Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Katliama karşı erken uyarı

Güzel bir atasözü vardır: "Taç giyen baş akıllanır." Yani sorumsuz durumdayken insanlar atar tutar, karmaşık sorunları basit ve kolaycı çözümlerle halledeceklerini sanırlar. (Örnek: "Sallandıracaksın üç tanesini Sultanahmet Meydanı'nda bak bir daha yapıyorlar mı?")
Ancak yetkili bir konuma geldiklerinde, problemlerin iki tak tak, bir şak şak yöntemiyle çözülemeyeceğini anlarlar.
ABD Başkanı Trump'ınki ise akıllanmayan kafalardan. İş dünyasında nasıl düşünüp nasıl davrandıysa, devlet yönetiminde de aynısını yapmaya çalışıyor. Basit, pratik, hızlı fikirlerle olayı çözeceğini sanıyor.
İşte son cinliği: Okul katliamlarına karşı öğretmenlerin silahlanmasını önerdi... "Savunmada kalmamalı, hücum etmeliyiz" dedi.
Manzaraya bakar mısınız? Okula mı gidecek öğrenciler, garnizona mı? Halbuki gayet incelikli çözümler var denenecek.
Bir kere şunu bilmek gerek: Okul katliamı yapan gençler, dışarıdan gelen deliler değil. Yine o okuldan yetişmiş, eski öğrenciler. Dışlandıkları, alay edildikleri, hakları yenildiği için böyle canavarlaşıyorlar.
O halde bu problemli çocuklar önceden saptanabilirse, olayları engellemek hiç zor olmaz... Peki, nasıl saptanacak?
Amerikalı öğretmenler arasında hızla yayılan yöntem şöyle... Her cuma, öğrencilerden bir kağıda şu iki sorunun cevabını yazmaları isteniyor:
Önümüzdeki hafta birlikte oturmak istediğiniz dört arkadaşınız kim?
Bu hafta sınıfın yıldızı kim oldu?
Bu iki basit soru, sınıfın gizli gerçeklerini ortaya çıkartıyor: Sınıfın popüleri kim? Sınıfın dışlananları kimler? Geçen ay popüler olup da, gözden düşenler kimler?
Amaç basit: Sınıfın yalnızlarını, kara koyunlarını, küskünlerini saptamak ve onlara özel ilgi göstermek. Çünkü katliamcılar tam da o gruptan çıkıyor.
Türkiye'de okul katliamları olmuyor ama bizde de sorunlu çocukları saptamada kullanılabilir.

***

Zengin olacak çocuk neyinden bellidir?

Öğrenciler deyince... Herkes çocuğunun büyüdüğünde başarılı ve mutlu bir insan olmasını ister. Aslında başarının birçok şekli var ama günümüzde çoğu insan başarıyı parayla ölçüyor. O zaman soru şu: Çocuğum ileride çok para kazanacak mı?
Bu soruyu genele yayalım: Hangi çocuklar zengin oluyor? Zengin olacak çocukların mizacı, karakteri nasıl?
Bunun kapsamlı bir araştırması yapılmış. 1968'de 12 yaşında olan bir grup çocuğun özellikleri belirlenmiş: Zeka seviyesi nedir? Çalışkan mı, tembel mi? Kurallara uyuyor mu, yoksa haylazın teki mi? Ailesinin eğitim seviyesi ve kazancı ne kadar?
Bayrağı birbirine devreden koşucular gibi, bilimciler de araştırmanın bayrağını 40 yıl boyunca birbirlerine devretmişler.
40 yıl sonra sonuçlar açıklandığında ortaya ne çıkmış dersiniz? Sıkı durun...
Öncelikle, çalışkan öğrencilerin, büyüdüklerinde prestijli mesleklere sahip oldukları, dolayısıyla da iyi kazandıkları belirlenmiş. Mesela ortalamanın üstünde kazanan birer doktor, mühendis, avukat oluyorlar. Bu şaşırtıcı değil elbette. Ancak bir nokta var: Bu öğrenciler zengin işadamları olmuyorlar. Geldikleri en ileri aşama CEO'luk.
Peki kimler zengin oluyormuş biliyor musunuz? Sınıfın haylazı diye bilinen, yaramazlık eden, kuralları takmayan, otoriteye nanik yapan haşarı çocuklar!
En çok kazananlar, en çok zengin olanlar yaramaz çocuklar arasından çıkıyor.
Bu kişilerin özgeçmişi incelendiğinde... Rekabetçi oldukları, kendi çıkarları ve merakları için çalıştıkları, pazarlığa oturmaktan çekinmedikleri, sürü davranışı göstermeyip arkadaşlarından farklı davranabildikleri görülüyor.
Önemli soru: Araştırmadan ortaya çıkan bilgiyi öğrendikten sonra tavrınız ne olacak? Yaramazlık eden çocuğunuzu engellemeye mi çalışacaksınız? Yoksa onda geleceğin Koçlarını, Sabancılarını görerek, mutlu mu olacaksınız? (Ben çoğu Türk ailesinin uslu çocuğu tercih edeceğini düşünüyorum.)

***

Yaşlı Türkiye'ye hazırlanın

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hafta içinde önemli veriler açıkladı. Bir kere "Genç nüfusumuz" söyleminin artık bir hayal olduğunu, Türkiye nüfusunun giderek yaşlanmakta olduğunu biliyoruz.
Bir ara 26 olan ortalama, 2018 itibariyle 32'ye çıkmış durumda. Cumhuriyet'in 100'üncü kuruluş yılı olan 2023'te bu rakam 33.5 olacak...
Bu durum aynı zamanda yaşlı (65 yaşın üstü) nüfusun da artacağının işareti. Bugün yüzde 8.7 olan yaşlıların oranı, 2023'te 10.2'ye varacak.
Hemen hesap yapalım: 2023'te genel nüfusumuz 87 milyon olacağına göre... Yaşlı nüfus 9 milyona dayanacak.
Bu verilerden hareketle ne yapmalı:
Doktor olursanız yaşlılıkla ilgili hastalıklar üzerinde uzmanlaşın: Alzheimer, kireçlenme, katarakt, diyabet gibi...
Hemşire olursanız işsiz kalmazsınız. Bakım gerektiren çok sayıda yaşlı olacak.
Sağlığa yatırım yapacaksanız... Bilhassa Alzheimer'li, Parkinson'lu hastalara bakacak bir merkez açabilirsiniz.
Her yaşlı hasta değildir ve yaşlıların çoğu emeklidir. Sonuç: Onları masa başında çalıştırmak üzere istihdam edebilirsiniz. Ayrıca ilginç bir iş: Dinç yaşlıları, yalnızlık çeken yaşlılara arkadaşlık etmeleri için tutabilirsiniz. Siz de kazanırsınız, onlar da...
Yaşlı insanlar konusunda uzmanlaşmış, fizik tedavi merkezi açabilirsiniz.
Turizm şirketiniz varsa, sadece yaşlılara yönelik turlar düzenleyebilirsiniz. Telaşsız, koşturmasız, icabında sağlık hizmeti verebilen 'slow' turlar...
Yaşlanma dini duyguları yoğunlaştırır. Gözleri zayıf yaşlılara Kuran okuyacak elemanlar istihdam eden bir şirket kurabilirsiniz.
Bunlar ha deyince aklıma gelenler. Daha çok var...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA