FERHAT ÜNLÜ FERHAT ÜNLÜ

DEAŞ’ın hızlı düşüşü

Zaman zaman gözden kaçırılan esaslı bir ilkedir: Hızlı büyürsen hızlı küçülürsün. DEAŞ adlı Frankenstein örgütün Irak'ta ve daha sonra Suriye'de 2014'de başlayan hızlı yükselişi, üç yıl içinde neredeyse aynı hızla düşüşün habercisi gibiydi. Adını ilk duyurduğunda, örgütün bölgede otorite boşluğundan türeyen bir tür paralel devlet yapılanması olduğunu ve bir süre içinde çöküş sürecine gireceğini bu köşede yazmıştık.
Bugün Üç Boyutlu Portre'de çoğu yabancı turist olan 39 insanın hayatına mal olmuş (79 kişi de yaralanmıştı) Reina saldırısının iddianamesi başta olmak üzere DEAŞ'la ilgili belgelere dayanarak örgütün düşüş sürecini anlatmaya çalışacağız.
15 Temmuz 2016 darbe ve iç işgal girişiminden yalnızca 17 gün önce, 28 Haziran 2016'da DEAŞ çok büyük bir terör saldırısı düzenlemişti. Atatürk Havalimanı'nda 42 insanın ölümüyle sonuçlanan menfur bir saldırıydı bu. Tıpkı daha sonra Reina saldırısında olacağı gibi örgütün Orta Asya Türki Cumhuriyetleri'ndeki hücrelerinden biri gerçekleştirmişti bu saldırıyı. Atatürk Havalimanı saldırganları Dağıstan asıllı Rus vatandaşı, Kırgız ve Özbek idi. Reina saldırganı da Özbek'ti. Reina iddianamesindeki şüphelilerin çoğunun da Orta Asya kökenli olması dikkat çekici. Şüpheliler arasında yoğun olarak Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Çin ve Rusya vatandaşları var.
Peki, son Reina saldırısı dâhil (1 Ocak 2017'de, yılbaşı gecesi gerçekleştirilmişti) Türkiye'de DEAŞ bağlantılı toplam kaç olay meydana geldi? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 2017/2120 numaralı, 57 sanıklı Reina iddianamesine göre 22.
Örgütün Türkiye'deki ilk saldırısı; 20 Mart 2014'te Niğde'de iki güvenlik görevlisini şehit ettiği ve bir vatandaşımızı da öldürdüğü çatışma idi.
20 Temmuz 2015'teki Suruç ve 10 Ekim 2015'teki Ankara Gar saldırıları örgütün en büyük terör saldırılarıydı. İlk saldırıda 33, ikincisinde ise 100 vatandaşımız hayatını kaybetmişti.
Atatürk Havalimanı saldırısında TNT, RDX, PETN karışımı kompleks bir patlayıcı kullanılmıştı. Teröristler, havalimanından içeri AK-47, yani Kalaşnikoflarla insanları tarayarak girmişti. Örgütün son saldırısı ise Reina'daki terör eylemi idi. Örgüt, saldırıyı Furat isimli video ile üstlenmişti.
Reina saldırganı Ebu Muhammed El Horasani kod ismini kullanan Abdulkadir Masharipov'un terör eylemi sırasında kullandığı geçici körleşme yaratan askeri malzeme olan 'flash bang'leri nasıl edindiği ile ilgili bir idari soruşturma yürütüldüğünün bilgisini de yeri gelmişken vereyim. Bu soruşturmanın sonucunda saldırıdaki FETÖ izlerini gözler önüne seren bulgular elde edilirse hiç şaşırmayın. Çünkü iddianameye göre Masharipov'a maskeli biri tarafından getirilen 'flash bang'lerin temin edilmesinde FETÖ'nün parmağı olduğu yönünde ciddi kuşkular var.
Gelelim ABD'nin, DEAŞ konusunda Türkiye ile ne kadar istihbarat paylaştığına… Daha doğrusu Türkiye'nin DEAŞ'a yönelik operasyonlarında ABD'nin bir katkısının olup olmadığına…
ABD'nin "İstihbaratı biz paylaştık" dezenformasyonuna başvurma ihtiyacı hissettiği Masharipov operasyonu tamamen Türk Emniyeti ve istihbaratının imkânlarıyla gerçekleştirildi. Operasyon sırasında 7 bin 200 saatlik kamera görüntüsü izlendi. Zeytinburnu, Küçükçekmece, Sefaköy, Silivri, Pendik ve Esenyurt'ta tespit edilen, DEAŞ'ın 'Madafa' evleri olarak tabir ettiği ve YTS'lerin (Yabancı Terörüst Savaşçılar) barındırdığı 152 adrese operasyon düzenlendi. Vatandaşlarca yapılan 2 bin 142 ihbar değerlendirildi, 61 DEAŞ terör örgütü mensubu İstanbul merkezli soruşturma kapsamında İstanbul, Kayseri, Konya ve Hatay'da gözaltına alındı. Yürütülen operasyonlar kapsamında, 642 yabancı uyruklu şahıs kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından tehdit oluşturdukları değerlendirilmesi yapılarak sınır dışı edildi.

TÜRKİYE'YE YÖNELİK TÜM SALDIRILAR
Bilindiği üzere DEAŞ ilk olarak Ebu Musab El Zerkavi'nin Usame Bin Ladin'e bağlılık sözü vermesiyle 2004 yılında 'Irak El Kaidesi' adıyla kuruldu. Zerkavi'nin 2006 yılında ABD'nin düzenlediği bir operasyon sonucu ölmesinin ardından örgüt liderliğine Ebu Ömer El Bağdadi geçti. Ebu Ömer El Bağdadi'den sonra liderliğe geçen Ebu Bekir El Bağdadi halen örgütün lideri.
Reina iddianamesinde DEAŞ'ın amacı, "Dünya üzerindeki Müslüman devletlerin yönetimlerini yıkarak yerine radikal selefi görüşler doğrultusunda bir devlet kurmak" olarak özetleniyor. Yani ilk hedef, Müslüman ülkeler. Bunlar arasında elbette Türkiye de var. Var ki, örgüt, Mart 2014'ten beri Türkiye'ye saldırıyor. İddianameye göre Türkiye'deki DEAŞ bağlantılı 22 olayı şöyle sıralamak mümkün:
1-) 20 Mart 2014: Niğde'de Jandarma birimlerinin yol uygulaması yaptığı sırada üç DEAŞ'lı; biri Emniyet, diğeri Jandarma görevlisi olmak üzere iki güvenlik görevlimizi şehit etti, bir vatandaşımızı öldürdü.
2-) 10 Haziran 2014: İskenderun Limanı'ndan Musul'daki termik santrale mazot götüren 32 Türk vatandaşı tır şoförü DEAŞ tarafından kaçırıldı. 23 gün sonra serbest bırakıldılar. Ancak taşıdıkları malzemelere el konuldu.
3-) 11 Haziran 2014: DEAŞ, Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'nu kuşatıp, aralarında Başkonsolos Öztürk Yılmaz'ın da bulunduğu 46'sı Türk, 49 konsolosluk görevlisini rehin aldı. 49 kişi, 20 Eylül 2014 günü ülkemizin istihbarat ve güvenlik kurumlarının operasyonu ile kurtarıldı.
4-) 6 Ocak 2015: Sultanahmet Turizm Şube Müdürlüğü'ne yönelik el bombalı saldırıda bir polis memuru şehit oldu, iki polis memuru yaralandı. Yapılan çalışmalar sonucu olay yerinde ölen saldırgan Diana Ramazanova ile bağlantılı dokuz şahıs yakalandı.
5-) 1 Ocak 2015: Kilis sınır bölgesinde görev yapan bir astsubayımız, sınırda yaşanan bir takibin devamında Suriye topraklarına geçmesinin ardından DEAŞ mensuplarınca kaçırıldı. Güvenlik ve istihbarat birimlerinin çalışmaları sonucu kaçırılmasından dört gün sonra Suriye sınırımızda bulunan bir karakolda ülkemize teslim edildi.
6-) 17 Mayıs 2015: Adana HDP İl binasının alt katında bulunan Seyhan HDP İlçe Başkanlığı içerisinde patlama meydana geldi. Patlamada dört kişi yaralandı.
Eş zamanlı olarak Mersin HDP İl binası teras katında da bir patlama meydana geldi. Olayı DEAŞ'lı Savaş Yıldız'ın gerçekleştirdiği anlaşıldı. Şahıs yakalanamadı, Suriye'ye geçtiği sanılıyor. Yıldız'ın hakkında daha önce DHKP-C üyeliğinden işlem yapıldığı ortaya çıktı.
7-) 5 Haziran 2015: HDP'nin Diyarbakır'da gerçekleştirdiği miting esnasında meydana gelen patlamada dört vatandaşımız hayatını kaybetti, sekiz güvenlik görevlisi ve 279 vatandaşımız yaralandı. Olayı gerçekleştiren Orhan Gönder 10 Haziran'da tutuklandı.
8-) 20 Temmuz 2015: Şanlıurfa Suruç'ta SGDF (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu) adlı grubun basın açıklaması yaptığı esnada meydana gelen patlamada toplam 34 vatandaşımız hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Bomba eyleminin failinin DEAŞ'lı Abdurrahman Alagöz isimli şahıs olduğu anlaşıldı. Şahsın 22 Mayıs 2015'ten beri Yunus Emre Alagöz ile birlikte terör şüphelisi olarak arandığı ortaya çıktı.
9-) 1 Eylül 2015: Kilis'te sınır hattından Suriye tarafına geçmeye çalışan bir şahsa müdahale eden askeri personele sınırın karşı tarafından ateş açılması sonucu Yusuf Beylem isimli askeri personel şehit oldu. Kilis Emniyet Müdürlüğü'nce adli takibi yapılan Suriye uyruklu İsa isimli şahıs, kullanmış olduğu GSM hattıyla yaptığı bir görüşmede sınırı geçerken Ebubekir kod İlhami Balı'nın ateş ederek bir askeri personeli şehit ettiğini söyledi. İlhami Balı, örgütün Türkiye sorumlusu olarak bilinen ve pek çok kanlı eylemin sorumlusu olan şahıs.
10-) 10 Ekim 2015: Ankara Tren Garı önünde toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında meydana gelen iki ayrı canlı bomba eyleminde 100 kişi hayatını kaybetti. (Bu tür saldırılarda canlı bombalar da ölü sayısına dâhil ediliyor, ben özellikle etmiyorum.) çok sayıda kişi de yaralandı. Bu saldırı, Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biriydi. Canlı bomba eylemini yapan şahıslardan birinin, Suruç canlı bombacısı Abdurrahman Alagöz'ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu anlaşıldı. Terör eyleminde rol alan iki kişi yakalandı. Canlı bomba eylemcilerini Ankara'ya getiren aracı kullanan Halil İbrahim Durun, Özel Harekât'la girdiği çatışma sırasında üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirerek öldü.
11-) 26 Ekim 2015: Diyarbakır'da yapılan operasyonda güvenlik güçlerimize bombalı ve silahlı saldırıda bulunuldu. İki polis memuru şehit oldu, beş polis memuru yaralandı. Çıkan çatışmada yedi DEAŞ militanı etkisiz hale getirildi, 17 şahıs yakalandı, dokuz şahıs tutuklandı.
12-) 30 Ekim 2015: Gaziantep'te bir aracın içerisindeki iki şahıs dur ihtarına uymayarak kaçmaya çalışınca kovalama neticesinde durduruldu. Aracın içindeki şahıslar güvenlik güçlerine el bombası atmaya çalışırken etkisiz hale getirildi.
13-) 30 Aralık 2015: Ankara Emniyet Müdürlüğü, bir operasyon kapsamında Musa Canöz ve Adnan Yıldırım'ı gözaltına aldı. Şahısların DEAŞ'lı olduğu anlaşıldı. Evlerinde yapılan aramada bir adet canlı bomba yeleği ve içerisinde bomba düzeneği bulunan sırt çantası ile patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler ele geçirildi.
14-) 12 Ocak 2016: Sultanahmet'te canlı bomba saldırısında 10 kişi (Alman turistler) hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı. Olayla ilgili 24 şahıs gözaltına alındı, 16'sı tutuklandı.
15-) 19 Mart 2016: İstanbul İstiklal Caddesi'nde düzenlenen canlı bomba saldırısında dört kişi hayatını kaybetti, 45 kişi yaralandı. Olayla ilgili yedi şahıs gözaltına alındı, ikisi tutuklandı.
16-) 1 Mayıs 2016: Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü binasına düzenlenen DEAŞ saldırısında üç polis şehit oldu, 26'sı polis olmak üzere 32 kişi de yaralandı. Saldırıyı bombalı araçla gerçekleştiren şahsın İsmail Güneş olduğu tespit edildi. Konu ile ilgili olarak gözaltına alınan 63 şahıstan 38'i tutuklandı.
17-) 19 Mayıs 2016: Sözde Gaziantep emiri Yunus Durmaz'ın kaldığı hücre evine yapılan operasyonda Durmaz, üzerinde bulunan canlı bomba yeleğini patlattı ve öldü.
18-) 28 Haziran 2016: Saat 21.50 sıralarında İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde meydana gelen üç intihar eyleminde 44 kişi hayatını kaybetti, beşi polis memuru olmak üzere toplam 240 kişi yaralandı. Olayla ilgili olarak gözaltına alınan 37 şahıs tutuklandı.
19-) 13 Temmuz 2016: DEAŞ'lı Hanifi Çelik tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu bir polis memuru şehit oldu. Olayla ilgili olarak 15 kişi gözaltına alındı, 10 şahıs tutuklandı.
20-) 20 Ağustos 2016: Gaziantep'te bir sokak düğününde meydana gelen canlı bomba eyleminde 54 kişi hayatını kaybetti, 91 kişi de yaralandı.
21-) 16 Ekim 2016: Düzenlenen operasyonda iki DEAŞ mensubu ölü olarak ele geçirildi, üç polis şehit oldu. Dokuzu polis 13 kişi yaralandı. Konu ile ilgili olarak 46 kişi gözaltına alındı, 14 kişi tutuklandı.
22-) 1 Ocak 2017 günü saat 01:15 sıralarında İstanbul'da Reina isimli eğlence mekânına yönelik saldırıda bir polis memuru şehit oldu, çoğu yabancı uyruklu 39 kişi hayatını kaybetti, 86 kişi de yaralandı. Olayla ilgili operasyonlarda saldırgan Abdulkadir Masharipov ile birlikte toplam 61 kişi gözaltına alındı.

SAHADA KAYBETTİKÇE…
Terör örgütü DEAŞ, El Kaide'den farklı olarak sadece küresel terör eylemleriyle adını duyurmadı, Irak ve Suriye'de kısa sürede geniş bir alanın hâkimiyetini ele geçirerek devletleşmeye de çalıştı. Suriye İnsan Hakları Gözleme örgütünün raporuna göre Ağustos 2014'te grubun Suriye'deki savaşçı sayısı 50 bin, Irak'ta ise 30 bindi. CIA ise Eylül 2014'te örgütün Suriye ve Irak'ta toplam 20 bin ile 31 bin 500 arasında savaşçıya sahip olduğunu raporlamıştı. Nisan 2015'te ABD Savunma Bakanlığı, DEAŞ'ın 2014 Ağustos ayından bu yana Irak'ta hâkim olduğu toprakların yüzde 30'unu kaybettiğini açıkladı.
Örgütün gerilemeye başlamasının miladı olarak Türkiye'nin Ağustos 2016'da başlattığı Fırat Kalkanı operasyonu alınmalıdır. O güne değin koalisyon güçlerinin yoğun bombardımanı söz konusuydu, ancak DEAŞ alan kaybetmeye başlamamıştı. Türkiye El Bab derinliğine girdikten sonra koalisyon güçlerine özgüven geldi ve Musul, Rakka operasyonları ile örgüt geriletildi. Tabii bu arada Rakka bir başka terör örgütü olan PYD'ye teslim edildi. Yeri gelmişken, PYD'nin de tıpkı DEAŞ gibi kullanış süresi dolduktan sonra küçüleceği kanaatindeyim.

'TÜRKİYE'YE SALDIRIN' DİYOR
Reina saldırısından sonra yapılan operasyonlarda örgütün İstanbul'daki önemli hücreleri çökertilmişti. Son olarak geçtiğimiz günlerde yapılan operasyonlarda 143 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı. Türkiye genelinde süren bu operasyonların DEAŞ'a önemli bir darbe vurduğu gerçek.
Türkiye'deki DEAŞ hücrelerinin çökertilmesinde ABD istihbaratının ciddi bir katkısından söz etmek mümkün değil. Reina saldırganını Türk istihbaratı ve emniyeti kendi imkânlarıyla yakaladı. Hatta saldırgan yakalandıktan sonra ABD "İstihbaratı biz verdik" diyerek operasyona sahip çıkmaya çalıştı ama Türkiye bunu hemen yalanladı. Son operasyonlarla beli kırılmış olmasına rağmen DEAŞ, merkezi bir örgüt olmadığı ve sahada alan kaybederken ülkelerine dönen yabancı savaşların, hücre yöneticilerinden alacakları talimatlarla eylem yapabilecek bir örgüt olduğu için halen çok tehlikeli.
Türkiye'nin DEAŞ'a karşı her daim tetikte olması gerektiğini örgüt içi yazışmalardan da anlıyoruz. O tarihte örgüt üyeleri bir Rus yazılımı olan Telegram üzerinden haberleşiyordu. Hâlâ öyle mi bilmiyorum.
Masharipov'a ait tablette ele geçen ve Ebu Cihad kod ismini kullanan İslam Atabiev adlı terörist tarafından Rusça gönderilen eylem talimatında şu ifadeler yer alıyor:
"Allah yolunda köpeklere, kâfirlere göstermek gerekli. Onlar hiçbir yerde güvenli değiller. Onlar düşünmesinler İstanbul güvenli diye.

Allah diyor ki, bu Türkiye'yi öldürün, dağıtın. PKK ayrı köpekler, kendi küfürleri için, kendi Komünizm'i için sonuna kadar gidiyorlar. Onları öldürüyorlar. Mücahidler kendileri için bunu yapamıyorlar."
Düşmanı olduğu PKK'yı da örnek göstererek "Türkiye'ye saldırın" diyor. Bu sapkın, aşağılık ruh haline "Geleceğiniz varsa göreceğiniz de var" demekten başka mukabele etme şansı yok. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz'dan sonra FETÖ, DEAŞ, PKK'yı ve daha çok da onların ardındaki güçleri kast ederek "Topunuz gelin" demişti. Hep birlikte de gelseler, bu millette bu vatan aşkı olduğu müddetçe karşılaşacakları tek şey acımasız bir yenilgidir.
BİZE ULAŞIN