nereden çıktı bu adam?" diyenlerin sayısı hiç az değildi.
Ama daha şaşırtıcı olan, Yılmaz'ın geçmişindeki sırlar ve agresif davranışlarıydı. Bunlar soru işareti yaratıyor ve tepki alıyordu ama en son TSK ile birlikte Suriye'de teröre karşı mücadele yürüten ÖSO'yu "terör örgütü" ilan etmesi, Afrin Harekâtı'nı itibarsızlaştırması tepkilerin çığ gibi büyümesine yol açtı.
Ve "Kim bu adam, kime hizmet ediyor?" soruları doğal olarak arttı. Bunu Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun şu sert eleştirileri daha da derinleştirdi: "Bu zat, DEAŞ baskınında 'Başkonsolos ben değildim' diyen bir korkak. Ayrıca bu zat 15 gün Avrupa Bakanlığı'nda görev aldı ve kovuldu. Onu da Volkan Bozkır'a sorun, neden kovulduğunu." O soru TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, eski AB Bakanı Volkan Bozkır'a soruldu. Bozkır, cevabı Yılmaz'ın kendisinin vermesi gerektiğini söyledi: "O zamanki AB Bakanı Egemen Bağış'a Yılmaz için olumlu görüş verdim. Orada bir olay yaşandı ve Yılmaz'ın görevine son verildi.
Bu olayı açıklaması gereken kişi Yılmaz." Sahi o olay neydi ve neden açıkça seslendirilmiyordu? Merak ettik ama cevap alamadık. Yılmaz, AB Bakanlığı'nda kısa süre çalışmış, kadınlarla ilgili birkaç vakaya imza atınca da bizzat bakan Egemen Bağış'ın emriyle kovulmuştu. İyi de o birkaç vaka neydi?
Soruyu bakanlık çevresine, siyasilere sordum yine kimse konuşmak istemedi.
Süreci Naci Koru ve daha önce yanında çalıştığı Fuat Tanlay anlatır mı bilemem ama benzer bir suskunluk CHP içinde de yaşanıyordu.
Öztürk Yılmaz, CHP'de görev alınca, bir hemşerisinin Brüksel'den Ankara'ya getirdiği iyi eğitim almış kadın bir görevliyle çalışmaya başlamıştı. O görevli onun yanında sadece 4 ay dayanabilmiş ve apar topar CHP'den ayrılmıştı.
Bu konuda da kimse konuşmak istemiyordu.
Yılmaz'ın bu sorulara cevap vermesi gerekiyor. CHP'liler bu soruları yüksek sesle sormaya başlarsa bırakın o koltukta oturmayı Yılmaz'ın kurultay salonuna bile giremeyeceği söyleniyor.
Tabii sadece bu soru işaretleri değil, Yılmaz'ın geçmişi deşildikçe daha neler neler çıkacak? O geçmişin en kirli yanı, FETÖ ile ilişkisiydi. Irak Kürt bölgesindeki FETÖ'cülerle buluşmalarının fotoğrafları medyada yayınlanınca sadece şunu demekle yetindi: "Ben herkesle fotoğraf çektiririm." Acaba o kadar basit miydi?
Milletvekili olduğu memleketi Ardahan'da söylenenler bu ilişkinin hiç de o kadar basit olmadığını, özel bir geçmişe dayandığını gösteriyor. Bölgenin yerel gazetecilerinden Sürmeli Kılıç anlatıyor:
"Seçim döneminde dayımın oğlu Taşhan Deniz bana gelip, 'Sen bölgede etkilisin Öztürk Yılmaz'a destek ver' dedi. Şaşırmıştım, çünkü dayımın oğlu Taşhan sicilli bir Fetullahçı'ydı, yani FETÖ'cüydü.
Ben destek veremeyeceğimi söyledim, ertesi gün bu kez Öztürk Yılmaz'la geldi. Destek olmam için ısrar ettiler ben yine kabul etmedim.
Bu ikisi çocukluk arkadaşıydı ama Taşhan arkadaşlık nedeniyle destek verecek bir insan değil, koyu bir cemaatçiydi. Ayrıca onun 15 Temmuz öncesi buradaki bölge komutanıyla yemek yediği hatta Kandil'le ilişkisi olduğu da ciddi ciddi konuşuluyor. Şimdi FETÖ'den aranıyor, kaçak yani, o komutan da tutuklu..." Yılmaz'ın bu sorulara ne cevap vereceğinden çok CHP'nin bu iddialar karşısında nasıl bir tutum alacağı merak ediliyor.
BİZE ULAŞIN