ADALET CİNGÖZ

Tam dünya çapında olacaktı

Son zamanlarda şık bulduğum kadın ve erkeklerin nereden giyindiklerini bulmak, doğrusu uzun zamanımı aldı. O gün Delicatessen'de Daryo Beşkinazi ayaküstü lafa tutmasaydı, Fey'e yolum düşmeyecekti kesin... Fey hemen o sokakta... Stil ikonu Fatoş Yalın'ın mağazası... Pek çok farklı huydaki kadının ortak noktası bu aralar Fey gömlekleri. Ben de Leyla Alaton'un tasarım bienali için New Museum'dan gelen dostlarına verdiği davete buradan giyinerek gittim. Parti her zamanki gibi 10 numaraydı. Leyla'nın partilerinin tadına doyulmuyor. İçki su gibi akıyor, yemek hafif ama yerinde oluyor. Dansa yer bırakıyor. İnsanlar karışık. Bence partilerinin lezzetinin sırrı bunda yatıyor. Sanatçı Romalı Angelo, Atinalı İlyas, New Yorklu evli gay çift Mark ve Chris, Woody Allen ile film yapmak isteyen Niso, sanatçı Vahit Tuna, Beral Madra, Burak Arıkan... Partideki bir dostumdan Frieze dedikoduları alırken Saha Derneği üyelerinin bir uçağa doluşup tur düzenlediğini işittim. Bu yüzden VIP Turizm tur düzenlemekten vazgeçmiş hatta... Paris'te Okwui Enwezor'un trienalini gezerken Köken Ergun'un işinin prodüksiyonunu üstlendiklerini görmüş, memnun olmuştum. Biraz kafam karışmadı değil. Partide İlyas'ın İstanbullu babaannesinin öğütleri, Chris ve Mike'ın düğünün ayrıntılarının yanı sıra yerli sanat dünyasından dostlarla sohbetin ana konusu Saatchi Galerisi'ndeki Seçkin Pirim sergisiydi.

1980'LERDE Mİ KALDIK?
Barbaros Altuğ'un Taraf'taki yazısından öğrenilmişti ki, bu serginin gerçekleştiği mekanı isteyen düğün için de kiralayabiliyordu. Saatchi galerisinin resmi programında Seçkin Pirim'e yer yoktu. Doğrusu bende de sanatseverlerin bunu bilmemesi düş kırıklığı yarattı. Saatchi'nin ne büyük bir tüccar olduğunu bilmemelerine... Galerisini kiralayarak bir anda sanatçıyı Saatchi'de sergi açmış kılıyor olmasının ardında büyük ticari zekasının bulunduğunu ifade etmeme gerek yok. Lakin Saatchi'de sergi açmanın nesi fiyakalı? Bazen 1980'lerde kaldığımızı düşünüyorum. O zaman yurtdışına açılmak çok mübahtı. Çünkü neredeyse imkansızdı. (İnternet yoktu. Bu kadar bienal de residence programı da...) Avrupa'nın herhangi bir ücra noktasında sergi açan, dünya çapında olur, gelirdi. Gazeteler onu öyle anar, öyle yazardı. Bazı sanatçılar "Brüksel'deyim," der, Acıbadem'deki evinde saklanır. Bazıları "Finlandiya'da yaşıyorum," diyerek, Kadıköy'de Benusen'de kendini içkiye vururdu. Cep telefonu da yoktu ki ele versin... Bu Saatchi galerisi meselesi de öyle yankılandı. Seçkin Pirim tam dünya çapında olacaktı. Ah Barbaros Altuğ, o yazıyı yazmasaydı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN