FERHAT ÜNLÜ FERHAT ÜNLÜ

Türkiye-Rusya ittifakına sabotaj

ABD, Türkiye’nin Rusya ve İran ile Suriye krizini çözmek için yürüttüğü diplomasi trafiğinden ve sahadaki askeri ittifaktan rahatsız. 6 Ocak’ta Türkiye-Rusya işbirliğini sabote etmeye yönelik İHA saldırısının yaşanması boşuna değil

"Birilerinin burnumuzun dibinde terör koridoru inşa etmeye çalışması sabrımızı azaltıyor. Biz 200 yıldır dört bir yandan üzerine üşüşen leş kargalarına, akbabalara rağmen dimdik ayakta kalabilmiş bir ülkeyiz. Karşınızda ne Osmanlı'nın hasta adamı, ne cumhuriyetin çömez devleti, ne 1970'lerin, 1990'ların güçsüz ülkesi var. Artık karşınızda cumhurbaşkanından muhtarına kadar 2023 hedeflerine kilitlenmiş, 2053 ve 2071 vizyonuna inanmış bir millet var."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 43. Muhtarlar Toplantısı'nda söylediği bu sözler PKK'nın Suriye kolu PYD tarafından oluşturulan terör koridorunun arkasındaki güce, yani Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) doğrudan bir mesaj. Zira ABD, Türkiye'nin Rusya ve İran ile Suriye krizini çözmek için yürüttüğü diplomasi trafiğinden ve sahadaki askeri ittifaktan rahatsız. Boşuna değil, Türkiye ve Rusya, Suriye'de ciddi bir askeri işbirliği ile operasyon yürütürken 6 Ocak'ta bu işbirliğini sabote etmeye yönelik ilginç bir olayın yaşanması.
6 Ocak'ta Rusya'nın Suriye'deki Tartus ve Hmeymim üslerine en az 13 İHA ile saldırı düzenlendi. Putin saldırının ardından Erdoğan'ı arayarak "Olayın arkasındaki provokatörün kim olduğunu biliyoruz. Türkiye'nin alakası yok. Bu saldırıların arkasında Türk devleti ve Türk ordusu olmadığına eminim" dedi.
Putin'in, bu cümleleri ülkesinin askeri istihbarat kaynaklarından teyit ettiği bilgilerle sarf ettiği muhakkak.

AFRİN BAŞ GÜNDEM MADDESİ
Neresinden bakarsanız bakın Türkiye'nin Suriye'de yürüttüğü her diplomatik, istihbari ve askeri operasyon ABD'yi rahatsız ediyor.
Fırat Kalkanı bunun miladı idi. 15 Temmuz menfur darbe girişiminden sadece bir ay bir hafta sonra, 24 Ağustos 2016'da başlatılan Fırat Kalkanı Harekâtı, Türkiye'ye yönelik iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesi açısından önemli bir merhaleydi. Türkiye bu harekât ile ilk kez savunmadan taarruza geçti. Daha doğrusu dışarıdan içeriye uzanan tehdidi sınır ötesinde yok etmeye başladı.
Bu harekât devam ederken PYD'ye yönelik Münbiç ve ardından Afrin operasyonları gündeme geldi. Şu anda devletin zirvesinde Türkiye'nin Suriye gündeminin baş maddesi Afrin. Erdoğan, Afrin'in Türkiye için stratejik bir hedef olduğunu 27 Ekim 2016'da yaptığı bir açıklamayla dünyaya duyurmuştu: "Kilis'ten Kırıkhan'a doğru uzanan bölgeden ülkemize yönelik tehditleri bertaraf etmek için gerekirse orayı da terör örgütlerinden temizlemeyi gündemimize alıyoruz."

ABD'NİN TEK MÜTTEFİKİ
PYD Afrin 50 bin nüfuslu bir şehir. PYD/ YPG oraya cebren ve hile ile çöreklendi. Tıpkı Münbiç'e olduğu gibi... PYD Münbiç'e yerleşirken -takriben yüzde 80'ini- PYD'lilerin oluşturduğu Pentagon destekli Suriye Demokratik Güçleri adlı bir örgüt kurarak perdelemeye çalıştı. SDG içindeki gruplar arasında çok az sayıda Arap ve Türkmen var.
Afrin operasyonu, Türkiye'nin hem 'askeri gücünü (hard power), hem de diplomatik gücünü birlikte ve muhtemelen eşzamanlı olarak kullanacağı bir operasyon olabilir. Bu konu ile ilgili uzun zamandır Rusya ile yoğun bir diplomasi ve istihbarat trafiğinin içinde olunduğu biliniyor. Benzer bir süreç İdlib operasyonu öncesinde de yaşanmış ve ardından Türkiye ve Rusya, İran ile de anlaşarak İdlib operasyonunu başlatmıştı.
ABD'nin, Suriye'deki Türkiye-Rusyaİran ittifakına karşı elinde tek enstrüman olarak bir terör örgütü olan PYD kaldı. Asimetrik savaş sürecine göre tasarlanmış bu 'asimetrik ittifak'tan Suriye'nin ve bölgenin hayrına bir sonuç çıkması mümkün değil. Zaten Rusya ve İran destekli Şam rejimi de PYD'nin 'düşman, vatan haini' kategorisinde olduğunu dillendirmeye başladı. Suriye'de iç savaşın asıl sonucunu; gücünü yeniden tahkim etmiş ve toprak bütünlüğünü korumaya başlayan Suriye ile PYD arasındaki mücadele belirleyecek.
BİZE ULAŞIN