EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Kafa karıştıran aile tablosu

Haftanın en çok ilgi çeken tartışması, inanmayacaksınız ama sanat hakkındaydı: Ressam Ali Elmacı'nın yaptığı Demirel ailesi tablosu, nasıl bir eserdir? Güzel mi, değil mi? Alınır mı, alınmaz mı? Evin salonuna asılır mı, asılmaz mı?
Twitter ve Instagram ahalisinin tartışmaya yalınkılıç dalmasının birinci sebebi, söz konusu ailenin, Fenerbahçe'nin kalecisi Volkan Demirel, eşi Zeynep Sever Demirel, dört yaşındaki kızları Yade ve dört buçuk aylık kızları Yeda'dan oluşmasıydı. İkinci neden ise kuşkusuz Ali Elmacı'nın resim tarzıydı ki ona geleceğiz...
Birçok kişinin zihni şöyle çalışıyordu: "Futbolcu sanattan anlamaz... Hele hele, kalıplı bedeni ve köşeli çenesiyle maçlarda itişen, medyaya sert demeçler veren Volkan hiç anlamaz... Dolayısıyla, böyle bir adamla evlenmiş olan kadın, üstelik de 2009 Belçika güzeli seçilmiş bir kadın da anlamaz..."
Bitmedi: "İnsanları faltaşı gibi açılmış gözlerle çizen... Çocuk resimlerini andıran tablolar yapan... Ancak bu eserlere bıçak, kan, böcek gibi nahoş görüntüler koyan Ali Elmacı, bir aile tablosu yapamaz... Yapsa da o resim salona asılmaz, çocuklara gösterilmez."

50 BİN LİRA VERDİ Mİ?
Bir de Volkan Demirel'in bu tabloya 50 bin lira verdiği şaibesi yayılınca, tartışma saldırıya dönüştü: Böyle bir tabloya o kadar para verilir mi?
Bir futbolcunun spor otomobile milyonlar vermesi normaldi... 5-10 milyon liraya denize nazır dubleks ev alması veya sevgilisine ceviz büyüklüğünde tektaş takması da normaldi...
Ama bir tablo için, 50 bin lira vermesi anormaldi. Çünkü sanattan anlamaması yetmezmiş gibi, resim de abuk sabuk bir şeydi işte. Aile tablosu dediğin, nezih ve edepli olurdu.
Zaten bu Ali Elmacı da matah biri değildi... 2016 Contemporary İstanbul sanat fuarında, kadın heykelinin göbeğine II. Abdülhamit'in resmini çizerek mukaddesatçı gençlerin galeyana gelmesine ve basmak için dahi olsa, hayatlarında ilk kez bir çağdaş sanat sergisine gitmelerine sebep olmuş bir provokatördü.
Bu saldırı furyasında... "Bence güzel bir resim" veya "Para Volkan'ın, istediği gibi harcar" veya "Ali Elmacı ilerleyen yıllarda iyi para yapacak bir ressam" diyenlerin sesi kısık çıkıyordu...
Bu arada bir gazetenin internet sitesi, anket yaparak fikir kulvarlarımızı belirlemişti: Ya "Oldukça keyifli ve ilginç bir çalışma olmuş, ben beğendim" diyecektik... Ya "Bizim beğenmemiz önemli değil, sahibi beğendiyse önemli olan o" ya da "Korkunç bir şey, umarım buna para vermemişlerdir" diyecektik.
İnsan merak ediyor: Acaba Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu Ali Elmacı, ömrü hayatında 'keyifli bir tablo' denecek bir iş yapabileceğine hiç ihtimal vermiş midir?
1976'da Sinop'ta doğan Elmacı, ortaokulu imam hatipte okumuştu. Galeri X-İst'in desteklediği sanatçılardandı. Düzen ve iktidarla olan sorununu şöyle ifade ediyordu: "Çirkinin ve kötünün resmini yapıyorum. Benim için çirkin de, kötü de otoriteyi temsil ediyor."

HAYATIN KARANLIK YÖNLERİ
Basmacı, çağdaş sanat sitesi SanatAtak'ın çağrışım oyununda, "Resimlerimin en çok Otto Dix'inkilere benzemesini isterim" demişti. Dix, 1920'ler Almanya'sının en önemli dışa vurumcu ressamlarındandı. Eserlerinde insanlardaki kötülüğe ayna tutmuştu.
Zombileri anlatan Walking Dead dizisini izliyordu. En sevdiği film, David Lynch'in yönettiği kült psikolojik gerilim çalışması Blue Velvet idi. Velhasıl Elmacı hayatın karanlık ve şeytani yönlerini deşmekten hoşlanıyordu.
Bu arada Zeynep Sever Demirel'e de bir parantez açmak gerekiyor... Futbolcu eşleri, kocalarının kazandığı paraları giysi ve çantalara harcayan kadınlar olarak yer alıyor magazinde. Eğer kendilerinin herhangi bir zevki varsa, bunu ancak evlerine mobilya ve aksesuvar alarak gösterebilirler.
Futbol medyasının tabiriyle Zeynep "yenge" ise farklıydı. Güzeldi, şıktı ama otobüse biniyor, pazardan alışveriş yapıyor ve sanata para harcıyordu.
Mesela bir Devrim Erbil, bir Ali Elmacı ve bir Tigran Tsitoghdzyan tablosu için toplam 260 lira harcamıştı. (Elmacı için 60 bin lira ödemişti.) Sadece İstanbul'daki villalarında değil, Bodrum'daki evlerinde de çok sayıda tablo vardı.
Zeynep Hanım'ın bu çabasını, geçici bir heves gibi sunuyordu bazı yayın organları. Sanat olayından başka, Yeda'yı suda doğurmasına da bir anlam verememişlerdi.
Saldırılar sürerken Volkan Demirel bir açıklama yaptı: "Ali Elmacı sevdiğimiz, saydığımız bir arkadaşımızdır. Bu tablo bize hediyesidir. Yorumlara saygım var ama bir eseri eleştirirken, diğer çalışmalarını ve sanatçının neyi amaçladığını bilmek gerekir."
Volkan'ı demir ellerle resmettiği; kanarya, fener, kale, deniz, köpek gibi imgelerle süslediği 'aile resmi', Elmacı'nın kendi çizgisi içinde nasıl bir konumda?
Bana sorarsanız, diğer resimleriyle kıyaslandığında azıcık hafif kalıyor. Herhalde aile dostu olduğu için saldırganlık tonu, hediye olduğu için de ince emek katsayısı irtifa kaybetmiş. Yine de Demirel ailesi için gurur verici bir eser.
BİZE ULAŞIN