AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Merhaba ben Ayşe, sen? iPad mi?

Ve beklenen tanışma yaşandı. Apple dünyasının yeni ürünü iPad'le rötarlı da olsa buluştum.
Küllerin içinde oradan oraya savrulup, '10. Yıl Marşı'nı mırıldanarak yurda ayak basmaya çalışırken kendimi New York'ta buldum. Uçağıma daha 12 saat varken, şehri dolaşmak lazımdı. Sabah sabah ilk durağım tabii ki de Apple Store oldu, hazır gelmişken dillerden düşmeyen yeni ürün iPad'a bakıp, Apple dünyasında kaybolayım bari.
Haydi bakalım, ne işmiş bu iPad, derken, yanımda bir Apple görevlisi bitti, çok hevesli, tutmayın onu anlatacak!
"Kalınlığı 1.30 cm, ağırlığı 750 gram, bluethooth var, pili bir hafta dayanıyor, 10 saat video izleyebilirsiniz, müthiş..." Anlaşıldı, almadan çıkarsam bu abla beni pataklar!
Bu kadar detaya gerek yok! Benim kabaca tarifimle iri bir iPhone işte. Bilgisayardan küçük, telefondan fazlasıyla büyük bir ekran. Klavyesi yok, tüm işlemler dokunmatik. Tamam! Kızmayın! Hafife almıyorum, artık ciddiyim. O zaman; dokunsana haydi durma dokunsana. Görelim, iPad kardeşin ne marifetleri varmış?
İnternete müthiş bir hızla bağlanıyorsunuz, oyun oynayabiliyorsunuz, video izleyebiliyorsunuz, müzik yükleyebiliyorsunuz, maillerinize ulaşabiliyorsunuz, çizim yapabiliyorsunuz, e-kitapları satın alıp okuyabiliyorsunuz.
Fiyatları da 499 dolardan başlıyor. E güzel! Güzel de benim işime yarayacak bir şey değil, olsa olsa ikinci bilgisayar tadında, şımarıklık için alınabilir. Çünkü iPad ile yazı yazmama imkân yok! Fakat pek de seksi bir şey.
Ocak sonu çıkan ürün Amerika'yı ve dünyayı sallamış durumda. Biz de tanıştık, bakalım almamaya ne kadar direneceğim?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN