NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Yıldızları feda et rahat et!

Fransa’nın en şöhretli şeflerinden Sebastien Bras, üç Michelin yıldızından kurtulup ‘kutsal rehber’den azat edilmek istedi. Sebebi ne olabilir?

Çok arzu edilen, hep hayali kurulan, sahip olanı gururdan çıldırtıp en üst lige taşıyan bir ödül, dünyanın bu alandaki en saygın ödülü hem de, başa bela olur mu? Olur!
Fransa'nın 20 yıla yakındır üç Michelin yıldızına sahip ünlü şefi Sebastian Bras, yıldızlarından soyunmak ve meslektaşlarının girmek için ters taklalar attığı Michelin rehberinden çıkmak istedi. Çıkarılmak, daha doğrusu azat edilmek...
Fransa'nın kuzeyindeki Laguiole'de bulunan Le Suquet isimli ünlü restoranına gidenler, yerel ürünlerden mamul lezzetlerinden büyüleniyordu. Ama Sebastian Bras çok bunalmış meğer.
Çarşamba günü kendisini gastronomi âleminin 'kutsal rehber'inden çıkarmalarını talep etti. Her tabakta yargılanmanın, üzerinde korkunç bir baskı yarattığını söyleyerek... O çok özendiği yemeklerini, çıldırtıcı yıldız savaşlarından ve müfettiş teröründen azade sunmak istediğini ekleyerek... 46 yaşında ama dev daralmış belli ki!
Michelin'ciler tarihte ilk defa bir Fransız şefin, herhangi bir pozisyon ya da iş modeli değişikliği olmaksızın bu şekilde çıkmak istediğini söylüyor.
2005'te üç yıldızını iade eden Alain Senderens var mesela, 'nouvelle cuisine'in öncülerinden, onun gerekçesi fazla lüksün müşterileri kaçırdığıydı. Sonra basit menülü, uygun fiyatlı bir yer açtı. 2008'de de yine üç yıldızlı Olivier Roellinger daha sessiz-sakin bir hayat istediği için kapadı restoranını.
Sebastian Bras, daha az şan şöhrete razı. 2003'te üçüncü yıldızını kaybetme kâbusuyla intihar eden ünlü şef Bernard Loiseau'nin kafada değil belli ki. Hayatına yeni bir anlam kazandırmak istediğini, esası yeniden tanımlayacağını söylüyor. Yolu açık olsun.

***

İki etkinlik

Bu iki etkinlik perşembeden beri bulunduğu bölgeyi de, İstanbulluların dilini-damağını da şenlendiriyor. İkisinin de bugün son günü; akşama kadar ucundan tadılabilir.
GASTRONOMİST: Tarihi Yarımada, belki de hiç olmadığı kadar nefis. Topkapı Sarayı Konferans Salonu'nda söyleşiler, Sultanahmet Meydanı Anfi Tiyatro'da 'Cooking Show' dedikleri gösteriler gerçekleşiyor. İspanya'dan Çin'e, Fransa'dan Avustralya'ya, dünyanın dört bir yanından gelenler var. Tadımlar, konuşmalar, sağınızda-solunuzda lezzet için elini ve zihnini çalıştıranlar... Türkiye'nin geleneksel mutfaklara eğilen ilk uluslararası etkinliği Gastronomist; hem damağa, hem dimağa...
İSTANBUL COFFEE FESTIVAL: Maçka'daki Küçükçiftlik Park'tan buram buram kahve kokusu geliyor. Dünyanın en büyük kahve festivallerinden biri çünkü karşınızdaki... Özellikle 3. dalga tabir edilen kahvecilerin nabzı burada atıyor. Nitelikli kahve dükkânları, çekirdek kahveciler, iyi kahve için gerekli alet edevat, ilginç tasarımlar, yancı lokmalar...

***

Bonito takoz!



Sarda sarda. Bu Latincesi. Bonito. Bu da İngilizcesi. En sevdiğim balıklardan kendisi ve de şimdi tam mevsimi: Palamut. İstanbul Balıkhanesi meşhur eski müdürü Karekin Deveciyan'a göre küçükten büyüğe; kestanepalamudu, çingenepalamudu, palamut, küçük torik, torik, sivri, altıparmak, pişota. Evet, palamut ama takoz olacak. Kızarmayacak, ızgarada pişecek. Lüfer çıkmadan, dolayısıyla o da kaçmadan, mümkün olduğunca çok görüşülecek.

BİZE ULAŞIN