EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Tacizin kuantum şekli

Haber canımı sıktı. Lawrence Krauss kadınlara cinsel tacizde bulunmakla suçlanmıştı. Soracaksınız: "Kim bu, arkadaşın mı?" Değil ama arkadaş gibiydi; sanal arkadaş.
Geçen yıl çok sayıda YouTube videosu izlemiştim. Konulardan biri de fizikteki Kuantum Teorisi'ydi.
"Olmaz öyle şey" dedirten bu teoriyi insanlara anlatmak için Batı'da, üniversite dışında da etkinlikler düzenleniyor. Fizikçiler, mümkün olduğunca basit bir dil kullanarak, Kuantum Mekaniği denilen teorinin ne olduğunu ve Einstein'ın İzafiyet Teorisi'nden (Görelilik Kuramı) farkını açıklıyorlar.
İşte bu tip toplantıların yıldızıydı bugün 64 yaşında olan Prof. Lawrence Krauss. Hiç Yoktan Bir Evren ve Kuantum Adam başlıklı kitapları Türkçeye de çevrilen Krauss, esprileriyle koca bir salonu kırıp geçiren bir şovmen gibiydi.
Ne karizmatik Brian Greene, ne İngiliz fiziğinin yakışıklı prensi Brian Cox, ne de tele-fizikçi Michio Kaku onun kadar ilgi toplayabiliyordu. Şakalarıyla hepsinin önüne geçen Krauss ile yarışabilen tek Batı bilimcisi, siyahi çaçaron Neil DeGrass Tyson'dı...
Şu sıralar bilhassa ABD'de en vahim suçlama cinsel taciz. Eğer bir erkek, titri ne olursa olsun, cinsel tacizle suçlanırsa, eyvah ki ne eyvah! Orta Çağ'da cüzzamlılardan nasıl kaçılıyorduysa, şimdi de tacizle suçlanmış bir kişiden öyle uzaklaşılıyor.
Olay mahkeme sürecinden ibaret değil. Suçlanan kişi anında aforoz ediliyor. Yaşayan en büyük aktörlerden Kevin Spacey'nin bütün anlaşmaları fes edildi. Onsuz House of Cards dizisi düşünülebilir mi? Ama attılar işte.
ABD'yi izleyen Avrupa'da da benzeri şeyler oluyor. Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu Hasan el Banna'nın torunu, Mısır kökenli İsveç vatandaşı, İslam dini uzmanı Tarık Ramazan, taciz suçlamaları nedeniyle zor durumda.
Hukuk devletinin esaslarından, 'Aksi ispat edilene kadar kişi suçsuzdur' ilkesini kimse takmıyor. İki kadın, bir erkeği tacizle suçladı mı, tamam... Prensip anında tepetaklak oluyor: "Aksini ispat edene kadar erkek suçludur."
Kuramsal fizikçi ve uzay bilimci Krauss da aynı durumda. Arizona Üniversitesi görevini askıya aldı. Hiçbir bilimsel etkinliğe katılması mümkün değil artık.
Aklansa dahi, şu ortamda Krauss'un geri dönebileceğini sanmıyorum. Fizik hocalarının süperstarı, MIT profesörü Walter Lewin'den sonra, bir yıldız daha kaydı işte...

***

Ağrınız erkek mi, dişi mi?

İnsanlar bazen gözlerinin önünde duranı görmez. Buna bilimciler de dahildir.
İşte örneği... Sürekli (kronik) ağrı çeken 100 kişiden 70'inin kadın olduğu bilinmesine rağmen... Bu farkın nereden kaynaklandığı araştırılmamış.
Hatta bilimciler başka bir hata daha yapmışlar. Araştırmalarda kullanılan kobay farelerinin yüzde 80'i erkekmiş. Yani eski bulgular erkeklerin durumunu işaret ediyor, kadınlarınkini değil.
Nihayet 2014 yılında uyanmışlar. Araştırmaları organize ederken bu farkı gözetmişler.
Ve sonuç: Ağrı açısından bakıldığında, kadın ile erkeğin, hücre seviyesinde farklı olduğu ortaya çıkmış.
Meğer ağrıyı hissetmemizi sağlayan algılayıcılar (reseptö rler, 'almaç' da deniyor) aynı değilmiş. Aynı olay kadında ve erkekte farklı etkiler yaratıyormuş.
Peki, bu bilgi ne işe yarar? Siz de tahmin edebilirsiniz: Önümüzdeki yıllarda kadınlar ve erkekler için farklı ilaçlar üretilecek.
Not: Bir de genetik zıplama sonucu ağrıyı hiç hissetmeyenler var ki o da çok ilginç bir konudur.

***



Dolu söze bir örnek


Cumartesi günü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle söylenen hoş ama boş laflara değinmiştim. Peki, 'dolu söz' nasıl edilir?
Mesela Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş önce dört kızı olduğunu belirtmiş... Ardından da kız çocukların üniversite okuması için ailelerin elinden geleni yapması gerektiğini söylemiş.
İşte bu 'dolu' bir söz... Kendisine kulak verenlere somut bir hedef gösteriyor: "Kızlarınızı üniversiteye gönderin. Bitirene kadar onlara yardımcı olun."
Ancak bu somut hedefi 9 Mart günkü cuma hutbesinde göremedim. İslam'da Kadın: Adalet, Merhamet ve Hakkaniyet başlıklı hutbede eğitim kelimesi sadece bir kere geçiyor: "Sırf kız olduğu için bir çocuğun doğumuna üzülmek, onu hor görmek, eğitimden mahrum bırakmak, zorla ve küçük yaşta evlendirmek zulümdür."
Güzel ama yetmez. Çünkü üniversite veya yüksekokul gibi kavramlar hutbede hiç yoktu. Keşke olsaydı. Çünkü nüfusun çoğu büyük kentlerde yaşıyor ve üniversite ailelerin gündeminde. Hutbelerde "Kızınızı üniversiteye gönderin" demenin cemaatte tepki doğuracağını sanmıyorum.

BİZE ULAŞIN