AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Hayat kime güzel?

Instagram'ı biliyorsunuz, hani sağı solu, önümüzdeki bardağı, arkadaşımızı, kendimizi, gittiğimiz yerleri, ayakkabılarımızı, bardakları, trafik işaretlerini, doğayı, sokakları artık ne buluyorsak fotoğraflayıp çeşitli filtrelerle süsledikten sonra yüklediğimiz internet uygulaması var ya, o.
Hah! "İşte bunu halka açmalıyım" coşkusuyla amma da dondurulmaya değer kare varmış yaşamımızda.
Tabii birçoğu göstermelik, birçoğu 'çabalı', belki de yeni dönemin en sıkı tesellisidir instagram, kim bilir.
Hani; 'Ey ahali bakın nasıl da mutlu, nasıl da dolu dolu (doldura doldura) yaşıyorum' demenin kestirmesi.
Ben de geri kalmıyorum Instagram'ı fazlasıyla kullanıyorum, 'Aysekiz' adıyla çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum tabii. Paylaşıyorum da fotoğraflarımın altına yazılan yorumlar güldürüyor biraz da şaşırtıyor beni.
Neredeyse hepsinin altında hafif dalga geçen, küçümseyen, suçmuş gibi vicdanıma atılmaya çalışılan şu cümle var; "Hayat sana güzel."
Hayat bana mı güzel? Hayat sana çirkin bana mı güzel?
Koyduğum bir çay bardağı fotoğrafı, bir arkadaş grubu hali çoğu zaman...
Gayet sıradan bir fotoğrafa bakıp da kafamı iğne çuvalına sokup çıkartmak ister gibi "Hayat sana güzel" yazmak neden?
Hem hayat gerçekten kime güzel?
Güzel bakana tabii, her anının tadına çıkarana, kötüyü görmeyi reddedene...
Sosyal medya bir acayip, klavyenin arkasına saklananların psikolojisi bir garip, kafaları karışık.
Mesela "Çok çirkinsin" yazabiliyorlar takip ettikleri ünlünün fotoğrafının altına. Ya da "Bıktım tweetlerinden" diye fırça çekebiliyorlar.
Ne zamandan beri "Çok çirkinsin" demek kahramanlık oldu. Birine "Çok çirkinsin" desem, birini 'çirkin' görebilsem ağzımdan kaçsa, elimden kaysa yanlışlıkla günlerce uyuyamam ben. Boğazımdan lokma geçmez. Öyle öğrendik yani.
Şimdi "Çok çirkinsin" diye yazmak gündelik sade bir yorum kıvamında.
Sevmediğini niçin takip eder insan? Fikirlerine değer vermediğini niye okur? Her cümlesinde içini ekşiten bir yazarı soluksuz neden takip eder?
Yaşam tarzı midesini bulandıran bir ünlünün hangi amaçla izini sürer?
İşte bütün bunlar merak ettiğim, tam da karşılığını bulamadığım sanal sosyallik soruları.
Halbuki tek tuşla 'unfollow' hakkın varken, halbuki tek kanallı televizyon dönemi çoktan tarih olmuşken, artık her bireyin sosyal âlemini kendi oluşturma şansı varken neden bu kızgınlık?
Neden bu zorlama?
Hatta azgınlık?
Yazık sana. Aklına, neşene, coşkuna algına kıymasana.
Hayat kime güzel sizce?
Belki de az tweet atana, sanal sayfalarda az dolanana, az gösterene hissederek yaşayana.
Büyüklerimizin sözleri hâlâ geçerliliğini koruyor, formül sabit aslında; "Sen en iyisi çok gez, çok oku evladım" demişler anlayana. Zaten yerinde edilmiş sözler hep anlayana.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN