Türkiye'nin en iyi haber sitesi
AYŞE ÖZYILMAZEL

Beden Asla Yalan Söylemez

"Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız" yazıyordu kitabın kapağında.
Kitabın adı başlıkta; 'Beden Asla Yalan Söylemez'. Yazarı Alice Miller.
Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız... E biz birer üzerini örtme uzmanıyız değil mi? Duygular ayıptı değil mi?
"El âlem ne der evladım" sözünü hayatınızda kaç kere duydunuz sayabilir misiniz?
Ben sayamam. Binlerce kere.
Hep birilerine göre, bi'şeylere göre, birilerinden doğru, bizim koymadığımız kurallardan doğru büyütüldük, eğitildik ve yaşamadık mı?

Anne baba sevilecek mi?
Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız... Eh canımız çıktı altta kala kala.
Olmamış gibi yapa yapa. İyiymişiz, dimdikmişiz, taşmışız, duvarmışız gibi davrana davrana.
Kitapta esas ele alınan ebeveynlerimizi sevme ve sayma mecburiyetimizin bizi nasıl hasta ettiği, yok ettiği. Annemizi ve babamızı çok sevmemiz gerekir değil mi? Her çocuğun mecburiyetidir bu; anne-baba sevilecek sayılacak.
Peki sizin yanında durmaya dayanamadığınız, asla aynı havayı solumak istemeyeceğiniz kişiler de anne-baba, hiç bunu düşündünüz mü?
Peki siz sizi sevmeyen, korumayan, düşünmeyen, size hakaret eden, özgürlüğünüzü kısıtlayan, döven, canınızı acıtan, kapılar ardına kapatan birini sevebilir misiniz? Ona saygı duyabilir misiniz?
Tabii ki hayır. O zaman 'annebaba sevilecektir' mecburiyeti ne kadar yalandan bir ahlak zorlamasıdır farkında değil misiniz?
Her anne, her baba gerçekten anne ve baba mı? Hayır.
Ortada binlerce acı çeken, hasta, dövülen, itilen, okutulmayan, saygı ve sevgi görmeyen, tacize uğrayan, terk edilen her gün ağlayan çocuk varken siz hâlâ "her annebaba sevilecektir nokta" diyebilir misiniz?
Mesela siz "Babam bana çok çektirdi, onu sevmiyorum" diyen ünlü bir kadına- adama hâlâ kınayan, ikiyüzlü gözlerle bakabilecek misiniz?

Duygular gerçeğimiz
Şöyle bir bölüm var kitapta; "Ağır hastalıklar, erken yaşta ölüm ve intihar; aslında gerçek hayatlarımızı boğsalar da ahlak dediğimiz kurallara boyun eğmemizin mantıklı sonuçlarıdır. Hayatın kendisi yerine, bu kuralları yüceltmeye devam ettiğimiz sürece, dünyanın her yerinde durum böyle olmayı sürdürecektir.
Beden böylesi bir muameleye isyan eder, ancak onun konuştuğu dil, hastalık dilidir... Zoraki sevginin çok büyük bir zarar verebileceği gerçeğinin genel olarak farkına varılması şarttır.
Çocukluğunda sevilen insanlar, bunun karşılığında anne babalarını seveceklerdir, onlara anne babalarını sevmelerini söyleyen bir emre gerek yoktur. Bir emre itaat, asla bir sevgi doğuramaz."
Eğer siz de hayatınızda değişiklikler yapma isteğindeyseniz, bilemediğiniz hüzünleriniz, bitmeyen ağrılarınız sizi siz olmaktan alıkoyuyorsa... Çekip gitmek istiyor, gitseniz de çözüme ulaşamıyor başladığınız noktaya geri dönüyorsanız bir de bu kitabı okuyun derim.
Duygularımızı inkâr etmek ve bastırmak belki birilerinin takdirini, onayını almamızı sağlıyor olabilir ama bizi uzun vadede özgür ve mutlu kılacak tek yol gerçeğin yolu. Gerçeğimiz de hissettiklerimizdir değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA